Cemiyet hayatımızın önde gelen isimlerinden Muteber Namlıoğlu bu haftadan itibaren toplumsal hayatımızı düzenleyen adab-ı muaşeret kurallarından bahsederek adeta bir serseri gibi yaşayan avam halka çekidüzen verecek.
Efendim öncelikle hepinizi en içten dileklerimle selamlar bana bu zırvaları anlatma fırsatı verdiği için de trt2gibiadam ailesine teşekkür ederim. Hepimiz yemek yiyor, otobüse biniyor, barda hanımefendi kesiyor, misafirlikte gelen meyve tabağına halleniyoruz. Peki bütün bunları yaparken yazılı olmayan fakat bizim toplumsal saygınlığımızı belirleyen kurallara uyuyor muyuz? O ne lan dediğinizi duyar gibiyim. Dersiniz tabi, sizi görgüsüz, yarım terbiyeli cemiyet düşmanları. Hepsini öğreticem size.
Yemek Esnasında: Efendim adam eve geliyor saat olmuş 11. Belli ki dışarda arkadaşlarla takılmış. Ev ahalisi çoktan yemeğini yemiş, dizisini izliyorken bu salona dalıp yemek ne var diye soruyor. Önce iyi akşamlar demez iseniz sizi evde çok ayıplarlar. Bu saate kadar nerdeydin ulan it derler ve size mutfağa gidip zıkkım yemeniz konusunda telkinlerde bulunurlar. Bu yüzden önce kibar bir sesle "İyi akşamlar peder bey, iyi akşamlar valide hanım. Mesai çıkışında bir müddet arkadaşlarımla cafede hasbihal ettiğim içün biraz geciktim, mazeretimi kabul ediniz. Ancak dışarda uyduruk bi salataya dahi 10 lira vermek suretiyle kazık yemek istemediğimden çaya abanmış bulundum. Ol sebepten ötürü tabiri caizse hayvanlar gibi açım. Aceba yiyecek bir şeyler var mı?" demelisiniz. Bu kibar girizgâh aileniz tarafından anlayışla karşılanacak ve sizi aynı kibarlıkla mutfağa gidip bulduğunuzu yemeye davet edeceklerdir. Unutmayınız ki ufak detaylar kişiliğinize saygınlık katan elmas taneleridir.
Misafirlikte Meyve Yerken: Misafirliğe gidilmiş, yemek yenilmiş ve bir müddet sonra da tabaklar içerisinde meyveler gelmiş. Ama o da ne? Görgüsüz bir toplum canavarı daha diğer insanlar elmasını soymamışken 2 muzla bir avuç kayısıyı yutmuş bir yandan da gözlerini belertmiş üzümü kesiyor. Ev sahipleri şaşkın, bu saygısızın yerine kendileri utanıyor. Hiç mi meyve görmedin be münasebetsiz? Bak ellerim titremeye başladı sinirden ya. Efendim gelen meyveye öyle sirk maymunu gibi atlayacağınıza gidin damdan atlayın daha iyi. Hele bi de o eliniz önce tropikal meyvelere uzanmışsa sizi orda yarım saat rencide etseler yeridir. Meyve sıralamasında yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için öncelik elma, portakal gibi her eve girebilen meyvelere verilmelidir. Elma mutlak surette soyulmalı ve 4 eşit parçaya dilimlenmelidir. her dilimdeki çekirdek taneleri ayıklandıktan sonra dilimler 3 lokmada bitirilmelidir. Siz zaten bir elmayı bu şekilde yiyene kadar yarım saat geçeceği için diğerlerine pek vakit kalmayacaktır. Kalsa bile eğer bir muzu yemeye niyetlendiyseniz yarısını yiyiniz ve çok meyvenin midenize dokunduğunu söyleyiniz. Hiç merak etmeyin siz gittikten sonra o muz bir şekilde tüketilecek, ziyan olmayacaktır. Bildiğimiz gibi adab-ı muaşeret kuralları yalnızca yanımızda tanımadığımız kişiler varken geçerlidir. Yoksa isterseniz pilavı elle yiyin, isterseniz salonun ortasında oğlunuzla güreş tutun, sorun değil.
Bir sonraki programı olduğu gibi otobüs seyahati esnasında dikkat etmemiz gerekenlere ayıracağım. Haftaya kadar hareketlerinize dikkat edin, nazik, kentsoylu gibi insanlar olun. Hoşçakalın.
