03 Mart 2010

Ustura Kitap Evi'yle Son Çıkan Kitaplara Bakış

Edebiyat dünyasının allahına kadar delikanlı ismi Ustura Kitap Evi yeni çıkan kitapları sizin için irdeledi. Sözü fazla uzatmadan dükkan sahibi Sertaç Derbeder'e bırakıyoruz.

Selamınaleyküm. Ne demiştik? Kitap insanın en has kankasıdır, kankaya ihanet edeni affetmeyiz. Daha raflarda satılmamış bürsürü kitap duruyo ama millet hala çatır çatır kitap yazıyo. Siz de evde mal mal evlilik programı izleyip durun. Adam yazmış oğlum yazmış. Tuğla gibi kitap dolu dükkan, kim okuyacak bunları? Mal kokmaz çürümez dedik, bütün parayı buraya bağladık. Adamı kitap işine girdiğine pişman etmeyin ulan. Yeni çıkan kitapları ben sizin için okudum irdeledim. Hele bu yeni gelen mallar bi bitmesin bak ben napıyorum sizi.

-İlk kitabımız bi kişisel gelişim kitabı. 40 Adımda Vardiya Amiri Olmanın Yolu. Bunu yazan herif daha önceden CEO olmanın yollarını anlatmıştı ama tutmamış demek ki, bu sefer hedefini düşürmüş. Gerçi ben daha kişisel gelişim kitabı okuyup da kendini geliştirmiş bi insan evladına rastlamadım ama iyi satıyo bunlar. Fiyatı ucuz, pazarlıksız 10 lira. Zaten 150 sayfa bişey 2 güne bitirirsiniz kitabı. Sonra da 3 ay boyunca şöyle kitap okudum, en son şunu bitirdim diye anlatırsınız millete. Ha? Noldu? Yalan mı oğlum? Bu iş askerlik gibidir. Askerliği de 15 ay yapar 150 sene anlatırsınız mesela. Darılmaca gücenemece yok.

-İkinci kitabımızı Karl Marx diye bi herif yazmış, adı da Das Kapital. Aslında kitap çıkalı baya olmuş ama bizim dükkana daha yeni geldi. Geçen bi oturdum okuyayım dedim, kafam resmen hipodrom gibi oldu şerefsizim, sanki beynimde atlar koşturuyo. 4 günde anca önsözünün yarısına gelebildim lan. Oğlum niye anlaşılır yazmıyosunuz şunları ya? Bak sonra millet gelip alışveriş yapmıyo. Utanmaz herif yazdıkça yazmış, 1000 sayfa kitap mı olur vicdansız? Bu kitap da sizin gül hatrınız için 40 lira olur. Zaten bize de bişey kalmıyo ki birader, işte anca bi sarmalık ot parası falan.

-Son kitabımız ise Öğretmen Rasim Kaygusuz'un kaleminden Cin Ali'nin Topacı. İşte kitap dediğin böyle olur arkadaş. Yazıları büyük, resimli, anlaşılır ve gayet de ince. Yazarın üslubu son derece efendi ve makul. Bu Ali'nin bi dayısı var. Bi gün işte bu velete bi topaç alıyo ve olaylar gelişiyo. Heyecanı kaçmasın diye sonunu anlatmıyorum. Ben 3 günde sular seller gibi okuyup bitirdim. Sizin de seveceğinizden eminim, sevmezseniz vefasızsınız, şerefsizsiniz. Akşam pazarı 5 liradan gidiyo bu kelepir kitap. Yanında ayracı da bizden üstelik.

Bu hafta bu kadar değerli yiğitlerim ve hanım bacılarım. Ayın 10'unda kiranın yatması lazım daha kasada para yok. Eğer o gün kirayı ödeyemezsem memleketten 3 kamyon akraba yığarım, bütün şehre salarım, hepinizi ensenizden tutar getiririm dükkana. Bak benim tersime gelmeyin sakın, gençliğinize yazık olur. Yarım döner ayrana 5 lira verip karnınızı doyuruyosunuz ama ya entelektüel birikim nolacak? Ahırdaki sığır da biliyo karnını doyurmasını, nedir sizin ondan farkınız? Biraz adam olun. Dükkan sabaha kadar açık, cama bi tıklatın kalkar gelirim. Hadi eyvallah.

26 Şubat 2010

Rek-lam-laaaar

-Pantolon lazım mı abi? Eğer evet diyorsanız yerimiz aha şu ara sokağın sonunda sağda. Yan büfeden Kamil abiyi sesleyin hemen gelir. İşporta Collection'da 10 liraya, her beden ve renkte kot pantolon bulunur. Bulamazsak bi de depoya bakarız orda kesin vardir. İşporta Collection, İşporta Collection... Güveninizin eseri.

-Kitap insanın en has kankasıdır. Kankaya ihanet edeni affetmeyiz. Ustura Kitapevinde büyük kampanya. Kiloyla kitap satışlarımız başlamıştır. Her gün 1 paket sigaraya 5 lira vermeyi biliyosunuz anasını satayım. Gelip alacaksınız lan bunları. Adamın kafasını bozmayın. Ustura Kitapevi, delikanlılığın kitabı asıl burda yazılıyor.

-Plastik sanatlara gönül vermiş bir güzel sanatlar öğrencisi misiniz? Derste kullanacağınız alet edevat pahalı mı geliyor? Lan keşke işletme mi okusaydım diyorsunuz? Sakın üzülmeyin, öğrenci dostu firma Şenaylar Plastik yanınızda. Her nevi plastik leğen, kova, mandal, saklama kabı, bardak bulunur. Fyatlarımız gayet uygundur ama belki konuyu yanlış anlamış olabiliriz. Siz yine de bi gelin, ayağınız alışsın. Şenaylar plastik Bornova Atatürk Mahallesi'nde, meydandaki lisenin yanından girince 1. değil, 2. değil 3. sokakta. Şenaylar Plastik.

-Kültür-Sanat severlerin yeni adresi İmge Cafe açıldı. Duvarlarda kızılderili resimleri ve ilginç tablolarıyla, masalarda adı sanı duyulmamış edebiyat dergilerinin 4 yıl önceki sayılarıyla, sürekli yanan tütsüsüyle, Bülent Ortaçgil şarkılarıyla, loş ışığıyla, top sakallı erkek çaycısı ve yerel kıyafetlerini giymiş kız garsonlarıyla ve hep aynı ortayaşlı tiplerin oturduğu kapı önü masasıyla İmge Cafe tüm beklentilerinizi karşılayacak. Adres yok, sezgilerinizi sizi bize ulaştıracak.

25 Şubat 2010

Nasıl Güzel Resim Yapılır

"Eldeki boyaların fazlasını tuvale atıyorum şahane soyut resim oluyor" özlü sözünün sahibi, kanalımızın kadrolu, kıdem tazminatlı, senelik izinli ressamı Zulmet Kuğuboynu size güzel resim yapmanın püf noktalarını anlatmak için bu hafta atölyesinden çıkıp stüdyolarımıza geldi. Böylece aniden baş gösteren tiner ve boya kokusunun da kaynağını bulduk. Leş herif seni!! Kahrolası federal. Anlat hadi anlat. Anlat da git, nefes alalım.

Efendim öncelikle beni buraya davet eden trt2gibiadam ailesine çok teşekkür ederim. Benim için de baya değişiklik oldu. Şimdi güzel resim yapmanın sırlarını madde madde açıklayalım:

*Sanata gönül vermiş insanlar, ruhları çiçek gibi, avuç içleri pamıh gibi olan şahane insanlardır. O yüzden öncelikle insanın resim yapmaya başlamadan önce bir süre kendini dinlendirmesi, boş zamanlarında kitap okuyup müzik dinlemesi gerekmektedir. Ondan sonra ister resim yap, ister piyano çal, ister heykel traş et.

* Bakınız benim sık kullandığım bir sözüm vardır; "tuvalin iyisi beyaz olur" diye. ama pek tutmadı bu ya, neden acaba:( Halbuki bakın büyük ressamlara, hepsi beyaz tuval kullanmıştır. Neyse, önce beyaz bi tuval alın ve karşısına geçip bir süre tuvali izleyin. Evet doğru tahmin ettiniz, resmi buna yapacağız. Kirlenecek o güzelim bembeyaz zemin.

*Sakın ola hiperrealizm, ekspresyonizm, siyonizm, ve bunun gibi şeytani akımlara kapılmayın. İçinizden geldiği gibi takılın. Yani böyle kulağıma hoş gelen her müziği dinlerim gibi ok?

*Resim yaparken müzik dinlemek sanatınıza can katar, sizi şaha kaldırır. Ben resimlerimi şahsen Cengiz Kurtoğlu'ndan "dün gece resmini öptüm de yattım" şarkısıyla yapıyorum ama kimse beğenmiyo ya niye ki? :(

*Tuvale kalın fırçalarla hayvan gibi girişmeyin. Sanat yapıyoruz burda, evi badanalamıyoruz. Adeta hüzünlü bir sonbahar rüzgarında savrulan migros poşeti gibi olun. Ruhunuzu serbest bırakın, dönerse sizindir, dönmezse zaten babalara geldiniz.

