02 Nisan 2010

Cinsel Sağlık Saati

Kanalımızın halk tarafından benimsenmiş, cinsel sağlık alanının önde giden, bayrak taşıyan, marş söyleyip slogan atan önemli şahsiyeti Prof. Dr. Gürbüz Şakir ORGAN sizlerin cinsel problemlerinizi dinleyip, çözüme ulaştırmaya devam ediyor. Kendisinin mücadelesi ülke çapında sevişmemiş tek kişi kalmayıncaya dek sürecek. Sendeyiz profesör.

Nassınız bakalım sevişgenler?
Ulu seksler oldu mi
Banyolar yapıldu mi
Bornozlar giyuldu mi
İmdi çarşaf irtulur

Programıma bir şiirle başlayıp romantik bir hava yaratayım istedim. Eğer bir çiftin bile sevişmesine katkım olursa ne mutlu bana. Şimdi mektuplara geçelim:

İlk mektubumuz Rize'den. Uzun uzun kamışlar rumuzlu okurumuz şöyle diyor: "Hocam merhaba. Ben 32 yaşına gelmiş olmasına rağmen hayatında bir kere bile erotik olaylara girmemiş bekar bir erkeğim. Gül gibi ömrüm bir seks yapamadan, bir yuvarlak hat yarıçapı ölçemeden geçip gidiyor. Bir keresinde geneleve gittim, "vizite kaça bacım?" dedim, "sen bacınla mı cima ediyon lan it" cevabı üzerine oradan da kaçtım ve bi daha gidemedim. Eğer bir süre daha sevişemezsem sanırım kadın cinsinin neye benzediğini tamamen unutacağım. Bu işler nasıl oluyo hocam, bana bi çare.

Sevgili okurum. Sen bu yaşına kadar bir kadına bulaşmadıysan bir sürü birikmiş paran vardır. Şimdi sen yanına biraz para al İstanbul'a gel. Beyoğlunda Filiz Oteli'ni bul, resepsiyona benim adımı verip 300 lira para bırak. Görevlinin sana verdiği odaya çık içerdeki kadınla naparsan yap. Kadını konuşmaya zorlama, pek Türkçe bilmiyor. Ha ama Rusçan varsa istediğin kadar konuş tabi. Çıkarken bi 300 lira da ona bırak. Bana hayır dualarını yolla, memleketine geri dön. Bu kıyağımı da sakın ha unutma.

Bu hafta 2 mektup alıyorum, çünkü son bölümde hepinize ödev vercem. 2. mektubumuz ise Sinop'tan gelmiş. Bakalım
akşam simidi gibi yanıyorum rumuzlu okurumuz ne demiş? Hocam ben normalde gayet efendi bir hanım olmama rağmen, ne zaman üniformalı bi erkek görsem kendimden geçiyorum. Üniforma giymiş erkeklere karşı büyük bir zaafım var. Şu ana kadar 5 subay, 4 astsubay, 2 uzman çavuş, 18 er ve erbaşın yanı sıra, hatırı sayılır miktarda polis, zabıta ve güvenlik görevlisiyle beraber oldum. Bu zaafım etrafta da bilindiği için mesleği ne olursa olsun bir çok erkek bi yerden bi üniforma denkleştirip kapımın önüne dikiliyor. Geçen biri abartıp mareşal ünformasıyla geldi. Herifi kovaladım gitti ama aklım da yine üniformada kaldı. Hocam napcaz böyle? Televizyonda 30 Ağustos kutlamaları çıkıyor ben evde üçlü koltukla boğuşuyorum. Kurtarın beni bu dertten.

Sayın okurum askerliğini asteğmen olarak yapmış biri olarak bu konuyu seninle karşılıklı konuşmak isterim. O günlerin hatrına hala bir takım üniformam dolabımda asılıdır. Seninle seviyeli bir görüşme yaptıktan sonra İstanbul'a 1 mayıs tarihli bir uçak bileti alacağız. (Bileti ben temin ederim 300-400 lira bişey zaten) Sen kutlamalara katılacaksın, gaz bombasını, copu yiyince ne üniforma sevdası kalacak ne de başka bişey. Evin yansa itfaiye çağırmayacaksın o derece. Sonra bana çok teşekkür edeceksin. Şimdiden hayırlı olsun, ben yeşilleri çektim bekliyorum.

Gelelim bu haftanın ödevine. Gelecek programa kadar herkes bir partner bulup sevişecek ve neler hissettiğini anlatan bir kompozisyon yazacak. Ayrıca, seksapel, libido, histerik kelimelerini de cümle içinde kullanacaksınız. Partner bulamayan erkekler Filiz Otel'ine gitsin, partner bulamayan kadınlar bana gelsin. Haftaya ödevleri kontrol edicem ona göre. Erotizmden yoksun bir milletin haline acırım. Hadi öptüm bye.

23 Mart 2010

Şimdi Haberleri Veriyoruz

-Geçen hafta Beyoğlu'nda yapılan uyuşturucu operasyonunda ceketinin iç cebinde kokainle yakalanarak gündemi sarsan rock müziğin asi ismi Cenk Yıldırım'ın "Rocker adam uyuşturucu kullanır, serserilik yapar" klişesinden faydalanıp albüm satışlarını artırmak için, uyuşturucu kullanmadığı halde bizzat kendi kendini ihbar ettiği ortaya çıktı. Normalde sigarayı bile içine çekmediği, hemen dumanı üflediği ve gerçek adının da Cabbar Çayırbaşı olduğu anlaşılan ünlü isim cümlealeme rezil oldu. Bütün popülaritesinin bir anda yerle bir olduğunu ve artık rock müzikten ekmek yiyemeyeceğini anladığını söyleyen Cabbar Çayırbaşı, Tatlıses TV'den gelen sunuculuk teklifini kabul etmek zorunda kaldığını gözyaşları içinde kamuoyuna açıkladı.

-Messi'nin son 3 maçta 8 gol atmasının ardından rakip defans oyuncusu tarafından "Belki de insan değil" sözleriyle övülmesine milli futbolcu İbrahim Üzülmez'den sert tepki geldi: Ben de insan değilim! 2-3 gol attı diye 23 yaşındaki bir veletin hemen göklere çıkarılmaması gerektiğini ifade eden Üzülmez "Şu bi gerçek ki ondan daha hızlı koşuyorum, daha hızlı adam tartaklıyorum, sakallarım daha çabuk uzuyor ve en önemlisi ondan yaşça büyüğüm. Spor medyasının yaşa hürmet etmesi gereken yerde el kadar bebeyi övmesine anlam veremiyorum. Benim kafamı bozmasınlar yoksa orta yaparım." dedi.

-Bundan bir kaç yıl önce görkemli bir törenle basına tanıtılan ve büyük ilgi toplayan ancak o günden beri kendisinden haber alınamayan Erke Dönergeci nihayet tekrar kendini gösterdi. Bu sefer ufak bir basın toplantısıyla tekrar kamuoyuna gösterilen Erke Dönergeci'nin aslında aldığı enerjiden daha fazlasını üretemediğini, bu konuda çok büyük eşşeklik yaptıklarını, işe yeni alınan asistanın formülü yazarken virgülü bi basamak yana kaydırdığı ve bu yüzden yoktan enerji üretiyomuş gibi bir sonuç elde ettiklerini ve onca fizik kanununa rağmen bunu utanmadan açıkladıklarını ifade eden firma genel müdürü, ortalarda görünmedikleri süre içinde bu aletin başka ne işe yarayabileceğini araştırdıklarını söyledi. Uzun çalışmalar sonucunda modifiye edilen ve çok güzel mantı kapattığı öğrenilen alet "Mantı Dönergeci" olarak piyasaya sürülecek.

22 Mart 2010

Anketi Kaldırıyoruz

trt2gibiadam yönetim kurulunun oybirliği ile aldığı karar sonucu "Hacı zahmet olmazsa bi 10 kaat iteler misin bana?" konulu anketi kaldırıldı. Yönetim kurulu adına konuşan bizzat kendim, yaptığım açıklamada şöyle dedim: "Millete bi soru sorduk 10 lira verir misin diye, yarısından fazlası "bi sor bakalım 10 liram var mı?" şıkkını işaretlemiş. Oğlum bu kadar mı yokluk çekiyosunuz lan? Hani olur da vermek istemezsiniz tamam da, resmen yarımızın cebinde maksimum 9 lira civarı bi para var. Eğri oturup doğru konuşalım, bu parayla bi bok yapılmaz. Ulaşımı otostopla, beslenmeyi haşlanmış patatesle, barınmayı çekyatla yapsanız bile olmaz. Bu paraya ancak sebze halinin duvarının dibinde şarapçı olunur, bilemedin öğrenim kredisi yatmamış, evden de para gelmemiş üniversite öğrencisi olunur. Eğer bakın durumunuz bu kadar kötüyse bende biraz para var, size 5-10 lira koltuk çıkarım*. Ama bende de çok yok tabi. Kanalı reklam gelirleriyle ayakta tutuyoruz, devletten para gelmiyor. Ay sonu yine kdv yatacak, millet hep veresiye yazdırıyor... Neyse konu dağıldı, ben daha fazla sizi üzmek istemiyorum ve başka anket koyuyorum. Canınızı sıkmayın, para insanın elinin kiridir. Bugün mesela bakın bi Rahmi Koç bile zengin falan ama ağız tadıyla yumurtalı çökelek yiyemiyor. Herkes bugünlerinin kıymetini bilsin, haline şükretsin, öyle anarşik olaylara karışmasın.