19 Mayıs 2010
15 Mayıs 2010
Sabaha Doğru - Kültürlenelim Sanatlanalım
-Güzel Sanatları Güzelleştirme Derneği dün görkemli bir törenle kuruluşunun 4. yılını kutladı. Törende konuşan dernek başkanı ressam, müzisyen, astrolog, vantrolog, öykü yazarı ve 12 köy ağası Murtaza Cörtlek yaptığı konuşmada derneğinin geldiği başarılı noktaya vurgu yaptı. 4 yıl gibi kısa bir süre içerisinde bir çok güzelleştirme faaliyetinin altına imza attıklarını söyleyen Cörtlek yapılanları şöyle sıraladı:
-Geçen yıl güzel sanatlarda okuyan tüm uzun saçlı ve şekilli sakallı erkek öğrenciler için belediyeyle anlaşıp toplu berber festivali düzenleyip traş ettik. Hepsinin yüzü gözü açıldı adama benzediler, mis gibi oldular.
-Alternatif sanat kisvesi altında milletimizin kafasını karıştıran tüm akımlara karşı mücadele yürüttük, açtığımız davaları kazandık ve bunlara bi yasak getirdik. Bundan sonra en alternatif ressamımız Kenan Evren oldu, gerisini siz düşünün artık.
-Şenaylar Plastik firmasıyla sponsorluk anlaşması imzalatıp tüm plastik sanatla uğraşan öğrencilere maddi olanaklar sağladık. Bizzat ben 12 leğen alarak buna destek oldum.
-Halk oyunlarını güzel sanatlardan çıkardık. Yok öyle bütün öğretim yılı boyunca hoplaya zıplaya oynayıp sonra da ben okuyorum demek. Aynısını ben düğünlerde de yapıyorum, hani bana diploma? Evet oynamak güzel bişey ama buna müsade edemeyiz.
-İhtiyaç sahibi öğrencilere bölümlerine göre, 5 keman, 5 bağlama, 2 obua, 250 kilo alçı, 4 ton halis Afyon mermeri, 2500 tüp boya, 10 fotoğraf makinesi, 4 dikiş makinesi, 4 fön makinesi, 4 top ipek kumaş, 50 adet 6 ortalı harita metod defteri, 500 adet litrelik pastörize süt ve bol miktarda kalemtraş, silgi, elişi kağıdı yardımında bulunduk.
Konuşmasını alkışlar eşliğinde sonlandıran dernek başkanı cörtlek bu sene de aynı azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.
-Serdar Ortaç malesef bi albüm daha çıkardı. Böyle bir felaketi engellemek için ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden İçişleri bakanı Beşir Atalay yaptığı açıklamada "Valla biz bakanlık olarak tüm imkanlarımızla bu elim olayı önlemeye çalıştık. Tüm valiliklere talimat yolladık, tüm plak şirketlerini böyle bir işe kalkışmamaları yönünde tehdit ettik ama bu adam yine bi yolunu bulmuş, Kıbrıs'a gidip orda çıkarmış albümünü. Yavru vatan olduğu için dışişleri bakanlığımız vasıtasıyla nota da vermedik. Zaten topu topu 7 nota var, onu da öyle sağa sola verirsek bize ne kalacak? diye konuştu. Ne yazık ki Serdar Ortaç 'ın albümünün yakında tüm radyoları, plajları, ve müzik yayını yapan TV kanallarını ele geçirmesi bekleniyor.
-Geçen yıl güzel sanatlarda okuyan tüm uzun saçlı ve şekilli sakallı erkek öğrenciler için belediyeyle anlaşıp toplu berber festivali düzenleyip traş ettik. Hepsinin yüzü gözü açıldı adama benzediler, mis gibi oldular.
-Alternatif sanat kisvesi altında milletimizin kafasını karıştıran tüm akımlara karşı mücadele yürüttük, açtığımız davaları kazandık ve bunlara bi yasak getirdik. Bundan sonra en alternatif ressamımız Kenan Evren oldu, gerisini siz düşünün artık.
-Şenaylar Plastik firmasıyla sponsorluk anlaşması imzalatıp tüm plastik sanatla uğraşan öğrencilere maddi olanaklar sağladık. Bizzat ben 12 leğen alarak buna destek oldum.