*Şimdi yatayım, yarın sabah erkenden kalkar boyarım gibi bir düşünceye kapılacak olursanız hemen bu işten vazgeçin. Sanat ciddi iştir, sanat adam işidir. Böyle kaypaklık yaparak, sorumluluktan kaçarak resim yapılmaz. Ben bazen bi oturuşta 2 resim birden yaparım, üstüne de 3 demlik çay içerim. Ne yapayım yani allah baba da beni böyle yaratmış.

*Boyaları toptancıdan alıyorum ucuza geliyor. Siz de öyle yapın. Geçen doğum günümde de arkadaşlarım sağolsun bana tam 48 renkli Monami pastel boya takımı almışlar. Hepsini odunla kovaladım. Yöremde şu işten anlayan bi tane adam yok ya, çok yalnızım lan:(

*Bob Ross'u yakinen tanırdım. Umumiyetle çekinirdi benden, abi derdi. Bi gün çektim yanıma bak oğlum dedim, ne bu resimlerin hali? Hep bi kasvet, şuraya mutlu bi çam ağacı çizsen, dağın üstüne neşeli bi bulut koysan boyan mı eksilir dedim. Kızardı bu aynı alizarin kırmızısı gibi. Ne günlerdi bee.

*Ne demek istediğimi anladınız di mi gençler? Benden bu kadar, hadi güzel güzel, taşırmadan boyayın bakalım tuvalinizi. Haftaya kontrol edip not vercem ona göre.

22 Şubat 2010

Türkçe Sözlü Hafif Fantezi-Pop Saati

Senin İçin Şöyle Böyle Diyorlar

Oooo dostum ooo biraderim
Hakkında asılsız dedikodu dolaştırıyorlar
Sakın benden duymuş olma karabiberim
Senin için şöyle böyle diyorlar

Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Üç aşşaa beş yukarı zındık diyorlaaar

Güya boşlamışsın evi ocağı
Karın eve erkek almış diyorlar
Filhakika işin ucu sana dokunuyor
Resmen ortalık yerde godoş diyorlar

Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Senin için gizli eşcinsel diyorlaaar

Sütçüsü tüpçüsü bakkalın çırağı
Evinin önüne demir atmış diyorlar
Sen işyerinde raporlarla boğuşurken
Hanım evde boynuzu takmış diyorlaar

Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Çocuklarının babası zenci diyorlaaar

Söz: trt2gibiadam
Müzik: Gülben ERGEN

Ciddi not: Yıllar boyu ortalıktaki ibişlerin şarkılarını kastederek aynısını ben 5 dk. da yazarım lan dedim ve bunu yazdım. Çok iyi de oldu çok güzel oldu tamam mı?

15 Şubat 2010

Cinsel Sağlık Saati

Oturduğu mahallede nam salmış seksoloğumuz Prof. Dr. Gürbüz Şakir ORGAN erotik problemlerinizi dinleyip çözmeye devam ediyor. İlk programının ardından kanalımızı telefon, fax, mail ve Bulvar gazetesi bombardımanına tutan seyircilerimize bu hizmeti sunmayı bir borç biliriz. Kendisi yine bu hafta dünyanın dört bir yanından gelen okuyucu mektuplarını cevaplandırırken kâh güldürecek, kâh düşündürecek. Sendeyiz profesör.

Efendim herkese tekrar merhaba. Nasılsınız bakalım sevişgenler? Öyle geceleri, dizilerdeki gibi yatakta biraz kitap okuduktan sonra kafayı vurup yatmıyosunuz di mi? Cinsellik, erotik merotik bunlar güzel şeyler, hadi siz başlayın ben kapadım gözümü.

*İlk mektubumuz Muğla'dan. Pornovida rumuzlu okurumuz şöyle diyor: "Hocam ben üniversite son sınıfta okuyan 22 yaşında bir öğrenciyim. Kız arkadaşımla 3 aydır düzeyli bir beraberlik yaşıyoruz. Başlarda gayet efendi bir sevgi böcüğüyken en sonunda sevişebilecek düzeye geldik. Ama gelin görün ki o da ben de aile yanında kalıyoruz, haliyle boş ev bulmakta zorlanıyoruz. Cafelerde, parklarda, çalı dibinde, apartman boşluğunda, kırmızı ışıkta ön sevişmekten gına geldi artık. Geçen parkta sevgilimle yek vücut olmuşken zabıtaya yakalandık, rezil olduk. Diğer arkadaşlarım da bi evde 5 kişi kaldığı için evin boş bir anını yakalayamıyoruz. Hocam çok fenayım bildiğin gibi değil, vizeler yaklaşıyo. Elini ayağını öpeyim bana bi çare.

Yeğenim naptınız siz ya? Öyle dışarda çok takılmayın, valla bi gün kontrolü kaybedersiniz mahalleli linç eder sizi. Ben sana güzel bi kıyak yaparım 2-3 gece arkadaşta kalırım. Sen al anahtarı kafana göre takıl. Ama bu ayki öğrenim kredini çeker çekmez bana getireceksin ayrıca evi de bıraktığım gibi tertemiz isterim. Sen bunu bi değerlendir bana tekrar yaz.

*İkinci okurumuz ise Bartın'dan Grupseks'endört. Kendisi şöyle demiş: "Muhterem hocam. Ben 25 yıllık evli, 2 çocuk sahibi bir ev hanımıyım. Bir kaza eseri, uydu kanallarından birinde birbiriyle cima eden kadınları gördüğümden beri çok acayip bi haldeyim. Her ne kadar inkar etsem de sanırım ben eltime ilgi duymaya başladım. Zaten bizim heriften hayır yok. Adam akşam gelip yemeğini zıkkımlanıyor sonra doğru kahveye. Orda kendini batakla, ihaleyle tatmin ediyor geceleri de offline oluyor. Titreşim gönderiyorum, orda mısın diyorum oralı bile olmuyor. Hatta artık oral bile olmuyor hocam. Ama bi yandan da dul eltimin davetkâr hatları. Ayyyh içim bi hoş oldu. Hem erkek istiyorum hem kadın. Hocam noldu bana böyle, bu normal mi? Şimdi ne yapayım, eltime çıkma mı teklif edeyim?

Meraklanacak bişey yok grup84cüğüm sen biseksüel olmuşsun. Ama yanlış yerde ve yanlış zamanda olmuşsun. 45 yaşındaki bir kadının taşrada biseksüel olduğunu ilan edebilmesi için nerden baksan bi 80 sene daha var. Ama sen eltine ilgini ufaktan belli et, kocanı da bi yokla bakalım. Ola ki ikisinden de olumlu bi sinyal alırsın, sonra güzel bi ekip çalışması çıkar sen kazanırsın, eltin kazanır, kocan kazanır, Türkiye kazanır. Ha eğer ben mahallede bu işe kalkışırsam er ya da geç dedikodusu çıkar diye korkuyosan ben sizin için bi kaç gece arkadaşta kalıp evi boşaltabilirim. Ama bu iş biraz pahalıya patlar. Sen sandığın dibindeki paraları bi say bakalım, ne kadar birikmişin var. Sonra benimle tekrar iletişime geç.

*Son mektubumuz ise İstanbul'dan gelmiş. Bakalım Yenigelin rumuzlu okurumuz ne demiş: "Hocam ben hayırlısıyla bu ay sonunda evleniyorum. Müstakbel kocamla görücü usulü tanıştık ve mutaassıp çevremden ötürü flört edemedik. Sadece bi kere o, ben ve 2 amcaoğlumla beraber pastanede buluşup konuşabildik. Hayattan o kadar izoleyim ki radyasyon bile sızmıyor. Haliyle evlendiğimiz gece neler yaşanacağı hakkında hiç bişey öğrenemedim. Anneme sordum, zamanla alışırsın dedi. Çok tedirginim hocam, o gün napıcaz? Soyuncaz mı?

*Ohooo yenigelincim soyunmak ne kelime, ruhun bedenden ayrılıp ayrılıp geri gelecek, hehehehe. Şimdi sen sakin ol, sakın tırsma. İlk defa yetişkin bir karşı cinsi çıplak göreceksin. Sakın kaçayım deme adamın sopası var. Bu sopa zaman zaman işlevini kaybetse de keyfi yerindeyse mutluluk saçar. O gece kesin kan çıkacak. Eğer bakire değilsen daha büyük kan çıkacak, o yüzden vaktiyle bi haltlar yediysen kendine dikkat et derim. Erkek kişisi o gece zirve-ül saadete (ing: orgasm) erinceye kadar adeta coşkun akan bir ırmak gibidir, ancak ne zamanki şık bir hareketle golü atar, hemen bir süreliğine susuz bir dereye dönüşüverir. Sen bu değişimi sakın yadırgama, 4-5 dk falan hiç müdahale etme. Ha ilk gün o iş olmaya dabilir. Ama çalışmalara devam edin. Evin her köşesinde takım oyununu pekiştiren antremanlar yapın. Zamanla bloklar arası uyum sağlanacak ve mutluluktan sünger gibi olacaksınız. Fakat baktın hiç olmuyor, kocan son vuruşlarda başarısız, gol orucuna girmiş. O zaman bana gel, ev boş. Ben gereken herşeyi uygulamalı olarak öğretirim.