*Koltuk çıkmak: Argoda maddi anlamda destekte bulunmak, kişiyi parayla ihya etmek, ihtiyacını gidermek.

15 Mart 2010

Şiir Saati

Çıkarmış olduğu şiir kitabıyla ancak eş dost arasında heyecan yaratabilen ve bu yüzden kitabı -12 satan (7 adet satış, 19 adet eşe dosta hediye) deneysel şair Sedat Dumanaltı, imgenin, soyutun, kelime oyununun bokunu çıkardığı şiirilerinden birini bizlerle paylaşmak istedi biz de kıramadık adamı. Çok yufka yürekliyiz lan, böyle kanal idare edilmez ama napalım işte.

Ergen Battaniye

Sen salı pazarında bir tutam yeşil soğan
Ben ise seçkin kitapçılardaki Bulvar gazetesiydim
Kırlangıçlar göçüyor aristo dağının muhtarlığına
Kasaplar neden optimist neden jandarma pilav yapmaz
Akıllı beni bulmaz deli dibimden ayrılmaz

Aşkımız hiç gelmeyecek bir otobüsü beklemek gibi
Galiba sen yeşil soğanda takıldın kaldın
Ben ise can atıyorum içinde kaotik geçen dize yazayım diye
Akhilleus'un yorgun savaşçısı Kalimedes buradaydı az önce
Bazen kavurma alıyorum yavruma apansız
Robdöşambır, merdane, ingiliz anahtarı, hayalet orman
Birden laz uşağı oluyor elimdeki yeşil soğan
Horon tepiyoruz alt kata doğru, sıvaları döküyoruz kaygısız

Beni terk edecekmişsin, ayağının altını öpeyim etme
En azından amcaoğlumla beraber ol, yabancıya gitme
Bi yeşil soğan dedik diye yaptığın bu tavırlar
Gün gelir olmadık bi yerini coverlar
Bu dizeye bi mitolojik kahraman bi de yitik lafı gelecek
Paramparça gündüzleri tarumar oluşlarım
Sarı karpuzlar görüyorum Üsküdar ufuklarında
Artık hangi Mozart'a öykünsem faydasız
Bu şiirimi anlamayan
Ya ibnedir ya umarsız

09 Mart 2010

Sokağın Nabzı

Sırf halkla daha bi bütün olalım, güncel olaylar hakkındaki fikirlerini alalım, acaba zerre kitap okumadan, ana haber bülteni, yerli dizi ve gerzek yarışma programı izleyerek ne kadar bilgi sahibi olunabilir öğrenelim diye tuttuk ekip olarak sokağa çıktık ve vatandaşa sorduk: Nolacak bu opera ve balenin hali?

Hayriye Tomruk (Ev Hanımı - 56): Nolacağı var mı kardeşim, bu ikisi ben bildim bileli nişanlılar. Nişanlılık bu kadar uzatılır mı hiç? Bana kalırsa o opera denen deyyus oyalıyo kızı. Yok efendim Figaro'nun bi düğünü kaç paraya patlıyomuş da, yok böyle bi dünyaya etkinlik getirmek istemiyomuş da... O herif artık bıraksın bu işleri, bak gül gibi mesleği var, iyi kötü müşterisi var. Yavrucuğum bale evde oturmaktan kartlaştı, bacağını açamaz oldu. Artık evlensinler, çoluk çocuğa karışsınlar, güzel güzel evde oturup televizyon izlesinler.

Cabir Çuhadar (Serbest - 44): Operacılardan rahmetli Pavorotti'yi iyi tanırdım. Çok güzel, içli bi sesi vardı. Ses aralığı 3 Oktay diye duymuştum. Ortalama bi Oktay'ın boyuna 1.75 desek, demek ki herifte 5 metreyi geçkin ses varmış. E bu adamın bel çevresi de nerden baksan 2,5 metre var. Şimdi bu herife ne kefen bezi gitmiştir var sen hesapla. O öldüğünden beri kederimden opera falan dinleyemez oldum, eve de yasakladım. Baleye ise en başından beri ısınamadım. Öyle 35-40 kiloluk kızları havaya atıp tutmak maharet değil. Ben inşaatta 50 kiloluk çimento torbasıyla yazı-tura atıyorum, aldığım gündelik otuz lira. Biraz hadlerini bilsinler.

Abdürrezzak Mürteci (Şıh - 61): Bale zinhar günahtır, yapan da izleyen de cehennemliktir. Ben geçen kaza eseri Canal+ da denk geldim. Böyle fidan gibi kızlara el bezi kadar eteği giydirmişler, alt takım hepten ortada. Bi beriki herifin kucağına gidiyor, bi ötekinin kollarına atlıyor. Böyle memeler falan hep bıngıl bıngıl. Kız körpecik, etek boyu sonsuzda sıfıra yakınsıyor, vücut desen o biçim. Neden bunlardan bana denk gelmiyor, bu kızlarla kim cima ediyor? Hepsi günah, hepsi zındık, hepsi sıfır beden, gram yağ yok arkadaş. Balerin sevmek günahsa, Allah günahlarımı affetsin.

08 Mart 2010

trt2gibiadam Kadınlar Günü Etkinlikleri

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Sanki başka gezegenlerde de kadın varmış gibi... Neyse... Şimdi bunun hikayesi nereden geliyor? Seneler evvel 10 kişilik bir kadın grubu bir araya gelir ve her ay birimizde buluşup ona 50'şer dolar verelim ve bir yandan da bolca kısır, börek yiyip, 3 semaver çay içelim derler. Bu öneri kabul görür ve gün geçtikçe yaygınlaşır. Yan apartmana ordan diğer mahallelere, belde ve bucaklara sıçrar falan. Sonra da bu karışıklığı engellemek için 8 Mart günü belirlenir ve tüm kadınlar o gün bir araya gelmeye başlar. Bu yüzden her 8 Martta dünya bulgur rezevrlerinde %12, çay rezervlerinde ise %9'luk bir azalma gözlemlenir. İşte bu güne kadınlar günü adı verilmiştir. İlk toplanan 10 kişilik kadın grubu ise başka bir olaydan ötürü araya husumet girdiği için bir daha görüşmemişlerdir.

Kadınlar her özel günlerde olduğu gibi (14 şubat, doğum günü, 30 Ağustos Zafer Bayramı vs.) bu günde de çok hassas olurlar. Bu yüzden biz kanal olarak bir dizi devrim niteliğinde uygulamaya imza attık ve bugüne mahsus olmak üzere uygulayacağız. İşte o uygulamalar:

*Bugün erkekler kadınlara trip atmayacak, laf söylemeyecek. "Beni yanlış anlama ben medeni bi erkeğim ama bak hava çok soğuk git daha kapalı bişeyler giy" demeyecek.

*Sevgiliyle yürünürken başka kadınlara çaktırmadan dahi olsa bakılmayacak. Eğer ki kadın kişisi bir bakış yakalarsa gözüm dalmış denmeyecek. Efendi gibi "Özür dilerim hayatım hatun birden ilgimi çekti, bakmış bulundum, bi daha olmaz" denecek. Bu laf üzerine sevgiliniz ya da eşinizin söyleyeceği he laf sineye çekilecek ve karşılık verilmeyecek.

*Bugün ne kadar ayakkabıcı, çantacı vs. dolaşılırla dolaşılsın en ufak bir sıkılma belirtisi gösterilmeyecek. Aksine "aşkım bu sana çok yakıştı, şimdi bu rengin aynısından bi tane de elbise almamız gerek" gibi teşvik edici laflar söylenecek.

*Peki analarımızı unutacak mıyız? Hayır! Bugün herkes anasının elini öpüp, kadınlar gününü kutlayacak ve hayır duası alacak. Alınan hayır duasının bir kısmı kız arkadaşa/eşe hibe edilecek.

*Hatun kişi akşam yemeğe götürülecek ve "sen benim hayatımda olmasaydın şu an en iyi ihtimalle kahvede okeye dönüyo olacaktım, resmen derleyip toparladın, insana benzettin beni" denecek.

*Akşamki Galatasaray maçının bahsi dahi yapılmayacak, özet görüntüleri ancak ertesi gün izlenecek. Ha sevgiliniz futbola meraklıysa bilemem, öyle bi durum varsa paraya kıyılıp deplasmana maç izlemeye bile gidilebilir. Duruma göre yani, sızlanmak yok.