-Halk oyunlarını güzel sanatlardan çıkardık. Yok öyle bütün öğretim yılı boyunca hoplaya zıplaya oynayıp sonra da ben okuyorum demek. Aynısını ben düğünlerde de yapıyorum, hani bana diploma? Evet oynamak güzel bişey ama buna müsade edemeyiz.
-İhtiyaç sahibi öğrencilere bölümlerine göre, 5 keman, 5 bağlama, 2 obua, 250 kilo alçı, 4 ton halis Afyon mermeri, 2500 tüp boya, 10 fotoğraf makinesi, 4 dikiş makinesi, 4 fön makinesi, 4 top ipek kumaş, 50 adet 6 ortalı harita metod defteri, 500 adet litrelik pastörize süt ve bol miktarda kalemtraş, silgi, elişi kağıdı yardımında bulunduk.
Konuşmasını alkışlar eşliğinde sonlandıran dernek başkanı cörtlek bu sene de aynı azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.
-Serdar Ortaç malesef bi albüm daha çıkardı. Böyle bir felaketi engellemek için ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden İçişleri bakanı Beşir Atalay yaptığı açıklamada "Valla biz bakanlık olarak tüm imkanlarımızla bu elim olayı önlemeye çalıştık. Tüm valiliklere talimat yolladık, tüm plak şirketlerini böyle bir işe kalkışmamaları yönünde tehdit ettik ama bu adam yine bi yolunu bulmuş, Kıbrıs'a gidip orda çıkarmış albümünü. Yavru vatan olduğu için dışişleri bakanlığımız vasıtasıyla nota da vermedik. Zaten topu topu 7 nota var, onu da öyle sağa sola verirsek bize ne kalacak? diye konuştu. Ne yazık ki Serdar Ortaç 'ın albümünün yakında tüm radyoları, plajları, ve müzik yayını yapan TV kanallarını ele geçirmesi bekleniyor.
13 Mayıs 2010
Erim Erim Eriten Yaz Diyeti
Ne zamandır diyet yazmıyoruz diye diyet konusunu artık önemsemediğimizi sanan okuyucularımız malesef yanıldı. Alın size tam da mevsimine uygun, cereyan yapan, şort giyen, kliması 18 dereceye ayarlanmış püfür püfür yaz diyeti:
Sabah:
-19 gr haşlanmış flamingo bifteği
-1 kibrit çöpü peynir
-73 ml sirke
-1 bardak deo parfümlü alo
Öğlen:
-koca_bir_tabak_yogurtlu_mantı.jpeg (nıahahaha resme bakın ağzınız sulansın)
-50 gram kokain (kullananlar zayıflıyo valla, ben bilmem)
-2 dilim kepek ekmeği
-1 kibrit çöpü (barutunu ayıklayın, gaz yapar)
Akşam:
-4 mikrogram potasyum permanganat
-1 kolonyalı mendil
-1/2 kayısı
-kuzu çevirme.mpeg (hıahahaahaa, başa al bi daha izle)
Sinirden hemen yarım kilo verdiğinizi görür gibiyim. Ben uyguladım şu an ulaşımımı rüzgarda savrularak sağlıyorum, o derece. Siz de uygulayın, beraber savrulalım. Haydi esen kalın.
Sabah:
-19 gr haşlanmış flamingo bifteği
-1 kibrit çöpü peynir
-73 ml sirke
-1 bardak deo parfümlü alo
Öğlen:
-koca_bir_tabak_yogurtlu_mantı.jpeg (nıahahaha resme bakın ağzınız sulansın)
-50 gram kokain (kullananlar zayıflıyo valla, ben bilmem)
-2 dilim kepek ekmeği
-1 kibrit çöpü (barutunu ayıklayın, gaz yapar)
Akşam:
-4 mikrogram potasyum permanganat
-1 kolonyalı mendil
-1/2 kayısı
-kuzu çevirme.mpeg (hıahahaahaa, başa al bi daha izle)
Sinirden hemen yarım kilo verdiğinizi görür gibiyim. Ben uyguladım şu an ulaşımımı rüzgarda savrularak sağlıyorum, o derece. Siz de uygulayın, beraber savrulalım. Haydi esen kalın.
05 Mayıs 2010
Sıcaklar Geliyor Napalım?