Hadi bakalım millet bu hafta da iyisiniz. Fındık ezmesi yiyin, kuru üzüm yiyin, bal kavanozunu kaşıklayın. Hepinize penaltılara uzayan kupa maçları gibi uzun ömürlü cinsellikler dilerim. Erotizm özgür toplumların rehberidir. Hadi eyvallah...

12 Şubat 2010

Nasıl Fazla Maaş Alıyormuş İzlenimi Verilir?

Özel sektör çalışanlarının 3 kuruş maaşa günde 40 saat mesai yapmak zorunda olduğu ülkemizde, insanların çevreye bıraktığı izlenim de maalesef ünvanlarıyla doğru orantılı olamıyor. İşe Call Center Müşteri Destek Personeli gibi heyyavrum bir ünvanla başlayan insanlara maalesef ay sonunda 5000 lira yerine 600 lira asgari ücret ödeniyor. Yine aynı şekilde ortalama 800 liraya talim eden Yönetici Asistanları da mevcut. Ama bu ünvanın öyle bir izlenimi var ki sanki yöneticinin asistanı değil adeta bir amcasının oğlu, bir görümcesi. Tabi hal böyle olunca da insanlar ünvanlarının altında ezilmemek için mecburen aslında çok maaş alıyomuş izlenimi vermek durumunda kalıyor, olmadık şeyler yapıyor, kötü yola düşüyor. Peki akli dengemizi yitirmeden nasıl fazla maaş alıyor izlenimi verebiliriz? İşte kanalımızın stajeri Gözde size bunun yollarını anlatacak. Gözde kanalımızda part-time çalışıyor ve ayda taş çatlasın 500 lira kazanıyor ama rahat 3-4 binlik gösteriyor. Evet gözde nasıl yaptın bunu?

Herkese merıbalaaar. Ben Gözde bu da yeni aldığım çantam, etiket fiyatı 250 lira biliyo musunuz? Şimdi bu kadar az parayla nasıl bu hale geliniyor onu maddeler halinde anlatıcam.

*Ben normalde yemek yemiyorum, eti formla besleniyorum. Zaten eti form dediğin şey kaç kuruş? Hem yemeğe falan çıkıldığında toplu grupları tercih ediyorum o zaman kibar beyler hesabımı ödüyor. Böylece gıdaya ayda 20 lira falan harcıyorum.

*Eski ayakkabılarımı, çantalarımı kesinlikle atmıyorum, tamirciye veriyorum. Zaman içinde her birinden 20'şer tane birikince istediğimiz kıvama geliyor. Çünkü her gün birini giydiğinizde sanki sürekli alışveriş yapıyormuş izlenimi veriyorsunuz.Üstüne bi de "Şunu bu haftasonu şu mağazadan aldım, bunu dün internetten sipariş ettim" diye sağda solda konuşursanız iyice inandırıcı olabilirsiniz.

*Tüm mağazalara telefon numaramı verdim, her türlü kampanyada mesaj geliyor. Kesinlikle yeni sezon almıyorum, indirimdeyken alıp seneye giyiyorum. Soran olursa "Ya ben bu monta 200 lira bayıldım ama bir hafta sonra indirime girdi inanmıyorum yaaa" diye dert yanıyorum, havamı basıyorum.

*Her gittiğim eğlencede, aile-arkadaş tatillerinde, türlü mekanlarda fotoğrafımı çektiriyorum. Bu fotoğrafları da hem feysbuka koyuyorum hem de ofistekilere gösteriyorum. Onlar beni çok sosyal sanıyor, oysa bilmiyorlar ki ben gittiğim cafeden sadece bi çay içip kalkıyorum:))) Ha eğer ki kalabalık bir grupla gidilmişse o zaman ice tea'den aşağısını içmiyorum, nasılsa kibar beyler ödüyor:)))

*Cep telefonumu sık sık yeniliyorum. Eskisini satıp babamın telefonuna el koyuyorum, böylece üste para bile artıyor.

*İki gsm hattı kullanıyorum. Gerçi birini hiç kullanmıyorum. Sorarlarsa Avea'yı mı vereyim Turkcell'i mi diyorum, cevap vermesine fırsat vermeden Turkcell numaramı veriyorum. Böylece gizemli, elit bir hava yaratıyorum. Acaba diğer hattını neden vermedi diye sordurtuyorum.

*Yine de aldığım para yetmiyo yaaa, bütün kartlarım ekside:((( Düze çıkıncaya kadar depresyona girmiş de eve kapanmış numarası yapmam lazım. Herkes kendine iyi baksın, Mango yine indirime girmiş mesaj geldi, kaçırmayın. Byeeeee:))

02 Şubat 2010

Sabaha Doğru - Kültürlenelim Sanatlanalım

-Ünlü fotoğraf sanatçısı Üzeyir Gözümkapalıçıkmış, fotoğraf gezileri esnasında dayak attığı vatandaşların fotoğraflarından oluşan yeni sergisini açtı. Elindeki makinayı görünce yavşak bir ses tonuyla "beni de çeksene bilader", "hangi kanal abi?" ya da yanındaki arkadaşını kastederek "şu yakışıklıyı meşhur etsene aslanım?" gibi yaratıcılık yoksunu yılışık tepkiler veren kişilerin adeta dayağa davetiye çıkardığını belirten fotoğrafçı; "böyle bir cümle duyduktan sonra çantamdan bu anlar için sakladığım 15 lik inşaat kalasımı çıkarıyorum ve o kişiye acımadan dalıyorum. Dayaktan sonra öyle fotojenik oluyolar ki dayanamayıp fotoğraflarını da çekiyorum" dedi. Sergi sanat çevrelerinden "eh işte" notu aldı. Dediklerine göre aslında fotoğrafçı zeki biriymiş ama yeterince çalışmıyomuş, biraz üstüne düşse takdir bile alabilirmiş.

-Yakşık 20 yldır yazdığı romanları hiç bir yerde yayınlamayan ve bunları geçirdiği bir bunalım ertesinde yakması için bir arkadaşına veren keriz yazar Üzeyir Kaotiksarmal, arkadaşının romanlarını gerçekten yaktığını öğrenince adeta çılgına döndü. İçten içe, arkadaşının kendisinden habersiz romanları bir yayınevine götürüp yayınlatacağını ve bu sayede şöhrete kavuşacağı hayalini kuran yetersiz yazar, 20 yıllık emeğini sobada küle çeviren arkadaşına herkesin içinde meydan dayağı attı. Bu durum üzerine olay yerine intikal eden polis yazarı gözaltına alıp ertesi gün mahkemeye sevketti. Yazar en son "Hapisanede olgunlaşıp çok acayip romanlar yazacam olum, bir gün hepiniz bana saygı duyacaksınız" diye bağırırken görüldü.

-Evlendirme Programına katılımcı olmak üzere Flash TV'den teklifi alan 65 yaşındaki ünlü dul film eleştirmeni Remzi Olmamış kahrından vefat etti. Merhumun cenaze törenine katılan yakınları gözyaşlarına boğulurken Flash TV'ye lanet yağdırdı. Artık gelen her numarası bilinmeyen aramada tedirgin olduklarını belirten sanat camiasınn ünlü isimlerinden yönetmen Malik Tarkovski "Ben sırf evde kanal değiştirirken bile denk gelmesin diye bu kanalı kaydetmedim. Eşim biliyorsunuz 4 yıl önce öldü, halim vaktim yerinde, kendi evim var. Her an benzer bir telefon bana da gelecek diye sinirden titreme geçiriyorum, bunun şakası bile çok kötü" diye konuştu.

Bir Kısım Facebook Kullanıcısının Yürek Burkan Dramı

Facebook adlı sitede henüz ne için kurulduğu anlaşılamamış olan, "profiline kim bakmış?", "seni kim aramış?", "seni kimler almış kim öpüyormuş seni?" gibi gruplarla, "hangi film ünlüsüsün?", "hangi rock yıldızısısın?", "ne zaman öleceksin?", "evlilik ne zaman?", "abi şu kız kim?" gibi anketleri ciddiye alıp birinden diğerine atlayan facebook kullanıcıları bu uygulamaların kurbanı oldu.

Profilime kimler bakmış temalı 20 farklı gruba üye olan İsmail Kayabaşı (36) mağduriyetini bizlerle paylaştı. İlk çıktığı andan itibaren, her seferinde hüsrana uğramasına rağmen, içindeki "Lan acaba profilime bakan hatun var mı?" merakını gideremeyen Kayabaşı "Abi bu merakım yüzünden ailem dağıldı. Bu şerefsizler her seferinde kandırdı beni. Bu kesin çalışıyor, 20 arkadaşına gönder çalışacak, %100 garantili çalışıyor, çalışmazsa çocuğumu keserim diye diye hepsine üye oldum. En son üye olduğum grupta bi kişi sana şunlar bakmış diye bi isim listesi yolladı. Bi baktım eski işyerinden bi hatun, hem de 3 kere bakmış. Sonra benim baldız her gün girmiş. Liseden başka bi hatun bütün fotoğraflarıma bakmış. Bunları görünce ben kontrolü kaybettim tabi, gidip üçüne de aynı anda yazıldım. Meğer o liste de yalanmış. Rezil olduğum yetmezmiş gibi evimi ocağımı da dağıttım. Karı eve terketti, 10 gündür annesinde kalıyor. Bugün de mahkemeden kağıt geldi, boşanma davası açmış. Lan ipneler hani çalışıyodu, hani bu sefer kesindi? İnsanın tertemiz duygularıyla oynamaya utanmıyo musunuz aşağılık yaratıklar?" şeklinde konuştu.