*Üste başa dikkat edilecek, çamurlu ayakkabı, yakası bağrı açık gömlek, bi haftalık pantolon, 3 günlük sakal olmayacak. Berbere gidilip enseler toplatılacak, kravat takılacak ve kokular sürünülecek. Ağızdan tek bir argo laf çıkmayacak. Bir duruma kızılırsa "hayamanağoyum" yerine "hay aksi", bir kişiye kızılırsa da "şerefsizinçocuğubezevenk" yerine en fazla "münasebetsiz" denilecek.

Tüm erkekleri duyarlı olup bu saydıklarımızı yapmaya çağırıyorum. İki dakka efendi olun, canımı yiyin.

Ciddi not: Bugün dünya Kadınlar Günü Değil, Emekçi Kadınlar Günüdür. Bu günü 14 Şubat'la karıştıran her kim olursa olsun, dünyada rahat yüzü görmesin. Hadi iyi günler.

03 Mart 2010

Ustura Kitap Evi'yle Son Çıkan Kitaplara Bakış

Edebiyat dünyasının allahına kadar delikanlı ismi Ustura Kitap Evi yeni çıkan kitapları sizin için irdeledi. Sözü fazla uzatmadan dükkan sahibi Sertaç Derbeder'e bırakıyoruz.

Selamınaleyküm. Ne demiştik? Kitap insanın en has kankasıdır, kankaya ihanet edeni affetmeyiz. Daha raflarda satılmamış bürsürü kitap duruyo ama millet hala çatır çatır kitap yazıyo. Siz de evde mal mal evlilik programı izleyip durun. Adam yazmış oğlum yazmış. Tuğla gibi kitap dolu dükkan, kim okuyacak bunları? Mal kokmaz çürümez dedik, bütün parayı buraya bağladık. Adamı kitap işine girdiğine pişman etmeyin ulan. Yeni çıkan kitapları ben sizin için okudum irdeledim. Hele bu yeni gelen mallar bi bitmesin bak ben napıyorum sizi.

-İlk kitabımız bi kişisel gelişim kitabı. 40 Adımda Vardiya Amiri Olmanın Yolu. Bunu yazan herif daha önceden CEO olmanın yollarını anlatmıştı ama tutmamış demek ki, bu sefer hedefini düşürmüş. Gerçi ben daha kişisel gelişim kitabı okuyup da kendini geliştirmiş bi insan evladına rastlamadım ama iyi satıyo bunlar. Fiyatı ucuz, pazarlıksız 10 lira. Zaten 150 sayfa bişey 2 güne bitirirsiniz kitabı. Sonra da 3 ay boyunca şöyle kitap okudum, en son şunu bitirdim diye anlatırsınız millete. Ha? Noldu? Yalan mı oğlum? Bu iş askerlik gibidir. Askerliği de 15 ay yapar 150 sene anlatırsınız mesela. Darılmaca gücenemece yok.

-İkinci kitabımızı Karl Marx diye bi herif yazmış, adı da Das Kapital. Aslında kitap çıkalı baya olmuş ama bizim dükkana daha yeni geldi. Geçen bi oturdum okuyayım dedim, kafam resmen hipodrom gibi oldu şerefsizim, sanki beynimde atlar koşturuyo. 4 günde anca önsözünün yarısına gelebildim lan. Oğlum niye anlaşılır yazmıyosunuz şunları ya? Bak sonra millet gelip alışveriş yapmıyo. Utanmaz herif yazdıkça yazmış, 1000 sayfa kitap mı olur vicdansız? Bu kitap da sizin gül hatrınız için 40 lira olur. Zaten bize de bişey kalmıyo ki birader, işte anca bi sarmalık ot parası falan.

-Son kitabımız ise Öğretmen Rasim Kaygusuz'un kaleminden Cin Ali'nin Topacı. İşte kitap dediğin böyle olur arkadaş. Yazıları büyük, resimli, anlaşılır ve gayet de ince. Yazarın üslubu son derece efendi ve makul. Bu Ali'nin bi dayısı var. Bi gün işte bu velete bi topaç alıyo ve olaylar gelişiyo. Heyecanı kaçmasın diye sonunu anlatmıyorum. Ben 3 günde sular seller gibi okuyup bitirdim. Sizin de seveceğinizden eminim, sevmezseniz vefasızsınız, şerefsizsiniz. Akşam pazarı 5 liradan gidiyo bu kelepir kitap. Yanında ayracı da bizden üstelik.

Bu hafta bu kadar değerli yiğitlerim ve hanım bacılarım. Ayın 10'unda kiranın yatması lazım daha kasada para yok. Eğer o gün kirayı ödeyemezsem memleketten 3 kamyon akraba yığarım, bütün şehre salarım, hepinizi ensenizden tutar getiririm dükkana. Bak benim tersime gelmeyin sakın, gençliğinize yazık olur. Yarım döner ayrana 5 lira verip karnınızı doyuruyosunuz ama ya entelektüel birikim nolacak? Ahırdaki sığır da biliyo karnını doyurmasını, nedir sizin ondan farkınız? Biraz adam olun. Dükkan sabaha kadar açık, cama bi tıklatın kalkar gelirim. Hadi eyvallah.

26 Şubat 2010

Rek-lam-laaaar

-Pantolon lazım mı abi? Eğer evet diyorsanız yerimiz aha şu ara sokağın sonunda sağda. Yan büfeden Kamil abiyi sesleyin hemen gelir. İşporta Collection'da 10 liraya, her beden ve renkte kot pantolon bulunur. Bulamazsak bi de depoya bakarız orda kesin vardir. İşporta Collection, İşporta Collection... Güveninizin eseri.

-Kitap insanın en has kankasıdır. Kankaya ihanet edeni affetmeyiz. Ustura Kitapevinde büyük kampanya. Kiloyla kitap satışlarımız başlamıştır. Her gün 1 paket sigaraya 5 lira vermeyi biliyosunuz anasını satayım. Gelip alacaksınız lan bunları. Adamın kafasını bozmayın. Ustura Kitapevi, delikanlılığın kitabı asıl burda yazılıyor.

-Plastik sanatlara gönül vermiş bir güzel sanatlar öğrencisi misiniz? Derste kullanacağınız alet edevat pahalı mı geliyor? Lan keşke işletme mi okusaydım diyorsunuz? Sakın üzülmeyin, öğrenci dostu firma Şenaylar Plastik yanınızda. Her nevi plastik leğen, kova, mandal, saklama kabı, bardak bulunur. Fyatlarımız gayet uygundur ama belki konuyu yanlış anlamış olabiliriz. Siz yine de bi gelin, ayağınız alışsın. Şenaylar plastik Bornova Atatürk Mahallesi'nde, meydandaki lisenin yanından girince 1. değil, 2. değil 3. sokakta. Şenaylar Plastik.

-Kültür-Sanat severlerin yeni adresi İmge Cafe açıldı. Duvarlarda kızılderili resimleri ve ilginç tablolarıyla, masalarda adı sanı duyulmamış edebiyat dergilerinin 4 yıl önceki sayılarıyla, sürekli yanan tütsüsüyle, Bülent Ortaçgil şarkılarıyla, loş ışığıyla, top sakallı erkek çaycısı ve yerel kıyafetlerini giymiş kız garsonlarıyla ve hep aynı ortayaşlı tiplerin oturduğu kapı önü masasıyla İmge Cafe tüm beklentilerinizi karşılayacak. Adres yok, sezgilerinizi sizi bize ulaştıracak.

25 Şubat 2010

Nasıl Güzel Resim Yapılır

"Eldeki boyaların fazlasını tuvale atıyorum şahane soyut resim oluyor" özlü sözünün sahibi, kanalımızın kadrolu, kıdem tazminatlı, senelik izinli ressamı Zulmet Kuğuboynu size güzel resim yapmanın püf noktalarını anlatmak için bu hafta atölyesinden çıkıp stüdyolarımıza geldi. Böylece aniden baş gösteren tiner ve boya kokusunun da kaynağını bulduk. Leş herif seni!! Kahrolası federal. Anlat hadi anlat. Anlat da git, nefes alalım.

Efendim öncelikle beni buraya davet eden trt2gibiadam ailesine çok teşekkür ederim. Benim için de baya değişiklik oldu. Şimdi güzel resim yapmanın sırlarını madde madde açıklayalım:

*Sanata gönül vermiş insanlar, ruhları çiçek gibi, avuç içleri pamıh gibi olan şahane insanlardır. O yüzden öncelikle insanın resim yapmaya başlamadan önce bir süre kendini dinlendirmesi, boş zamanlarında kitap okuyup müzik dinlemesi gerekmektedir. Ondan sonra ister resim yap, ister piyano çal, ister heykel traş et.

* Bakınız benim sık kullandığım bir sözüm vardır; "tuvalin iyisi beyaz olur" diye. ama pek tutmadı bu ya, neden acaba:( Halbuki bakın büyük ressamlara, hepsi beyaz tuval kullanmıştır. Neyse, önce beyaz bi tuval alın ve karşısına geçip bir süre tuvali izleyin. Evet doğru tahmin ettiniz, resmi buna yapacağız. Kirlenecek o güzelim bembeyaz zemin.