Bir diğer facebook kurbanı ise sitedeki anketleri ciddiye alan 52 yaşındaki 3 çocuk annesi Halime Duran oldu. Ne zaman öleceksin testini çözen ve tarih olarak karşısında 14 Mart 2010'u bulan Duran şok geçirdi. 40 gün sonra, üstelik de izlediği yerli dizilerin son bölümlerini göremeden öleceğini düşünmeye başlayan talihsiz kadın vasiyetini yazıp kanepede oturarak ölümü beklemeye başladı. Yakınlarının ikna etmesiyle aynı testi tekrar çözen ve 2038'de öleceğini öğrenen Halime Duran her ne kadar ölüm psikolojisinden kurtulmuş olsa da, "hangi dizi karakterisisin?" testinde Yaprak Dökümü'ndeki Ferhunde olduğunu öğrendiğinden beri aile üyeleri arasında nifak tohumu serpiştiriyor, yapmadığı şerefsizliği bırakmıyor.

Son zamanlarda artan facebook kurbanlarıyla ilgili açıklama yapan Psikyatrist Doktor Necmi Froydgil "Abicim rica ediyorum inanmayın böyle şeylere ya. Profilime kim bakmış diye kendini yiyip bitiren insan gizli eşcinseldir aga, beni kötü kötü konuşturmayın" dedi.

22 Ocak 2010

Sayısal Bölüm Cevap Anahtarı ve Çözümler

Matematik: Cevap B. Çünkü bu zamanda kimse 800 lira maaşla ev geçindiremez. Bu yüzden Ayşe de böyle problemlerde falan rol alarak yan gelir sağlamakta ve ancak bu şekilde ay sonunu getirebilmektedir. Mesela 2000 lira kazanıyo olsa hiç uğraşmaz bunlarla. Parça başı çalışsa gider işine bakar. Maaşı ödenmiyosa da sağda solda iş arar. Bakın ne kadar mantıklı di mi çözüm? Bence herkesin B demiş olması lazım.

Fizik: Doğru yanıt A. Neden derseniz, bi insan bilimadamı da olsa böyle lakayt davranışlarda bulunup kendini elaleme rezil etmemeli. Biri elma atar tutar, öteki şebek gibi dil çıkarar, beriki cıbıldak halde topluma hamam tası sallar... Bu durumda işte Temel inisiyatifi ele almalı ve bu adamları bi kenara çekip efendi gibi uyarmalıdır. "Bakın oğlum hepiniz yaşını başını almış eşşek kadar adamlarsınız, yetmedi mi yaptığınız edepsizlik, ananız babanız sizi böyle görse ne der?" diyerek bunları kendine getirmelidir.

Kimya: Cevap B. Şimdi biz bu soruyu yazınca gidip şıkları teker teker denedik. A şıkkındaki şeyleri karıştırınca gazlı tarhana çorbasını icat ettik. Nasıl ki meyveli soda varsa bu da böyle tarhanalı soda oldu. Yakında piyasaya sürcez. C dekileri karıştırınca önce kolayı bulduğumuzu sandık ama karışımı içen arkadaşlardan biri kudurarak vefat edince gerçeği anladık. D şıkkında da nefis köfte malzemesi var yedik bitti. B şıkkındaki malzemeleri karıştırınca da büyük bi patlama meydana geldi ve doğru cevabın B olmadığını da anladık. Demek ki bu soruya ne cevap verirseniz verin eşşek gibi doğru kabul edicez.

Biyoloji: Doğru cevap D. Zaten ilk fanustaki fesleğen bunca varlığa rağmen yaşamayı beceremezse ya tikidir ya da emo. Ha ama yaza evlenecekmiş bu ot. Bu halde belki 1 seneyi rahat devirir ama evlendikten 6 ay sonrası için garanti veremem. 2. fanustaki ota mineralin, klorofolin kralını da verseniz iflah olmaz. Zaten 3 kuruş maaşla geçiniyor garibim. 3 aya kalmaz büker boynunu. 3. ottan ise ümitliyiz. Çünkü herif çorbayla besleniyor. Büyüklerimiz "batna ciladır çorba" demişler. Başlarda yadırgasa da sürekli ilginç şeyler izlediği için bünye bunu anlamayacaktır ve zamanla alışacaktır. 4. otun ise şu an bile nasıl yaşadığı büyük bir muamma. Bugün yarın köklerini diker havaya, öyle hayat olmaz.

Sözel ve sayısal sınavlarda en az 5 soruyu doğru yanıtlayıp cevap anahtarını bize gönderen izleyicilerimize sürpriz ödüllerimiz var. Adresimiz PK: 17 İkitelli / Bayburt

20 Ocak 2010

ÖSS Soru Bankası

"ÖSS'ye trt2gibiadam'la hazırlandım, kısmetse seneye bi daha gircem"
Haydi gençler! Alın elinize kalemi kağıdı, çözün testimizi, kaydırın cevapları, sonra da vay ben başımı nerelere vuram diye dövünün. Sayısal bölümü sunmaktan kıvanç duyar, şekilden şekile gireriz.

Matematik:

Ali'yle Ayşe'nin yaşları toplamı 38 olmasına rağmen A şehrinden B şehrine doğru yol almaktadırlar. Ancak A ilinin C ilçesinde yorulup vazgeçmişlerdir. Demek ki bu salaklar yolu yürüyerek almaya çalışmaktadırlar. Neyse hocam bunlar dönerken Ali Ayşe'ye hafiften yazılmaya çalışmış ancak Ayşe tarafından çok fena terslenmiştir. Çünkü Ali denen şahıs daha 7 yaşında bi velettir. Cebindeki para Ayşe'nin maaşının 1/17 si bile değildir. Bu yerden bitme minyatür 3 kuruş parasıyla kime yazılmaya çalışmaktadır? Zaten arada Ayşe'nin yaşı da ortaya çıktı, gıcık yapıyor kadın... Buna göre Ayşe'nin eline ayda ortalama kaç para geçmektedir?

A) İkramiylerle beraber nerden baksan 2000 lira

B) Yol+Yemek+SSK 800 lira net maaş. Ramazan bayramında da erzak peketi

C) Ayşe mobilya atölyesinde parça paşı çalışmaktadır. Ne kadar iş yaparsa o kadar kazanmaktadır

D) Ayşe'nin çalıştığı firma 5 aydır maaşları yatırmamaktadır

Fizik:

Bi Newton, bi Einstein, bi de bizim Temel laboratuvarda oturmuş kütle çekimi üzerine deney yapıyolarmış. Newton manavdan aldığı elmayı havaya atıp tutarken birden bire "şerefsizim yerçekimini buldum lan" diye haykırmış. Bunun üzerine Einstein de karadeliklerin ışığın yönünü değişterecek kadar güçlü bir çekimi olduğunu kara tahtada şak diye ispatlayıvermiş. Arşimet isimli meczup ise mevzuya dahil olmamasına rağmen, anadan üryan bir halde, elinde hamam tasıyla ortama gelince apar topar dışarı çıkarılmış. Peki bu olanlar üzerine bizim Temel ne yapsa beğenirsiniz?

A)Bu kendini bilmezleri bi kenara çekip konuşarak çekim gücünü ispatlamalı.

B)Mıknatısla bi kaç çiviyi çekerek "Lan sabahtan beri bunun için mi uğraşıyonuz?" demeli.

C)Nimetle oynayan Newton'u kınayıp, Einstein'i takdir etmeli.

D)"Bana bi kaldıraç verin hükümeti düşüreyim" demeli.

Kimya:

Coca Cola'nın formulü nedir?

A) Su (H2O), geğirten gaz (H2So4), tarhana otu (TrHn), biber salçası

B) Nar ekşisi, domates suyu (H2Do), helyum gazı (He2), tuz (NaCl)

C) Sprite, siyah boya, biraz da isot (IS2Ot3)

D) Ekmek içi, az yağlı kıyma, soğan, baharat, tuz (Anamın köftesi, yanıltma şıkkı)

Biyoloji:

4 ayrı fanusun içine fesleğen bitkisi yerleştirilerek bir deney yapılmaktadır. Bu fanusların ilkindeki ot, yemi suyu, güneşi eksik olmayan hali vakti yerinde bir ottur, askerliğini yapmış, işe girmiş, kısmetse bu yaz evlenecektir. 2. fanustaki ot ise Allah'a şükür rızkını çıkarmaktadır ancak tüm gün Serdar Ortaç dinletilmektedir. 3. ot sabah akşam işkembe çorbası içmekte buna mukabilen Discovery Chnannel izleyip çeşit çeşit bilgi edinmektedir. 4. fanustaki ot ise öyle ot gibi yaşayıp gitmektedir. Sabahtan akşama kadar internetin başındadır, dışarı çıkıp hava almışlığı yoktur. Bu bilgiler ışığında bu otlardan hangisi ya da hangileri kafadan 1 sene yaşar?

A) 1 ve 2

B) 1 ve 4

C) Yalnız 3

D) 1 kesin de 3 belki

Sözel Bölüm Cevap Anahtarı ve Çözümler

Türkçe: Doğru yanıt: D. Çünkü dikkat ederseniz efkâr yazarken zahmet edip a harfinin üstüne şapka işaretini koymuşum. Düşünün ki önce shift ve 3 tuşlarına beraber basmışım sonra da a tuşuna basmışım. E tabi benim bu nazik hareketim de Türkçe'nin gözünden kaçmayacak ve beni takdir edecek, haliyle kendini daha iyi hissedecektir. Diğer şıklar bi boka yaramayan saçmalamalardan ibarettir, kaale bile almayın bence.

Tarih: Doğru yanıt: D. Çünkü o yıllarda milletler boyuna savaştığı için askerlik normal yaşam şekliydi. Tam tersine diğer hizmetler zorunluydu. Yani insanlar 20 yaşına geldiğinde zorla bakkal, kasap, manifaturacı yapılır, şafağı doldurmadan da salınmazlardı. Mesela benim İspanyol büyükdedem sivilliğini Madrit'te kuruyemişçi olarak yapmıştır. Diğer şıklar ise tamamen laf olsun diye yazılmış, insanı yanıltmayı amaçlayan, nalet şıklardır.

Coğrafya: Doğru yanıt: D. Çünkü göz var izan var bilader. Adamlar şampiyonluğa oynayan gül gibi takımı dağıttı, yerine çocuk çombalak doldurdu. Sonra da çok koşan bi ekip kurduk dediler. Ulan koşmanın bi numarası olsaydı Sabri'yle İbrahim Üzülmez kral olurdu. Şimdi koca camia koşa koşa 2. lige gidiyor. Diğer şıkların da allah belasını versin. Burda takım dağılmış biz nelerle uğraşıyoz ya.

Felsefe: Doğru yanıt: D. Çünkü farkettiyseniz diğer 3 sorunun da doğru cevabına D demişim. Şimdi buna ayrı bişey yazıp takımı bozamayız. Alacaksanız set halinde alın. Zaten ben öbür şıklara da baktım ama pek içim ısınmadı. Böyle bi samimiyetsizlik var gibi. Yani ne bileyim, her an böyle 4 tanesi bi araya gelip benim bi doğrumu götüreckmişcesine bakıyolar sanki. Tırstım resmen. D iyidir iyi.

19 Ocak 2010

ÖSS Soru Bankası

"ÖSS'ye trt2gibiadam'la hazırlandım, kısmetse seneye bi daha giricem"

İşte yola bu sloganla çıktık ve kanalımızın sınav stresi yaşayan ÖSS adayları için çıkması muhtemel soruları derledik. Bu sene sözel, sayısal, şans topu, kıl yün ne varsa hepsinde ilk onu bizi takip edenler parselleyecek. Bugün sözel bölümü yayınlıyoruz sonra sayısalı da vercez. Uzman eğitimcimiz, 2004 ÖSS Çayırtepe Mahallesi 57. si Üzeyir Sefil sizler için hazırladı:

Türkçe:

"Dinleyin ulan develer! İstanbul'un en büyüğü benim. Baba takımının da haracını kestik. İstanbul'da bize posta koyacak adam kalmadı. Benim attığım dikişi kimse sökemez. Arnavut! Votkamla eriği çalıştır ülen." cümlesi nasıl düzenlenmeli ki, Türkçe eski sağlıklı, güzel günlerine dönsün?

A) Merhaba arkadaşlar, çalıyoz çırpıyoz ama iş de yapıyoz be. Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. Arnavut kardeşim, bi bardak su alabilir miyim?

B) Dinle ulan İstanbul! Sen mi büyüksün, yoksa rahmetli dayım Recep mi? Votkadan alkol komasına girip ölmeseydi seni nasıl yenerdi haberin var mı? Bana erik verin.

C) Beni dinleyin İstanbullular! En büyük deve az önce Münih uçağıyla yurdumuza giriş yaptı. Deve ayağının tozuyla yaptığı ilk açıklamada gümrüksüz votkayla halis Münih eriği getirdiğini söyledi.

D) Selamınaleyküm babalar. Harç kredimi kesmişler. Kalan parayı votkayla eriğe yatırdım. Posta pulu almaya yetecek para bile kalmadı. Benim efkârımı kimse gideremez. Kalkın Arnavut'un meyhanesine gidelim.

Tarih:

İpanyollar'la Fransızlar arasında 1422 yılında kız meselesi yüzünden başlayan kavga şiddetli bir savaşa dönmüş ve nice koçyiğitler bu gerzek savaşta heba olmuştur. Ancak yıllar geçmesine rağmen bir türlü sonlanmayan bu savaş, bahiste iddaa oranı 1.65 olan İspanya'ya 3000 altın yatıran Osmanlı İmparatorluğu'nun 1441 yılındaki müdahalesiyle sonlandırılmış, İspanyollar galip ilan edilmiş ve bu savaşa da tarihte "20 Yıl Savaşları" denilmiştir. Bu gerçekler ışığında ve o dönemin koşulları gözönünde bulundurulduğunda aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?

A) Sayıları yuvarlamak 15. yy.da krallık makamında kabul gören bir davranıştır.

B) Fransızlar ve İspanyollar arasında hatırı sayılır miktarda dangalak bulunmaktadır.

C) Alacak verecek meselesi de iyi bir savaş sebebi olabilir.

D) Avrupa'da askerlik önceden uzun dönemler için 20, kısa dönemler için 10 yıldı.

Coğrafya:

Güneş Sivas'ta, İzmir'e göre yaklaşık 45 dakika erken batmaktadır. Ama Sivaslılar sakın üzülmesin, oranın da çökeleği çok meşhurdur. Ayrıca havası suyu da öyle büyük şehir gibi değil bilader, adamın canına can katıyor. Ben mesela askerliğimi Sivas Temeltepe'de yaptım. Tezkereyi aldığım gün bi daha buraya gelirsem cümlealem beni rencide etsin diye de söz verdim kendime. Yemişim havasını suyunu hafız... İş bu veriler ışığında Sivas hakkında aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur?

A) Sivas kuzey yarım kürede havadar bir enlemde yer almaktadır.

B) Sivas'ın bitki örtüsü merttir, yiğittir. Sivas'ın toprağında biten ayrıkotuna bile kurban olunur.

C) Sivas'ın temel geçim kaynağı çökelek ve nanteknolojik medikal ürün ticaretidir.

D) Sivasspor bu sene genç ve mücadeleci bir ekip kurmuştur.

Felsefe:

Hayatı boyunca pozitivist felesefeyi savunmuş, bu uğurda nice badireler atlatmış özü sözü bir filozof olan Markus Herberg, Müslüm Gürses'ten "Aldanma çocuksu mahzun yüzüne, mutlaka terkedip gidecek bir gün" adlı şarkıyı dinleyince psikopata bağlamış ve "Ulan vücudumda kafadan başka kesecek yer kalmadı, onu da kesip kurtulucam bu kahpe dünyadan, cigaralığı sigara diye içiyorum aq" diye naralar savurmuştur. Bu etkiye filozoflar camiasında ne ad verilir?

A) Bi büyük devirince Aristo bile gelse tanımam sendromu

B) Elin ulaştığı her yere jilet atma eğilimi

C) Arabeskte görülen pesimist iskelet

D) Yalan dünyanın yalan olduğu gerçeği

08 Ocak 2010

Cinsel Sağlık Saati

Uzmanlık dalında ünü dünyayı aşmış, yan gezegenlere sıçramış seksoloğumuz Prof. Dr. Gürbüz Şakir Organ yeni yılda sizlerden gelen mektupları okuyarak her türlü cinsel probleminize çare olacak. Artık kadınların başı ağrımayacak, erkekler bütün haftayı tek maçla idare etmeyecek. Çok acayip şeyler olacak çok. Sendeyiz Gürbüz.

Teşekkürler Pakize. İlk mektubumuz Samsun'dan, erotisyen rumuzlu izleyicimiz şöyle diyor:

"Merhabalar, ben 33 yaşında evli bir bayanım. Fakat kocamın benimle zerre ilgisi yok. Maalesef Anahaber Bülteni izleyerek tatmin olabilen bir kocaya sahibim. Herif akşam geliyor, haberleri izlerken artık neyden tahrik oluyosa olup rahatlıyor ve gece bana bişey kalmıyor. Önceleri haberi sunan kadın spikerden şüphelenmiştim ama adam Mehmet Ali Birand'ı bile izlese aynı. Yoksa benim kocam yüksek hayalgücü sayesinde düşünerek orgazma ulaşabilen bir denyo mu? 2 senedir yatakta kardeş kardeş uyuyoruz, artık aksiyon istiyorum. Nolur bana yardım edin.