*Sakın ola hiperrealizm, ekspresyonizm, siyonizm, ve bunun gibi şeytani akımlara kapılmayın. İçinizden geldiği gibi takılın. Yani böyle kulağıma hoş gelen her müziği dinlerim gibi ok?

*Resim yaparken müzik dinlemek sanatınıza can katar, sizi şaha kaldırır. Ben resimlerimi şahsen Cengiz Kurtoğlu'ndan "dün gece resmini öptüm de yattım" şarkısıyla yapıyorum ama kimse beğenmiyo ya niye ki? :(

*Tuvale kalın fırçalarla hayvan gibi girişmeyin. Sanat yapıyoruz burda, evi badanalamıyoruz. Adeta hüzünlü bir sonbahar rüzgarında savrulan migros poşeti gibi olun. Ruhunuzu serbest bırakın, dönerse sizindir, dönmezse zaten babalara geldiniz.

*Şimdi yatayım, yarın sabah erkenden kalkar boyarım gibi bir düşünceye kapılacak olursanız hemen bu işten vazgeçin. Sanat ciddi iştir, sanat adam işidir. Böyle kaypaklık yaparak, sorumluluktan kaçarak resim yapılmaz. Ben bazen bi oturuşta 2 resim birden yaparım, üstüne de 3 demlik çay içerim. Ne yapayım yani allah baba da beni böyle yaratmış.

*Boyaları toptancıdan alıyorum ucuza geliyor. Siz de öyle yapın. Geçen doğum günümde de arkadaşlarım sağolsun bana tam 48 renkli Monami pastel boya takımı almışlar. Hepsini odunla kovaladım. Yöremde şu işten anlayan bi tane adam yok ya, çok yalnızım lan:(

*Bob Ross'u yakinen tanırdım. Umumiyetle çekinirdi benden, abi derdi. Bi gün çektim yanıma bak oğlum dedim, ne bu resimlerin hali? Hep bi kasvet, şuraya mutlu bi çam ağacı çizsen, dağın üstüne neşeli bi bulut koysan boyan mı eksilir dedim. Kızardı bu aynı alizarin kırmızısı gibi. Ne günlerdi bee.

*Ne demek istediğimi anladınız di mi gençler? Benden bu kadar, hadi güzel güzel, taşırmadan boyayın bakalım tuvalinizi. Haftaya kontrol edip not vercem ona göre.

22 Şubat 2010

Türkçe Sözlü Hafif Fantezi-Pop Saati

Senin İçin Şöyle Böyle Diyorlar

Oooo dostum ooo biraderim
Hakkında asılsız dedikodu dolaştırıyorlar
Sakın benden duymuş olma karabiberim
Senin için şöyle böyle diyorlar

Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Üç aşşaa beş yukarı zındık diyorlaaar

Güya boşlamışsın evi ocağı
Karın eve erkek almış diyorlar
Filhakika işin ucu sana dokunuyor
Resmen ortalık yerde godoş diyorlar

Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Senin için gizli eşcinsel diyorlaaar

Sütçüsü tüpçüsü bakkalın çırağı
Evinin önüne demir atmış diyorlar
Sen işyerinde raporlarla boğuşurken
Hanım evde boynuzu takmış diyorlaar

Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Çocuklarının babası zenci diyorlaaar

Söz: trt2gibiadam
Müzik: Gülben ERGEN

Ciddi not: Yıllar boyu ortalıktaki ibişlerin şarkılarını kastederek aynısını ben 5 dk. da yazarım lan dedim ve bunu yazdım. Çok iyi de oldu çok güzel oldu tamam mı?

15 Şubat 2010

Cinsel Sağlık Saati

Oturduğu mahallede nam salmış seksoloğumuz Prof. Dr. Gürbüz Şakir ORGAN erotik problemlerinizi dinleyip çözmeye devam ediyor. İlk programının ardından kanalımızı telefon, fax, mail ve Bulvar gazetesi bombardımanına tutan seyircilerimize bu hizmeti sunmayı bir borç biliriz. Kendisi yine bu hafta dünyanın dört bir yanından gelen okuyucu mektuplarını cevaplandırırken kâh güldürecek, kâh düşündürecek. Sendeyiz profesör.

Efendim herkese tekrar merhaba. Nasılsınız bakalım sevişgenler? Öyle geceleri, dizilerdeki gibi yatakta biraz kitap okuduktan sonra kafayı vurup yatmıyosunuz di mi? Cinsellik, erotik merotik bunlar güzel şeyler, hadi siz başlayın ben kapadım gözümü.

*İlk mektubumuz Muğla'dan. Pornovida rumuzlu okurumuz şöyle diyor: "Hocam ben üniversite son sınıfta okuyan 22 yaşında bir öğrenciyim. Kız arkadaşımla 3 aydır düzeyli bir beraberlik yaşıyoruz. Başlarda gayet efendi bir sevgi böcüğüyken en sonunda sevişebilecek düzeye geldik. Ama gelin görün ki o da ben de aile yanında kalıyoruz, haliyle boş ev bulmakta zorlanıyoruz. Cafelerde, parklarda, çalı dibinde, apartman boşluğunda, kırmızı ışıkta ön sevişmekten gına geldi artık. Geçen parkta sevgilimle yek vücut olmuşken zabıtaya yakalandık, rezil olduk. Diğer arkadaşlarım da bi evde 5 kişi kaldığı için evin boş bir anını yakalayamıyoruz. Hocam çok fenayım bildiğin gibi değil, vizeler yaklaşıyo. Elini ayağını öpeyim bana bi çare.

Yeğenim naptınız siz ya? Öyle dışarda çok takılmayın, valla bi gün kontrolü kaybedersiniz mahalleli linç eder sizi. Ben sana güzel bi kıyak yaparım 2-3 gece arkadaşta kalırım. Sen al anahtarı kafana göre takıl. Ama bu ayki öğrenim kredini çeker çekmez bana getireceksin ayrıca evi de bıraktığım gibi tertemiz isterim. Sen bunu bi değerlendir bana tekrar yaz.

*İkinci okurumuz ise Bartın'dan Grupseks'endört. Kendisi şöyle demiş: "Muhterem hocam. Ben 25 yıllık evli, 2 çocuk sahibi bir ev hanımıyım. Bir kaza eseri, uydu kanallarından birinde birbiriyle cima eden kadınları gördüğümden beri çok acayip bi haldeyim. Her ne kadar inkar etsem de sanırım ben eltime ilgi duymaya başladım. Zaten bizim heriften hayır yok. Adam akşam gelip yemeğini zıkkımlanıyor sonra doğru kahveye. Orda kendini batakla, ihaleyle tatmin ediyor geceleri de offline oluyor. Titreşim gönderiyorum, orda mısın diyorum oralı bile olmuyor. Hatta artık oral bile olmuyor hocam. Ama bi yandan da dul eltimin davetkâr hatları. Ayyyh içim bi hoş oldu. Hem erkek istiyorum hem kadın. Hocam noldu bana böyle, bu normal mi? Şimdi ne yapayım, eltime çıkma mı teklif edeyim?

Meraklanacak bişey yok grup84cüğüm sen biseksüel olmuşsun. Ama yanlış yerde ve yanlış zamanda olmuşsun. 45 yaşındaki bir kadının taşrada biseksüel olduğunu ilan edebilmesi için nerden baksan bi 80 sene daha var. Ama sen eltine ilgini ufaktan belli et, kocanı da bi yokla bakalım. Ola ki ikisinden de olumlu bi sinyal alırsın, sonra güzel bi ekip çalışması çıkar sen kazanırsın, eltin kazanır, kocan kazanır, Türkiye kazanır. Ha eğer ben mahallede bu işe kalkışırsam er ya da geç dedikodusu çıkar diye korkuyosan ben sizin için bi kaç gece arkadaşta kalıp evi boşaltabilirim. Ama bu iş biraz pahalıya patlar. Sen sandığın dibindeki paraları bi say bakalım, ne kadar birikmişin var. Sonra benimle tekrar iletişime geç.

*Son mektubumuz ise İstanbul'dan gelmiş. Bakalım Yenigelin rumuzlu okurumuz ne demiş: "Hocam ben hayırlısıyla bu ay sonunda evleniyorum. Müstakbel kocamla görücü usulü tanıştık ve mutaassıp çevremden ötürü flört edemedik. Sadece bi kere o, ben ve 2 amcaoğlumla beraber pastanede buluşup konuşabildik. Hayattan o kadar izoleyim ki radyasyon bile sızmıyor. Haliyle evlendiğimiz gece neler yaşanacağı hakkında hiç bişey öğrenemedim. Anneme sordum, zamanla alışırsın dedi. Çok tedirginim hocam, o gün napıcaz? Soyuncaz mı?