Sevgili erotisyen. Kocanızın o gerilim dolu haberleri izleyerek doyuma ulaşabiliyor olması onun acı çekmekten zevk alan bir mazoşist olduğunu gösteriyor. Bu akşam kocanız geldiğinde televizyonu açtırmayın, elinize bir kırbaç alın ve masaya geçip haber sunuyormuş gibi yapın. Kocanız yeniden doğmuş gibi olacak ve ilgisini size yöneltecektir. Gerçi bundan sonra cinsel hayatınız baya bi değişecek. Komşularınız evinizden gelen "şırrraaaakkk" seslerine bir anlam veremeyecek ama evde de artık tek kale maç olmayacak. Gol atan kaleye oynanacak.

İkinci mektubumuz Manisa'da oturan pehlivan rumuzlu okurumuzdan gelmiş.

"Sevgili hocam selamınaleyküm. Ben ayıptır söylemesi cinsel organımın işemek harici fonksiyonlarını öğrendiğimden beri yerimde duramıyorum. Sabahtan akşama kadar seks düşünüyorum, cima etmek istiyorum. Ya bir insan cenaze evinde mevlüt okunurken bile etraftaki kadını kızı inceden süzer mi? Ben süzüyorum işte. İri yapılı bir insan olduğum için kimi hatun kişinin de dikkatini çekip beraber olabiliyorum ama kesinlikle yetmiyor. Zaten bulduğum bayanlar da aynı gün içerisindeki 14. birleşmeden sonra pes edip kaçıyor. Ya diyorum senin bişey yapmana gerek yok, olduğun yere uzan ben oyalanırım, ama ona bile dayanamıyorlar, bu şiddete damperli kamyon olsa dayanmaz diyorlar. Ne yapacağımı şaşırdım, kalorifer kazanından bile tahrik oluyorum artık. Bana yol gösterin.

Sevgili pehlivan, durumunu çok iyi anlıyorum. Sen aşırı hormon, kifayetsiz sekse bağlı olarak cinsel açlık çekiyorsun, yani azmışsın. Sana tavsiyem Bülent Ersoy'un makyajsız bir fotoğrafına 10 dakika bakmandır. Böylece seksten büyük ölçüde soğuyacaksın. Ama sendeki potansiyel enerji o kadar fazlaki, şeyinden kablo çeksek memlekette 20 sene elektirik kesilmez. Dolayısıyla sende yine hatırı sayılır bir şehvet enerjisi kalacaktır. Eğer ilgilenirsen elimde Samsun'lu, erotisyen rumuzlu, ihtiyaç sahibi bi bayan var. Ben sizi tanıştırırım ama kral bi akşam yemeğini yerim, ona göre.

Son mektubumuz Kırşehir'den gelmiş, bakalım uzuvgül rumuzlu izleyicimiz ne demiş.

"Sayın hocam ben geçen gayet ehl-i namus bir şekilde çarşıya çıkmış yumak yumak yün bakıyordum. O sırada adamın biriyle gözgöze geldim ve "çotanak" diye bir ses çıktı. Acaba kızlığım bozulmuş mudur? Bu yaşıma kadar cansiperane koruduğum namus vesikam geri dönüşüm kutusuna gitmiş midir? Kötü yola düşüp, orospu olmaktan korkuyorum, ne yapayım?"

Uzuvgülcüğüm malesef artık olan olmuş, giden gitmiş. Artık şu saatten sonra yapacak bişey yok. Öyle adamın gözüne gözüne bakarsan affetmezler, alıverirler böyle gazoz kapağını. Ama seni bu halinle de kabul edecek, işinde gücünde, babayiğit, pehlivan gibi birini tanıyorum. Kendisi Manisa'da oturuyor. Ben sizi tanıştırır, evlenmenize vesile olurum. Ama 2 tane burma bileziğini de alırım. Sen bunu bi düşün, bana tekrar yaz.

Efendim bir programımızın daha sonuna geldik. Herkese 5. sete kadar uzayan voleybol maçları gibi cinsel hayatlar diliyorum. Pekmez yiyin, bal yiyin, keçiboynuzu yiyin. Görüşmek üzere esen kalın.

06 Ocak 2010

Ekonominin Böğründen

Vatandaş aç, vatandaş sefillikten geberiyor, vatandaş en son geçen kurban bayramında et yemişti. Duyarlı kanalımız sizin için halkın arasına girip çarşının pazarın nabzını tuttu. Bizim gibi seçkin insanlar için halkın arasına karışmak çok zordu, ama bütün zorlukları göze alıp işe koyulduk. Önce Tepecik civarındaki pavyonları dolaştık ve esnafı dinledik.

Necmi Dümbük, Pavyon sahibi: Pavyon esnafı olarak inanın çok zor durumdayız. Alkola, cığaraya her gün zam yapıyo şerefsizler. E şimdi adam bütün parayı bunlara yatırırsa biz kimi söğüşleyecez? Herifte para yok ki soyalım. Bak bu kadar konsomatris boş boş oturuyor burda. Allah sizi inandırsın geçen kalabalık bi grup geldi yedi içti, 10 kişiden çıkan para 300 lira bile değil. Biz dayağımızı attık ama artık neye yarar, heriflerin yediği içtiği zaten 200 tuttu. Ben kalan parayla kirayı mı vereyim, dükkana mal mı alayım? Şimdi mecburen sizi soyacaz. Röportaj ücrete tabidir. Hesap 500 lira, 20 lira da kuver, eder 520. Haydar! Talip! Arkadaşlardan hesabı alın.

Yaşadığımız acı olay üzerine hemen oradan ayrılıp bir berber dükkanına girdik. Geldiğimiz sırada Posta gazetesinin verdiği bulmaca ekindeki bulmacaları çözen berber dert yanmak için bize vakit ayırdı.

Üzeyir Bidonjöle, Berber: Valla kardeşim işler bombok. Siftahsız kapattığım günler olmaya başladı. Şu bulmaca ilavesi olmasa çoktan aklımı yitirmiştim. Millet tasarruf yapacam diye traşından bile kısmaya başladı. Sırf berbere gelmemek için saçını uzatan var. Geçenlerde uzun zamandır dükkana uğramayan bi müşterimi gördüm. Adam bana görünmemek için karşı kaldırımdan yürüyodu. Heralde dedim berberini değiştirdi bu. Sebebini sormak için yanına gittiğimde ne göreyim? Rezalet bir traş, yamuk bir ense, dengesiz bir kafa. Aşkolsun dedim beni tercih ettiğin berber bu mu? Ben böyle deyince ağlamaya başladı, meğer evde makasla kendi kendine traş oluyomuş parasızlıktan. İçim acıdı hayrına ensesini düzeltip yolladım. Ama böyle giderse mesleği unutmam yakındır. Burdan sizin aracılığınıla yetkililerin anasına avradına düz gitmek istiyorum, saygılar.

Berberden çıkınca son durağımız olan Lacoste mağazasına gittik. Ekonomik kriz onları da vurmuştu. Firma tarihinde ilk kez kampanya yaptıklarını belirten mağaza müdürü Tuğberk Kasıntı, "Biz gereken özveriyi gösterip %5 indirimli kampanyamızı başlattık. Bakın şu güzelim mont 622 liraya düştü, yine yanındaki şık süeter 287 liradan satılıyor. Bence artık insanların yastık altındaki birikimlerini çıkarma zamanı geldi. Bu fiyatlara bu ürünler inanılmaz" diyerek sinirimiz bozdu. Biz de sabah pavyoncudan yediğimiz görkemli dayağın acısını bu ipneden çıkararak bir nebze olsun ferahladık ve turumuzu tamamladık. Programımız bitmiştir, herkes esen kalsın.

05 Ocak 2010

Şimdi Haberleri Veriyoruz

*Çıkmaya başlamalarının 40. zafer haftasını unutan genç erkek, sevgilisinin hışmına uğradı. Akşamın saat 8'i olmasına rağmen erkek arkadaşında herhangi bir hareketlilik gözlemeyen ve bu önemli günü unuttuğuna kanaat getiren çılgın kız sarf ettiği zalimce sözleriyle zavallı erkeği caddenin ortasında adeta yerin dibine soktu. Yaklaşık 45 dakika boyunca birbirinden ağır ve alakasız laflara maruz kaldığı için şuurunu kaybeden, nefes alamayan ve hiç bir şekilde araya girip karşılık veremeyen genci çevre esnaf ve yoldan geçen vatandaşlar kurtardı. Olay yerine intikal eden itfaiyenin su sıkarak ancak ekisizleştirdiği kız geceyi karakolda geçirdi. Bunca çileye rağmen neden o kızdan ayrılmadığı sorduğumuz mazoşist genç "Çok seviyorum abi" diyerek karşılık verdi.

*Maliye bakanı, devletin kasasından gizlice 20 lira çalarken yakalandı. Aniden enselenince ne yapacağını şaşıran ve parayı ışığa doğru tutup kontrol ediyomuş gibi yapan maliye bakanı malesef inandırıcı olamadı. Daha sonra parayı aldığını kabul eden bakan "O kadar çok parayı görünce birden kendimi kaybetmişim, aldım ama 5 gün sonra maaşlar yatınca geri yerine koycaktım valla" demesine rağmen bakanlar kurulu kabinesinden kovulmaktan kurtulamadı. Bu olay üzerine devletin kasasının anahtarının bundan böyle başbakanda durmasına karar verildi. Artık para lazım olunca kasayı açıp o verecek parayı.

*Belediye otobüsünde facia. Ağzına kadar dolu olmasına rağmen sürekli yolcu alan otobüs şoforü büyük bir faciaya yol açtı. Her durağa geldiğinde "Sağlı sollu ilerleyelim beyler, arkalar boş" diyen ve böyle böyle 600 yolcu alan otobüs şoförü bir süre sonra durumda bir gariplik olduğunu hissedip aşağı inince feci manzarayla karşılaştı. Her binen yeni yolcunun önündekini ittirmesi sonucu arkası patlayan otobüsten düşen yolcuların caddeye saçıldığını gören şoför Gürbüz Şanzıman, olayın şokuyla "Düğmeye basmazsan tabi durmaz bu otobüs" diyerek etrafındakileri şaşırttı.

30 Aralık 2009

TRT2GİBİADAM Yılbaşı Program Akışı

07:00 - Telefonun alarmının çalması ve hemen akabinde 5 dk. erteleyiş
07:05 - Telefonun bi daha çalması ve yine erteleyiş
07:10 - Telefonun tekrar çalması ve sağlam bir küfürle beraber açılış
07:15 - Belgesel - Orman Ahalisini Haraca Bağlayan Kaplan Sürüsü
08:00 - Nihat Doğan'la Dezenformasyon Nitelikli Haber Bülteni
08:15 - Belgesel - Yılbaşını Yalnız Geçirmemek İçin Sosyalleşme Çabası Güden Gencin Dramı
09:00 - Röportaj - 42 Senedir Yılbaşını Evde Dansöz İzleyip Kuruyemiş Yiyerek Geçiren Emekli Amcayla Konuştuk
10:00 - Kültürlenelim Sanatlanalım - 3 Süper Film Birden Gösteren Sinemaların Türk Sinema Kültürüne Etkisi
10:30 - Yılbaşında Ne Yiyelim - Satılmış Usta Hindi Sevmediği İçin Bizlere Bulgur Pilavı ve Pırasa Yapacak
11:30 - Seynan Levent'le Öğlene Doğru - Saat 12 Olsa da Yemek Yesek
12:00 - Mahmut Tuncer'le Öğle Haberleri ve Gündemden Kopuş
12:30 - Öğle Yemeği Sonrası Uyku Bastırması ve Necefeli Maşrapa Gösterimi
13:00 - Kanal Çalışanlarının Topluca Yılbaşı Alışverişi Yapması ve Necefeli Maşrapaya Devam
14:00 - Müzik Saati - Nihat Doğan, Mahmut Tuncer ve İzzet Altınmeşe Birlikte Stairway to Heaven'ı Seslendirecek
14:02 - Led Zeppelin Üyelerinin İçine Sebepsiz Bir Sıkıntı Düşmesi
14:10 - Kanalımıza Polis Baskını - Mahmut Tuncer ve İzzet Altınmeşe'nin Gözaltına Alınması, Nihat Doğan'ın Kayıplara Karışması
14:15 - Yılbaşı Kutlamak İçin Mekan Önerileri - Dayımlara Gidelim, Belediyenin Meydandaki Kutlamasına Gidelim, Arkadaşlarla Dışarı Çıkcaz
15:00 - Burhan Çaçan'la Hakk'a Doğru
15:30 - Yeşilçam'dan Ateist Filmler Kuşağı - Dinsiz Olduğunuz Kadar İmansızsınız da
14:00 - İbrahim Tatlıses'le Yeniyıl Üzerine Sohbet- Yılbaşı Temmuzda Olsa Ne Güzel Karpuz Yerdik
15:00 - Yerli Dizi - Benim Karım Hanginizdi Lan? (2458. bölüm)
16:30 - Seynan Levent'le Akşama Doğru - Mesai Bitse de Gitsek
17:00 - Süleyman Demirel'le Felsefe Sohbetleri - Felsefeden Anlamam Ama Filozoflara Saygım Vardır
18:00 - Yörelerimiz Türkülerimiz - Evlerinin Önü Tekel Bayii, Urfa'nın Etrafı Komşu Vilayetler ve Suriye, Siyah Giyme Kıl Olur Beyaz Giyme Yün Olur, Bir Of Çeksem Karşıki Windows Çökülür
19:00 - Ana Haber Bülteni
20:00 - Yılbaşı Eğlencesi Özel Programı
20:10 - Bacak Kadar Boyu Olan Çocuk Kolasının İçine Leblebi Atarak Kendi Çapında Eğleniyor
20:30 - Sibel Can, Kibariye, Ferhat Göçer ve İzzet Yıldızhan Şarkılarıyla Herkesi Coşturuyor
22:00 - Biraz da Gülelim - Dünyanın Dört Bir Yanından Derlenmiş Komik Görüntüler
22:15 - Biraz da Dövelim - Serdar Ortaç'a Meydan Dayağı Atılması ve Anlık Bir Huzur Gelmesi
23:00 - Yılbaşı Dansözünün Ekrana Çıkması ve Bazı Kıvrak Figürler
23:30 - Türkiye'de Yeniyıl Heyecanı Görüntüleri - Konya Ovası'na Canlı Bağlantı ve Akabinde Yayının Hemen Sonlandırılması
23:59 - 10...9...8...7...6...5...4...3...2...1...Sıfııııır, heeeey, yaşasııın yeniyılyeniyılyeniyıl herkese kutlu olsun
00:00 - 10 Saniye Önceki Heyecanın Aniden Yok Olması
00:15 - Türkiye'nin Dört Bir Yanında Patlayan Havai Fişeklerin Toplu Gösterimi
00:30 - Viyana Flarmoni Orkestrasından Seçme Eserer - Aydınlanma Çağının Gülü Gotik Dönem Bülbülü, Burjuvaysam Günahım Ne, Halay Potbori
01:00 - Çocukların Daha Fazla Dayanamayıp Kanepede Uyuyakalması
02:00 - Hadi Şu Ufağı da İçip Bitirelim Ziyan Olmasın
03:00 - Son Dubleler, İstiklâl Marşı ve Kapanış

28 Aralık 2009

Tarihteki Gereksiz İcatlar

Kanalımızın önde gelen tarihçilerinden Hüsnü Selezeytin siz değerli izleyicilerimiz için tarihin tozlu sayfalarına girerek çok önemli bir araştırmaya imza attı. Neden erken kalkıyoruz? Neden kravat takmak zorundayız? Bu tarihin sayfaları neden hep tozlu, hademe yine nerede kaytarıyor? Hepsi bu araştırmayla ortaya çıkacak. İşte size gereksiz icatlar ve işte bunları icat eden alçak, namussuz, ırz düşmanı mucitler.

Sabah Erken Kalkmak: Sabahın kör vaktinde, o sıcacık yatakta, daha uykunun yarısı henüz geçilmiş, şapşahane bir rüyanın ortasında rol almaktayken birdenbire telefonun iğrenç alarm sesiyle uyanıp işe gitmek, Yozgatlı bir emekli albay olan Muharrem Mukavemet (M.S. 157 - M.S. 211) tarafından icat edilmiştir. Herkesin kafasına göre kalkmasına rağmen öyle ya da böyle günün 8 saatini çalışarak geçirebildiği zamanlarda bu durumu kendine dert eden albay Muharrem, "Böyle bi disiplinsizlik olmaz efenim, ağamızın keyfi gelecek de kalkıp işe gidecek, yok öyle şey" diyerek sabah 6 da kalkmayı öngören bir talimatname hazırlamış ve o zamanki krala sunmuştur. Kral kendisine uyku mahmurluğu esnasında gelen bu öneriyi tam olarak inceleyemediği için iyi bişey sanıp kabul etmiş ama ne bok yediğini ancak öğleden sonra kendine gelince anlayabilmiştir. Krallık makamı da öyle şakaya gelir bi makam olmadığı için uygulamayı geri çekememiş ve öylece kalmıştır. Bunu gören diğer krallıklar da birer birer erken kalkmaya başlayınca iş iyice kontrolden çıkmış ve maalesef günümüze kadar uzanmıştır.

Kravat: Giyim kuşam konusunda insanlığa zerre katkı sunmayan gereksiz bir aksesuar olan kravat, Kuzey Almanyalı bir terzi olan Beckenbauer (1272 - 1331) tarafından icat edilmiştir. Basma fistan yapmak üzere toptancıdan 10 top çiçek desenli kumaş alan Beckenbauer malları depoya yerleştirir ancak ertesi gün geldiğinde kumaşların üstüne yer yer halis Münih pekmezi damladığını görünce adeta kafayı sıyırır. O vakitler pekmez lekesini çıkaran bir deterjan olmadığı için mağdur terzi kumaşın temiz kalan küçük parçalarından bir şey yapmaya karar verir ve kumaştan ince uzun şeritler keserek ilk kravatları yapar. Hem hükümetle hem de belediyeyle yakın ilişkileri olan bu fırsatçı herif hemen bir kılık kıyafet genelgesi yazıp belediyedeki tanıdıkları aracılığı ile kravatı zorunlu hale getirmiş ve günümüze kadar milyonlarca erkeğin çile çekmesine sebep olmuştur.