*Ohooo yenigelincim soyunmak ne kelime, ruhun bedenden ayrılıp ayrılıp geri gelecek, hehehehe. Şimdi sen sakin ol, sakın tırsma. İlk defa yetişkin bir karşı cinsi çıplak göreceksin. Sakın kaçayım deme adamın sopası var. Bu sopa zaman zaman işlevini kaybetse de keyfi yerindeyse mutluluk saçar. O gece kesin kan çıkacak. Eğer bakire değilsen daha büyük kan çıkacak, o yüzden vaktiyle bi haltlar yediysen kendine dikkat et derim. Erkek kişisi o gece zirve-ül saadete (ing: orgasm) erinceye kadar adeta coşkun akan bir ırmak gibidir, ancak ne zamanki şık bir hareketle golü atar, hemen bir süreliğine susuz bir dereye dönüşüverir. Sen bu değişimi sakın yadırgama, 4-5 dk falan hiç müdahale etme. Ha ilk gün o iş olmaya dabilir. Ama çalışmalara devam edin. Evin her köşesinde takım oyununu pekiştiren antremanlar yapın. Zamanla bloklar arası uyum sağlanacak ve mutluluktan sünger gibi olacaksınız. Fakat baktın hiç olmuyor, kocan son vuruşlarda başarısız, gol orucuna girmiş. O zaman bana gel, ev boş. Ben gereken herşeyi uygulamalı olarak öğretirim.

Hadi bakalım millet bu hafta da iyisiniz. Fındık ezmesi yiyin, kuru üzüm yiyin, bal kavanozunu kaşıklayın. Hepinize penaltılara uzayan kupa maçları gibi uzun ömürlü cinsellikler dilerim. Erotizm özgür toplumların rehberidir. Hadi eyvallah...

12 Şubat 2010

Nasıl Fazla Maaş Alıyormuş İzlenimi Verilir?

Özel sektör çalışanlarının 3 kuruş maaşa günde 40 saat mesai yapmak zorunda olduğu ülkemizde, insanların çevreye bıraktığı izlenim de maalesef ünvanlarıyla doğru orantılı olamıyor. İşe Call Center Müşteri Destek Personeli gibi heyyavrum bir ünvanla başlayan insanlara maalesef ay sonunda 5000 lira yerine 600 lira asgari ücret ödeniyor. Yine aynı şekilde ortalama 800 liraya talim eden Yönetici Asistanları da mevcut. Ama bu ünvanın öyle bir izlenimi var ki sanki yöneticinin asistanı değil adeta bir amcasının oğlu, bir görümcesi. Tabi hal böyle olunca da insanlar ünvanlarının altında ezilmemek için mecburen aslında çok maaş alıyomuş izlenimi vermek durumunda kalıyor, olmadık şeyler yapıyor, kötü yola düşüyor. Peki akli dengemizi yitirmeden nasıl fazla maaş alıyor izlenimi verebiliriz? İşte kanalımızın stajeri Gözde size bunun yollarını anlatacak. Gözde kanalımızda part-time çalışıyor ve ayda taş çatlasın 500 lira kazanıyor ama rahat 3-4 binlik gösteriyor. Evet gözde nasıl yaptın bunu?

Herkese merıbalaaar. Ben Gözde bu da yeni aldığım çantam, etiket fiyatı 250 lira biliyo musunuz? Şimdi bu kadar az parayla nasıl bu hale geliniyor onu maddeler halinde anlatıcam.

*Ben normalde yemek yemiyorum, eti formla besleniyorum. Zaten eti form dediğin şey kaç kuruş? Hem yemeğe falan çıkıldığında toplu grupları tercih ediyorum o zaman kibar beyler hesabımı ödüyor. Böylece gıdaya ayda 20 lira falan harcıyorum.

*Eski ayakkabılarımı, çantalarımı kesinlikle atmıyorum, tamirciye veriyorum. Zaman içinde her birinden 20'şer tane birikince istediğimiz kıvama geliyor. Çünkü her gün birini giydiğinizde sanki sürekli alışveriş yapıyormuş izlenimi veriyorsunuz.Üstüne bi de "Şunu bu haftasonu şu mağazadan aldım, bunu dün internetten sipariş ettim" diye sağda solda konuşursanız iyice inandırıcı olabilirsiniz.

*Tüm mağazalara telefon numaramı verdim, her türlü kampanyada mesaj geliyor. Kesinlikle yeni sezon almıyorum, indirimdeyken alıp seneye giyiyorum. Soran olursa "Ya ben bu monta 200 lira bayıldım ama bir hafta sonra indirime girdi inanmıyorum yaaa" diye dert yanıyorum, havamı basıyorum.

*Her gittiğim eğlencede, aile-arkadaş tatillerinde, türlü mekanlarda fotoğrafımı çektiriyorum. Bu fotoğrafları da hem feysbuka koyuyorum hem de ofistekilere gösteriyorum. Onlar beni çok sosyal sanıyor, oysa bilmiyorlar ki ben gittiğim cafeden sadece bi çay içip kalkıyorum:))) Ha eğer ki kalabalık bir grupla gidilmişse o zaman ice tea'den aşağısını içmiyorum, nasılsa kibar beyler ödüyor:)))

*Cep telefonumu sık sık yeniliyorum. Eskisini satıp babamın telefonuna el koyuyorum, böylece üste para bile artıyor.

*İki gsm hattı kullanıyorum. Gerçi birini hiç kullanmıyorum. Sorarlarsa Avea'yı mı vereyim Turkcell'i mi diyorum, cevap vermesine fırsat vermeden Turkcell numaramı veriyorum. Böylece gizemli, elit bir hava yaratıyorum. Acaba diğer hattını neden vermedi diye sordurtuyorum.

*Yine de aldığım para yetmiyo yaaa, bütün kartlarım ekside:((( Düze çıkıncaya kadar depresyona girmiş de eve kapanmış numarası yapmam lazım. Herkes kendine iyi baksın, Mango yine indirime girmiş mesaj geldi, kaçırmayın. Byeeeee:))

02 Şubat 2010

Sabaha Doğru - Kültürlenelim Sanatlanalım

-Ünlü fotoğraf sanatçısı Üzeyir Gözümkapalıçıkmış, fotoğraf gezileri esnasında dayak attığı vatandaşların fotoğraflarından oluşan yeni sergisini açtı. Elindeki makinayı görünce yavşak bir ses tonuyla "beni de çeksene bilader", "hangi kanal abi?" ya da yanındaki arkadaşını kastederek "şu yakışıklıyı meşhur etsene aslanım?" gibi yaratıcılık yoksunu yılışık tepkiler veren kişilerin adeta dayağa davetiye çıkardığını belirten fotoğrafçı; "böyle bir cümle duyduktan sonra çantamdan bu anlar için sakladığım 15 lik inşaat kalasımı çıkarıyorum ve o kişiye acımadan dalıyorum. Dayaktan sonra öyle fotojenik oluyolar ki dayanamayıp fotoğraflarını da çekiyorum" dedi. Sergi sanat çevrelerinden "eh işte" notu aldı. Dediklerine göre aslında fotoğrafçı zeki biriymiş ama yeterince çalışmıyomuş, biraz üstüne düşse takdir bile alabilirmiş.

-Yakşık 20 yldır yazdığı romanları hiç bir yerde yayınlamayan ve bunları geçirdiği bir bunalım ertesinde yakması için bir arkadaşına veren keriz yazar Üzeyir Kaotiksarmal, arkadaşının romanlarını gerçekten yaktığını öğrenince adeta çılgına döndü. İçten içe, arkadaşının kendisinden habersiz romanları bir yayınevine götürüp yayınlatacağını ve bu sayede şöhrete kavuşacağı hayalini kuran yetersiz yazar, 20 yıllık emeğini sobada küle çeviren arkadaşına herkesin içinde meydan dayağı attı. Bu durum üzerine olay yerine intikal eden polis yazarı gözaltına alıp ertesi gün mahkemeye sevketti. Yazar en son "Hapisanede olgunlaşıp çok acayip romanlar yazacam olum, bir gün hepiniz bana saygı duyacaksınız" diye bağırırken görüldü.

-Evlendirme Programına katılımcı olmak üzere Flash TV'den teklifi alan 65 yaşındaki ünlü dul film eleştirmeni Remzi Olmamış kahrından vefat etti. Merhumun cenaze törenine katılan yakınları gözyaşlarına boğulurken Flash TV'ye lanet yağdırdı. Artık gelen her numarası bilinmeyen aramada tedirgin olduklarını belirten sanat camiasınn ünlü isimlerinden yönetmen Malik Tarkovski "Ben sırf evde kanal değiştirirken bile denk gelmesin diye bu kanalı kaydetmedim. Eşim biliyorsunuz 4 yıl önce öldü, halim vaktim yerinde, kendi evim var. Her an benzer bir telefon bana da gelecek diye sinirden titreme geçiriyorum, bunun şakası bile çok kötü" diye konuştu.

Bir Kısım Facebook Kullanıcısının Yürek Burkan Dramı

Facebook adlı sitede henüz ne için kurulduğu anlaşılamamış olan, "profiline kim bakmış?", "seni kim aramış?", "seni kimler almış kim öpüyormuş seni?" gibi gruplarla, "hangi film ünlüsüsün?", "hangi rock yıldızısısın?", "ne zaman öleceksin?", "evlilik ne zaman?", "abi şu kız kim?" gibi anketleri ciddiye alıp birinden diğerine atlayan facebook kullanıcıları bu uygulamaların kurbanı oldu.

Profilime kimler bakmış temalı 20 farklı gruba üye olan İsmail Kayabaşı (36) mağduriyetini bizlerle paylaştı. İlk çıktığı andan itibaren, her seferinde hüsrana uğramasına rağmen, içindeki "Lan acaba profilime bakan hatun var mı?" merakını gideremeyen Kayabaşı "Abi bu merakım yüzünden ailem dağıldı. Bu şerefsizler her seferinde kandırdı beni. Bu kesin çalışıyor, 20 arkadaşına gönder çalışacak, %100 garantili çalışıyor, çalışmazsa çocuğumu keserim diye diye hepsine üye oldum. En son üye olduğum grupta bi kişi sana şunlar bakmış diye bi isim listesi yolladı. Bi baktım eski işyerinden bi hatun, hem de 3 kere bakmış. Sonra benim baldız her gün girmiş. Liseden başka bi hatun bütün fotoğraflarıma bakmış. Bunları görünce ben kontrolü kaybettim tabi, gidip üçüne de aynı anda yazıldım. Meğer o liste de yalanmış. Rezil olduğum yetmezmiş gibi evimi ocağımı da dağıttım. Karı eve terketti, 10 gündür annesinde kalıyor. Bugün de mahkemeden kağıt geldi, boşanma davası açmış. Lan ipneler hani çalışıyodu, hani bu sefer kesindi? İnsanın tertemiz duygularıyla oynamaya utanmıyo musunuz aşağılık yaratıklar?" şeklinde konuştu.

Bir diğer facebook kurbanı ise sitedeki anketleri ciddiye alan 52 yaşındaki 3 çocuk annesi Halime Duran oldu. Ne zaman öleceksin testini çözen ve tarih olarak karşısında 14 Mart 2010'u bulan Duran şok geçirdi. 40 gün sonra, üstelik de izlediği yerli dizilerin son bölümlerini göremeden öleceğini düşünmeye başlayan talihsiz kadın vasiyetini yazıp kanepede oturarak ölümü beklemeye başladı. Yakınlarının ikna etmesiyle aynı testi tekrar çözen ve 2038'de öleceğini öğrenen Halime Duran her ne kadar ölüm psikolojisinden kurtulmuş olsa da, "hangi dizi karakterisisin?" testinde Yaprak Dökümü'ndeki Ferhunde olduğunu öğrendiğinden beri aile üyeleri arasında nifak tohumu serpiştiriyor, yapmadığı şerefsizliği bırakmıyor.

Son zamanlarda artan facebook kurbanlarıyla ilgili açıklama yapan Psikyatrist Doktor Necmi Froydgil "Abicim rica ediyorum inanmayın böyle şeylere ya. Profilime kim bakmış diye kendini yiyip bitiren insan gizli eşcinseldir aga, beni kötü kötü konuşturmayın" dedi.

22 Ocak 2010

Sayısal Bölüm Cevap Anahtarı ve Çözümler

Matematik: Cevap B. Çünkü bu zamanda kimse 800 lira maaşla ev geçindiremez. Bu yüzden Ayşe de böyle problemlerde falan rol alarak yan gelir sağlamakta ve ancak bu şekilde ay sonunu getirebilmektedir. Mesela 2000 lira kazanıyo olsa hiç uğraşmaz bunlarla. Parça başı çalışsa gider işine bakar. Maaşı ödenmiyosa da sağda solda iş arar. Bakın ne kadar mantıklı di mi çözüm? Bence herkesin B demiş olması lazım.

Fizik: Doğru yanıt A. Neden derseniz, bi insan bilimadamı da olsa böyle lakayt davranışlarda bulunup kendini elaleme rezil etmemeli. Biri elma atar tutar, öteki şebek gibi dil çıkarar, beriki cıbıldak halde topluma hamam tası sallar... Bu durumda işte Temel inisiyatifi ele almalı ve bu adamları bi kenara çekip efendi gibi uyarmalıdır. "Bakın oğlum hepiniz yaşını başını almış eşşek kadar adamlarsınız, yetmedi mi yaptığınız edepsizlik, ananız babanız sizi böyle görse ne der?" diyerek bunları kendine getirmelidir.

Kimya: Cevap B. Şimdi biz bu soruyu yazınca gidip şıkları teker teker denedik. A şıkkındaki şeyleri karıştırınca gazlı tarhana çorbasını icat ettik. Nasıl ki meyveli soda varsa bu da böyle tarhanalı soda oldu. Yakında piyasaya sürcez. C dekileri karıştırınca önce kolayı bulduğumuzu sandık ama karışımı içen arkadaşlardan biri kudurarak vefat edince gerçeği anladık. D şıkkında da nefis köfte malzemesi var yedik bitti. B şıkkındaki malzemeleri karıştırınca da büyük bi patlama meydana geldi ve doğru cevabın B olmadığını da anladık. Demek ki bu soruya ne cevap verirseniz verin eşşek gibi doğru kabul edicez.

Biyoloji: Doğru cevap D. Zaten ilk fanustaki fesleğen bunca varlığa rağmen yaşamayı beceremezse ya tikidir ya da emo. Ha ama yaza evlenecekmiş bu ot. Bu halde belki 1 seneyi rahat devirir ama evlendikten 6 ay sonrası için garanti veremem. 2. fanustaki ota mineralin, klorofolin kralını da verseniz iflah olmaz. Zaten 3 kuruş maaşla geçiniyor garibim. 3 aya kalmaz büker boynunu. 3. ottan ise ümitliyiz. Çünkü herif çorbayla besleniyor. Büyüklerimiz "batna ciladır çorba" demişler. Başlarda yadırgasa da sürekli ilginç şeyler izlediği için bünye bunu anlamayacaktır ve zamanla alışacaktır. 4. otun ise şu an bile nasıl yaşadığı büyük bir muamma. Bugün yarın köklerini diker havaya, öyle hayat olmaz.

Sözel ve sayısal sınavlarda en az 5 soruyu doğru yanıtlayıp cevap anahtarını bize gönderen izleyicilerimize sürpriz ödüllerimiz var. Adresimiz PK: 17 İkitelli / Bayburt

20 Ocak 2010

ÖSS Soru Bankası

"ÖSS'ye trt2gibiadam'la hazırlandım, kısmetse seneye bi daha gircem"
Haydi gençler! Alın elinize kalemi kağıdı, çözün testimizi, kaydırın cevapları, sonra da vay ben başımı nerelere vuram diye dövünün. Sayısal bölümü sunmaktan kıvanç duyar, şekilden şekile gireriz.

Matematik:

Ali'yle Ayşe'nin yaşları toplamı 38 olmasına rağmen A şehrinden B şehrine doğru yol almaktadırlar. Ancak A ilinin C ilçesinde yorulup vazgeçmişlerdir. Demek ki bu salaklar yolu yürüyerek almaya çalışmaktadırlar. Neyse hocam bunlar dönerken Ali Ayşe'ye hafiften yazılmaya çalışmış ancak Ayşe tarafından çok fena terslenmiştir. Çünkü Ali denen şahıs daha 7 yaşında bi velettir. Cebindeki para Ayşe'nin maaşının 1/17 si bile değildir. Bu yerden bitme minyatür 3 kuruş parasıyla kime yazılmaya çalışmaktadır? Zaten arada Ayşe'nin yaşı da ortaya çıktı, gıcık yapıyor kadın... Buna göre Ayşe'nin eline ayda ortalama kaç para geçmektedir?

A) İkramiylerle beraber nerden baksan 2000 lira

B) Yol+Yemek+SSK 800 lira net maaş. Ramazan bayramında da erzak peketi

C) Ayşe mobilya atölyesinde parça paşı çalışmaktadır. Ne kadar iş yaparsa o kadar kazanmaktadır

D) Ayşe'nin çalıştığı firma 5 aydır maaşları yatırmamaktadır

Fizik:

Bi Newton, bi Einstein, bi de bizim Temel laboratuvarda oturmuş kütle çekimi üzerine deney yapıyolarmış. Newton manavdan aldığı elmayı havaya atıp tutarken birden bire "şerefsizim yerçekimini buldum lan" diye haykırmış. Bunun üzerine Einstein de karadeliklerin ışığın yönünü değişterecek kadar güçlü bir çekimi olduğunu kara tahtada şak diye ispatlayıvermiş. Arşimet isimli meczup ise mevzuya dahil olmamasına rağmen, anadan üryan bir halde, elinde hamam tasıyla ortama gelince apar topar dışarı çıkarılmış. Peki bu olanlar üzerine bizim Temel ne yapsa beğenirsiniz?

A)Bu kendini bilmezleri bi kenara çekip konuşarak çekim gücünü ispatlamalı.

B)Mıknatısla bi kaç çiviyi çekerek "Lan sabahtan beri bunun için mi uğraşıyonuz?" demeli.