Dantel: İlk örneklerine Kütahya'daki kasaba pazarı kalıntılarında rastlanan dantelin yöre kadınları tarafından icat edildiği sanılıyor. O vakitler yerli dizi olmadığı için ev işlerinden arta kalan zamanlarda ne yapacağını bilemeyen ev hanımları amaçsız bir şekilde dantel örmeye başlamış ve yaptıkları onca işleme de boşa gitmesin diye bu dantelleri oraya buraya kondurmuşlardır. Başlarda zararsız ve sevimli görünen bu danteller bir süre sonra çığrından çıkmış ve evin yarıya yakınını kaplar hale gelmiştir. Her ne kadar sonradan dantelin hiç bir işe yaramayan, sadece televizyonun üstüne örtülerek ekranın bir bölümünü görmemizi engelleyen gıcık bir icat olduğu anlaşılsa da emeklerinin zayi olmasını kendilerine yediremeyen Birleşik Dantel İşçisi Kadınlar Sendikası üyesi kadınların kararlı tutumu yüzünden bu danteller maalesef günümüze kadar uzanmıştır. Son günlerde elektronik eşyaların çeşidinin artması nedeniyle eskisi kadar rahat dantel kullanılamıyorsa da hala bir grup ev hanımı bu geleneği sürdürmekte ve dizüstü bilgisayarları bile dantelle kaplamaya çalışmaktadır.

21 Aralık 2009

Rüya Tabirleri

Baktık ki kanalımızın akademik kesime hitap eden entelektüel konsepti halka inmemize engel oluyor biz de yayın akışımızda değişikliğe gitme kararı aldık. Biz dediğim de 1 kişi (ben) var sadece. Önce evlendirme programı düşündüm ama arada ben de gümbürtüye giderim, sülalenin yaşlı teyzeleri beni karambolde biriyle başgöz eder diye vazgeçtim. Mehmet Ali Erbil'i getireyim dedim param yetmedi, e Flash TV kadar da yerlerde sürünmek istemeyince rüya tabirinde karar kıldım. Alın okuyun, rüyanızda gördüğünüz şeyin ne anlama geldiğini güvenilir kaynaklardan (o da ben) öğrenin.

Karpuz: Rüyada karpuz görmek kişinin geçen yazı tatil yapmadan geçirdiğine delalettir. Ha diyeceksiniz ki geçen yaz geçmiş gitmiş, rüyanın bana hayrı nedir? Bu, eğer bu yaz da parayı çarçur edip biriktiremezseniz gelecek yazı da evde alşam karpuz yiyerek geçireceğinize dair bir uyarıdır.

Nihat Doğan: Rüyada Nihat görmek hiç de iyiye alamet değildir. Tam tersine ızdırap dolu günlerin başlayacağının habercisidir. Hele de Nihat'ı karpuz yerken gördüyseniz hepten babalara geldiniz. Sizi ancak o rüyanın panzehiri kurtarır. Bunun için allem edip kallem edip rüyanıza Abdüllatif Şener'i sokmanız gerekir. Abdüllatif, o mülayim bakışlarıyla Nihat'ı etkisiz hale getirecek ve durumu normalleştirecektir.

Rüya Görmek: İnsasnın rüyasında rüya görmesi çok acayip bişeylere delalettir. Matrix gibi, Geleceğe Dönüş gibi, Uzaylı Zekiye gibi bişeydir. Eğer başınıza böyle bişey gelmişse en yakın Nihat Doğan'a gidin ve eşşek gelecekten dönünceye kadar dövün. O zaman bu hayırlara vesile olcaktır.

Uçan Tekme: Rüyada uçan tekme atmak çok güzel şeylerin olacağına delalettir. Kişi rüyayı takip eden 3 ay boyunca hiç yağmura yakalanmayacak, hiç otobüs kaçırmayacak, hiç burnunu karıştırırken yakalanmayacak ve yerde 10 lira civarında bir para bulacaktır. Ama 3 ay sonra rüyanın etkisi geçeceği için önleminizi almayı unutmayın.

Gülle: Rüyada gülle görmek güllerin içinden güle güle gelen gül yüzlü sevdiceğe delalettir. Kişi bu mutlu tesadüfün ertesinde gülle atma dalında olimpiyatlarda ülkemizi temsil edip altın madalya kazanarak gururumuz olacak ve bayrağımızı göndere çekecektir. Ancak bu mutlu günler rüyada Nihat Doğan'ı gülle atma yarışlarında karpuz atarken görünce hazin bir şekilde bitecek ve kişi eski, sıradan günlerine geri dönecektir.

Harem: Kişinin rüyasında haremde birbirinden güzel hatun cinsinden kadınla zevk-ü sefa ederken bir yandan da kendisine uzatılan muzdan ısırması o kişinin kıçının açıkta kaldığına delalettir. Muhtemelen yorgan üzerinizden sıyrılıp yere falan düşmüştür. Yorganı tekrar örtüp rasyonel rüyalar görmeye çabalayın.

16 Aralık 2009

Bunları Biliyor muydunuz?

*Kaldırımda yürürken üstüne bastığınızda birden altından su fışkıran karo taşlarının, vatandaş mağdur olsun diye belediye tarafından bilerek öyle döşendiğini,
*Patates, domates, soğan yerine "patatyas, domatiyes, soğayn" diye bağıran seyyar satıcıların aslında hiç bir konuşma probleminin olmadığını, sadece şehrin ortasında bağırabilmenin getirdiği özgüvenden ötürü mantık kaybı yaşadıklarını,
*Elinde megafon bulunan bir trafik memurunun günlük mesaisi sırasında ortalama 53 kere "bekleme yapma" dediğini, bu alışkanlığının akşam eve gidince de devam ettiğini, "hanım bekleme yapma sofrayı getir" dediğini, kabuslarından "bekleme yapmayın laan" diye uyandığını
*Aslında "bekleme yapma" nın çok saçma bir kalıp olduğunu, türkçe öğretmenlerinin ömründen, bu anonsu her duyduğunda 3 dakika gittiğini,
*Balıkların sanıldığı gibi 5 saniyelik bir hafızaya sahip olan aptal hayvanlar olmadığını, bu seneki öss'de bir hamsinin bilkent üniversitesi makina mühendisliğinin burslu bölümünü kazandığını,
*Beren Saat'in bir saat markası değil insan olduğunu, Ezel'in de kız değil erkek olduğunu (en azından ben yeni öğrendim, sizi bilmiyorum)
*Atatürk tarafından söylendiği iddia edilen "Türk şoförü en asil duygunun insanıdır" lafının gerçek olduğunu, bu lafın otomobil kullanırken çok asil bir hareket yapması üzerine Atatürk tarafından makam şoförü Hasan Ormanağası'na söylendiği ve Şoförler Odası tarafından sahiplendildiğini,
*Feysbukta, msnde şurda burda "millet deliye hasret ben akıllıya" ya da "alemin derdi ben olmuşum demek ki zamanında iyi koymuşum" gibi iletiler paylaşarak ilginç bir kişilik profili çizmek isteyen kişilerin aslında gayet tırt insanlar olduklarını,

biliyor muydunuz?

07 Aralık 2009

Şiir Saati

KRAL TV DİNLİYORUM GÖZLERİM KAPALI

Kral TV dinliyorum gözlerim kapalı
Soluklanmak için oturduğum çay bahçesinde
57 ekran televizyon bas bas bağırıyor
Serdar Ortaç'ın köşeli iğrenç sesi
Sanki beynime tecavüz ediyor
Mecburen dinliyorum gözlerim kapalı

Kulağa hoş gelen müzikler bana pek hoş gelmiyor
Askerdeyim, 200 er ve erbaşın arasında, gazinoda
Gülben Ergen son ses yardırıyor
Sanki ayağına inşaat çivisi batmış, anırıyor
Gözlerim kararıyor, siliniyor bilcümle nesneneler
Bende Kral TV dinliyorum gözlerim kapalı

Minibüsteyim, en arka koltukta oturuyorum
Zira arkada oturunca şurdan 1 kişi uzatır mısınız diyen olmuyor
Birden bire bir sıkıntı hissediyorum
Ferhat Göçer yüksek perdeden hücuma kalkıyor
Şoför radyonun sesini yeterli bulmamış
Mecburen Kral FM dinliyorum şuurum kapalı

Dürümcüde, pizzacıda, cafelerde her yerde
Tüm işletmeciler bir araya gelip ortak yemin etmiş gibi
Sanki bu konuda kanun hükmünde kararname varmış gibi
Kolunu büktüğümün memleketinde başka kanal kalmamış gibi
Silah zoruyla Kral TV dinliyorum gözlerim kapalı
Aradabir de Power Türk'e denk geliyorum bahtım kapalı

Evdeki Kanepe, 1962