C)Nimetle oynayan Newton'u kınayıp, Einstein'i takdir etmeli.

D)"Bana bi kaldıraç verin hükümeti düşüreyim" demeli.

Kimya:

Coca Cola'nın formulü nedir?

A) Su (H2O), geğirten gaz (H2So4), tarhana otu (TrHn), biber salçası

B) Nar ekşisi, domates suyu (H2Do), helyum gazı (He2), tuz (NaCl)

C) Sprite, siyah boya, biraz da isot (IS2Ot3)

D) Ekmek içi, az yağlı kıyma, soğan, baharat, tuz (Anamın köftesi, yanıltma şıkkı)

Biyoloji:

4 ayrı fanusun içine fesleğen bitkisi yerleştirilerek bir deney yapılmaktadır. Bu fanusların ilkindeki ot, yemi suyu, güneşi eksik olmayan hali vakti yerinde bir ottur, askerliğini yapmış, işe girmiş, kısmetse bu yaz evlenecektir. 2. fanustaki ot ise Allah'a şükür rızkını çıkarmaktadır ancak tüm gün Serdar Ortaç dinletilmektedir. 3. ot sabah akşam işkembe çorbası içmekte buna mukabilen Discovery Chnannel izleyip çeşit çeşit bilgi edinmektedir. 4. fanustaki ot ise öyle ot gibi yaşayıp gitmektedir. Sabahtan akşama kadar internetin başındadır, dışarı çıkıp hava almışlığı yoktur. Bu bilgiler ışığında bu otlardan hangisi ya da hangileri kafadan 1 sene yaşar?

A) 1 ve 2

B) 1 ve 4

C) Yalnız 3

D) 1 kesin de 3 belki

Sözel Bölüm Cevap Anahtarı ve Çözümler

Türkçe: Doğru yanıt: D. Çünkü dikkat ederseniz efkâr yazarken zahmet edip a harfinin üstüne şapka işaretini koymuşum. Düşünün ki önce shift ve 3 tuşlarına beraber basmışım sonra da a tuşuna basmışım. E tabi benim bu nazik hareketim de Türkçe'nin gözünden kaçmayacak ve beni takdir edecek, haliyle kendini daha iyi hissedecektir. Diğer şıklar bi boka yaramayan saçmalamalardan ibarettir, kaale bile almayın bence.

Tarih: Doğru yanıt: D. Çünkü o yıllarda milletler boyuna savaştığı için askerlik normal yaşam şekliydi. Tam tersine diğer hizmetler zorunluydu. Yani insanlar 20 yaşına geldiğinde zorla bakkal, kasap, manifaturacı yapılır, şafağı doldurmadan da salınmazlardı. Mesela benim İspanyol büyükdedem sivilliğini Madrit'te kuruyemişçi olarak yapmıştır. Diğer şıklar ise tamamen laf olsun diye yazılmış, insanı yanıltmayı amaçlayan, nalet şıklardır.

Coğrafya: Doğru yanıt: D. Çünkü göz var izan var bilader. Adamlar şampiyonluğa oynayan gül gibi takımı dağıttı, yerine çocuk çombalak doldurdu. Sonra da çok koşan bi ekip kurduk dediler. Ulan koşmanın bi numarası olsaydı Sabri'yle İbrahim Üzülmez kral olurdu. Şimdi koca camia koşa koşa 2. lige gidiyor. Diğer şıkların da allah belasını versin. Burda takım dağılmış biz nelerle uğraşıyoz ya.

Felsefe: Doğru yanıt: D. Çünkü farkettiyseniz diğer 3 sorunun da doğru cevabına D demişim. Şimdi buna ayrı bişey yazıp takımı bozamayız. Alacaksanız set halinde alın. Zaten ben öbür şıklara da baktım ama pek içim ısınmadı. Böyle bi samimiyetsizlik var gibi. Yani ne bileyim, her an böyle 4 tanesi bi araya gelip benim bi doğrumu götüreckmişcesine bakıyolar sanki. Tırstım resmen. D iyidir iyi.

19 Ocak 2010

ÖSS Soru Bankası

"ÖSS'ye trt2gibiadam'la hazırlandım, kısmetse seneye bi daha giricem"

İşte yola bu sloganla çıktık ve kanalımızın sınav stresi yaşayan ÖSS adayları için çıkması muhtemel soruları derledik. Bu sene sözel, sayısal, şans topu, kıl yün ne varsa hepsinde ilk onu bizi takip edenler parselleyecek. Bugün sözel bölümü yayınlıyoruz sonra sayısalı da vercez. Uzman eğitimcimiz, 2004 ÖSS Çayırtepe Mahallesi 57. si Üzeyir Sefil sizler için hazırladı:

Türkçe:

"Dinleyin ulan develer! İstanbul'un en büyüğü benim. Baba takımının da haracını kestik. İstanbul'da bize posta koyacak adam kalmadı. Benim attığım dikişi kimse sökemez. Arnavut! Votkamla eriği çalıştır ülen." cümlesi nasıl düzenlenmeli ki, Türkçe eski sağlıklı, güzel günlerine dönsün?

A) Merhaba arkadaşlar, çalıyoz çırpıyoz ama iş de yapıyoz be. Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. Arnavut kardeşim, bi bardak su alabilir miyim?

B) Dinle ulan İstanbul! Sen mi büyüksün, yoksa rahmetli dayım Recep mi? Votkadan alkol komasına girip ölmeseydi seni nasıl yenerdi haberin var mı? Bana erik verin.

C) Beni dinleyin İstanbullular! En büyük deve az önce Münih uçağıyla yurdumuza giriş yaptı. Deve ayağının tozuyla yaptığı ilk açıklamada gümrüksüz votkayla halis Münih eriği getirdiğini söyledi.

D) Selamınaleyküm babalar. Harç kredimi kesmişler. Kalan parayı votkayla eriğe yatırdım. Posta pulu almaya yetecek para bile kalmadı. Benim efkârımı kimse gideremez. Kalkın Arnavut'un meyhanesine gidelim.

Tarih:

İpanyollar'la Fransızlar arasında 1422 yılında kız meselesi yüzünden başlayan kavga şiddetli bir savaşa dönmüş ve nice koçyiğitler bu gerzek savaşta heba olmuştur. Ancak yıllar geçmesine rağmen bir türlü sonlanmayan bu savaş, bahiste iddaa oranı 1.65 olan İspanya'ya 3000 altın yatıran Osmanlı İmparatorluğu'nun 1441 yılındaki müdahalesiyle sonlandırılmış, İspanyollar galip ilan edilmiş ve bu savaşa da tarihte "20 Yıl Savaşları" denilmiştir. Bu gerçekler ışığında ve o dönemin koşulları gözönünde bulundurulduğunda aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?

A) Sayıları yuvarlamak 15. yy.da krallık makamında kabul gören bir davranıştır.

B) Fransızlar ve İspanyollar arasında hatırı sayılır miktarda dangalak bulunmaktadır.

C) Alacak verecek meselesi de iyi bir savaş sebebi olabilir.

D) Avrupa'da askerlik önceden uzun dönemler için 20, kısa dönemler için 10 yıldı.

Coğrafya:

Güneş Sivas'ta, İzmir'e göre yaklaşık 45 dakika erken batmaktadır. Ama Sivaslılar sakın üzülmesin, oranın da çökeleği çok meşhurdur. Ayrıca havası suyu da öyle büyük şehir gibi değil bilader, adamın canına can katıyor. Ben mesela askerliğimi Sivas Temeltepe'de yaptım. Tezkereyi aldığım gün bi daha buraya gelirsem cümlealem beni rencide etsin diye de söz verdim kendime. Yemişim havasını suyunu hafız... İş bu veriler ışığında Sivas hakkında aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur?

A) Sivas kuzey yarım kürede havadar bir enlemde yer almaktadır.

B) Sivas'ın bitki örtüsü merttir, yiğittir. Sivas'ın toprağında biten ayrıkotuna bile kurban olunur.

C) Sivas'ın temel geçim kaynağı çökelek ve nanteknolojik medikal ürün ticaretidir.

D) Sivasspor bu sene genç ve mücadeleci bir ekip kurmuştur.

Felsefe:

Hayatı boyunca pozitivist felesefeyi savunmuş, bu uğurda nice badireler atlatmış özü sözü bir filozof olan Markus Herberg, Müslüm Gürses'ten "Aldanma çocuksu mahzun yüzüne, mutlaka terkedip gidecek bir gün" adlı şarkıyı dinleyince psikopata bağlamış ve "Ulan vücudumda kafadan başka kesecek yer kalmadı, onu da kesip kurtulucam bu kahpe dünyadan, cigaralığı sigara diye içiyorum aq" diye naralar savurmuştur. Bu etkiye filozoflar camiasında ne ad verilir?

A) Bi büyük devirince Aristo bile gelse tanımam sendromu

B) Elin ulaştığı her yere jilet atma eğilimi

C) Arabeskte görülen pesimist iskelet

D) Yalan dünyanın yalan olduğu gerçeği

08 Ocak 2010

Cinsel Sağlık Saati

Uzmanlık dalında ünü dünyayı aşmış, yan gezegenlere sıçramış seksoloğumuz Prof. Dr. Gürbüz Şakir Organ yeni yılda sizlerden gelen mektupları okuyarak her türlü cinsel probleminize çare olacak. Artık kadınların başı ağrımayacak, erkekler bütün haftayı tek maçla idare etmeyecek. Çok acayip şeyler olacak çok. Sendeyiz Gürbüz.

Teşekkürler Pakize. İlk mektubumuz Samsun'dan, erotisyen rumuzlu izleyicimiz şöyle diyor:

"Merhabalar, ben 33 yaşında evli bir bayanım. Fakat kocamın benimle zerre ilgisi yok. Maalesef Anahaber Bülteni izleyerek tatmin olabilen bir kocaya sahibim. Herif akşam geliyor, haberleri izlerken artık neyden tahrik oluyosa olup rahatlıyor ve gece bana bişey kalmıyor. Önceleri haberi sunan kadın spikerden şüphelenmiştim ama adam Mehmet Ali Birand'ı bile izlese aynı. Yoksa benim kocam yüksek hayalgücü sayesinde düşünerek orgazma ulaşabilen bir denyo mu? 2 senedir yatakta kardeş kardeş uyuyoruz, artık aksiyon istiyorum. Nolur bana yardım edin.

Sevgili erotisyen. Kocanızın o gerilim dolu haberleri izleyerek doyuma ulaşabiliyor olması onun acı çekmekten zevk alan bir mazoşist olduğunu gösteriyor. Bu akşam kocanız geldiğinde televizyonu açtırmayın, elinize bir kırbaç alın ve masaya geçip haber sunuyormuş gibi yapın. Kocanız yeniden doğmuş gibi olacak ve ilgisini size yöneltecektir. Gerçi bundan sonra cinsel hayatınız baya bi değişecek. Komşularınız evinizden gelen "şırrraaaakkk" seslerine bir anlam veremeyecek ama evde de artık tek kale maç olmayacak. Gol atan kaleye oynanacak.

İkinci mektubumuz Manisa'da oturan pehlivan rumuzlu okurumuzdan gelmiş.

"Sevgili hocam selamınaleyküm. Ben ayıptır söylemesi cinsel organımın işemek harici fonksiyonlarını öğrendiğimden beri yerimde duramıyorum. Sabahtan akşama kadar seks düşünüyorum, cima etmek istiyorum. Ya bir insan cenaze evinde mevlüt okunurken bile etraftaki kadını kızı inceden süzer mi? Ben süzüyorum işte. İri yapılı bir insan olduğum için kimi hatun kişinin de dikkatini çekip beraber olabiliyorum ama kesinlikle yetmiyor. Zaten bulduğum bayanlar da aynı gün içerisindeki 14. birleşmeden sonra pes edip kaçıyor. Ya diyorum senin bişey yapmana gerek yok, olduğun yere uzan ben oyalanırım, ama ona bile dayanamıyorlar, bu şiddete damperli kamyon olsa dayanmaz diyorlar. Ne yapacağımı şaşırdım, kalorifer kazanından bile tahrik oluyorum artık. Bana yol gösterin.

Sevgili pehlivan, durumunu çok iyi anlıyorum. Sen aşırı hormon, kifayetsiz sekse bağlı olarak cinsel açlık çekiyorsun, yani azmışsın. Sana tavsiyem Bülent Ersoy'un makyajsız bir fotoğrafına 10 dakika bakmandır. Böylece seksten büyük ölçüde soğuyacaksın. Ama sendeki potansiyel enerji o kadar fazlaki, şeyinden kablo çeksek memlekette 20 sene elektirik kesilmez. Dolayısıyla sende yine hatırı sayılır bir şehvet enerjisi kalacaktır. Eğer ilgilenirsen elimde Samsun'lu, erotisyen rumuzlu, ihtiyaç sahibi bi bayan var. Ben sizi tanıştırırım ama kral bi akşam yemeğini yerim, ona göre.

Son mektubumuz Kırşehir'den gelmiş, bakalım uzuvgül rumuzlu izleyicimiz ne demiş.

"Sayın hocam ben geçen gayet ehl-i namus bir şekilde çarşıya çıkmış yumak yumak yün bakıyordum. O sırada adamın biriyle gözgöze geldim ve "çotanak" diye bir ses çıktı. Acaba kızlığım bozulmuş mudur? Bu yaşıma kadar cansiperane koruduğum namus vesikam geri dönüşüm kutusuna gitmiş midir? Kötü yola düşüp, orospu olmaktan korkuyorum, ne yapayım?"

Uzuvgülcüğüm malesef artık olan olmuş, giden gitmiş. Artık şu saatten sonra yapacak bişey yok. Öyle adamın gözüne gözüne bakarsan affetmezler, alıverirler böyle gazoz kapağını. Ama seni bu halinle de kabul edecek, işinde gücünde, babayiğit, pehlivan gibi birini tanıyorum. Kendisi Manisa'da oturuyor. Ben sizi tanıştırır, evlenmenize vesile olurum. Ama 2 tane burma bileziğini de alırım. Sen bunu bi düşün, bana tekrar yaz.

Efendim bir programımızın daha sonuna geldik. Herkese 5. sete kadar uzayan voleybol maçları gibi cinsel hayatlar diliyorum. Pekmez yiyin, bal yiyin, keçiboynuzu yiyin. Görüşmek üzere esen kalın.

06 Ocak 2010

Ekonominin Böğründen

Vatandaş aç, vatandaş sefillikten geberiyor, vatandaş en son geçen kurban bayramında et yemişti. Duyarlı kanalımız sizin için halkın arasına girip çarşının pazarın nabzını tuttu. Bizim gibi seçkin insanlar için halkın arasına karışmak çok zordu, ama bütün zorlukları göze alıp işe koyulduk. Önce Tepecik civarındaki pavyonları dolaştık ve esnafı dinledik.

Necmi Dümbük, Pavyon sahibi: Pavyon esnafı olarak inanın çok zor durumdayız. Alkola, cığaraya her gün zam yapıyo şerefsizler. E şimdi adam bütün parayı bunlara yatırırsa biz kimi söğüşleyecez? Herifte para yok ki soyalım. Bak bu kadar konsomatris boş boş oturuyor burda. Allah sizi inandırsın geçen kalabalık bi grup geldi yedi içti, 10 kişiden çıkan para 300 lira bile değil. Biz dayağımızı attık ama artık neye yarar, heriflerin yediği içtiği zaten 200 tuttu. Ben kalan parayla kirayı mı vereyim, dükkana mal mı alayım? Şimdi mecburen sizi soyacaz. Röportaj ücrete tabidir. Hesap 500 lira, 20 lira da kuver, eder 520. Haydar! Talip! Arkadaşlardan hesabı alın.

Yaşadığımız acı olay üzerine hemen oradan ayrılıp bir berber dükkanına girdik. Geldiğimiz sırada Posta gazetesinin verdiği bulmaca ekindeki bulmacaları çözen berber dert yanmak için bize vakit ayırdı.

Üzeyir Bidonjöle, Berber: Valla kardeşim işler bombok. Siftahsız kapattığım günler olmaya başladı. Şu bulmaca ilavesi olmasa çoktan aklımı yitirmiştim. Millet tasarruf yapacam diye traşından bile kısmaya başladı. Sırf berbere gelmemek için saçını uzatan var. Geçenlerde uzun zamandır dükkana uğramayan bi müşterimi gördüm. Adam bana görünmemek için karşı kaldırımdan yürüyodu. Heralde dedim berberini değiştirdi bu. Sebebini sormak için yanına gittiğimde ne göreyim? Rezalet bir traş, yamuk bir ense, dengesiz bir kafa. Aşkolsun dedim beni tercih ettiğin berber bu mu? Ben böyle deyince ağlamaya başladı, meğer evde makasla kendi kendine traş oluyomuş parasızlıktan. İçim acıdı hayrına ensesini düzeltip yolladım. Ama böyle giderse mesleği unutmam yakındır. Burdan sizin aracılığınıla yetkililerin anasına avradına düz gitmek istiyorum, saygılar.

Berberden çıkınca son durağımız olan Lacoste mağazasına gittik. Ekonomik kriz onları da vurmuştu. Firma tarihinde ilk kez kampanya yaptıklarını belirten mağaza müdürü Tuğberk Kasıntı, "Biz gereken özveriyi gösterip %5 indirimli kampanyamızı başlattık. Bakın şu güzelim mont 622 liraya düştü, yine yanındaki şık süeter 287 liradan satılıyor. Bence artık insanların yastık altındaki birikimlerini çıkarma zamanı geldi. Bu fiyatlara bu ürünler inanılmaz" diyerek sinirimiz bozdu. Biz de sabah pavyoncudan yediğimiz görkemli dayağın acısını bu ipneden çıkararak bir nebze olsun ferahladık ve turumuzu tamamladık. Programımız bitmiştir, herkes esen kalsın.