Kanalımızın aklında geldikçe bişeyler karalayan sözleşmeli personeli Resul Palandiz bu hafta aniden sıcakların gelmesi üzerine siz değerli izleyenleri yaza hazırlayacak tarihsel içerikli bir yazı kaleme aldı.Bakın bakalım biz halk olarak neler yapıyomuşuz yazları:
*Bu yaz da çok sıcak geçecek hacı. Öyle kış çok soğuktu, bahar uzun sürdü, acaba yaz bu sene serin geçer mi diye boş yere heveslenmeyin. Malesef bu sene de yine otobüslerde ter ensenizden sırtınıza ordan da çatala inecek, klima ancak kendini soğutacak, rüzgar falan esmeyecek. Bu iş 1960 larda da böleydi. O zamanlar hiç unutmam Adanada'yım, saat olmuş gecenin ikisi... Sıcak uyutmuyor arkadaş, düşün ki balkonda donla yatıyorum. Derken 27 mayıs darbesi patlak verdi, sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Balkonun demirlerinden kafayı uzattım, döndüm askere, ben dedim şu an hem evde gibiyim, hem de sokakta gibiyim, napayım dedim. Gir ulan içeri eşşek herif dedi. Ben tabi aynen içeri kaçtım. Hey gidi günler hey...
*Karpuzlara geçen sene maliyeti ucuza gelsin diye kabak geni aşılamışlardı. Tipe bakarsan karpuz ama tadı bildiğin naylon. Oysa eski karpuzlar öyle miydi? Mutfakta ikiye yarılan karpuzun kokusu ta salona gelirdi. Burdan karpuz üreticileri kooperatifine sesleniyorum; eğer bu sene de böyle bişey yaparsanız tarlalarınıza tankla dalarım. Bi karpuz keyfimiz var zaten, bozmayın adamın kafasını.
*Bi yandan bakınca da iyi lan aslında sıcak hava. Soğuk suyla banyo yapıyosun, hemen dışarı çıkıyosun, hasta falan da olmuyosun. Hele bi de akşama bal gibi karpuzla üzüm yersen senden güzeli yok. Ayrıca şeftali vaar, kayısı vaaar, kiraz vaar... İşte bi de diziler tatile girmese nefis olacak. Mecburen akşamları hanımla Sır Kapısı'na falan bakıyoruz adamın huzuru kaçıyo.
*Erkek okuyucularımızın abi dekoltelerden, kısa kollulardan, mini eteklerden de bahset dediğini duyar gibiyim. Hepimizin anası bacısı var ulan, atmıyim kafanıza vantilatörü.
*Erkeklerin askerlik anısı neyse, kadınların da yaz tatili anıları odur. Bildiğimiz gibi 1 hafta yapılan tatil yaklaşık 2 sene boyunca anlatılır. Emekli olunca yerleşilecek yerler belirlenir, yenen balığın tadı unutulamaz, gidilen barda ilgi odağı olunur, deniz kenarında 250 fotoğraf çektirilir falan... Hepiniz her akşam dondurma yalıyosunuz, sadece bi gün de bara gidip bi biraya 20 lira veriyosunuz, sonra da efenim şöyle oldu böyle oldu. Yemeyin artık bizi arkadaşım, sene olmuş 2010, yutmuyoruz.
*Bazen düşünürüm acaba yeryüzünden sinekler ve sivrisinekler silinse insanlık ne kaybeder? Tarihimiz malesef bu iki hayvan yüzünden psikolojisi bozulmuş insanlarla doludur. Sultan 3. Mücbir'in bir sohbet esnasında sivrisineklere sinirlenip 50 sinin birden boynunu vurdurduğu rivayet olunur. Yine aynı şekilde İngiltere Kralı baştan ikinci Vilyım da çocukken sinekleri etipuf ambalajına hapsedip işkence çektirirmiş. Rahmetli dedem de hiç sevmezdi sinekleri ama öyle kaydadeğer bi tepki vermedi malesef.
*Klimayı en düşük 18 dereceye indirebiliyom yav, oğlum bunun -20 ye ayarlananından yokmu? Bak daha bu sıcaklar hiç bişey, çöl sıcakları geliyomuş. O zaman İsmail Türüt gibi terliycez, yazık olcak hepimize.
*Benden bu kadar ben uyarımı yaptım. Siz yine de altınıza atlet giyin, teri çeker. Hadi görüşürüz.
*Bu yaz da çok sıcak geçecek hacı. Öyle kış çok soğuktu, bahar uzun sürdü, acaba yaz bu sene serin geçer mi diye boş yere heveslenmeyin. Malesef bu sene de yine otobüslerde ter ensenizden sırtınıza ordan da çatala inecek, klima ancak kendini soğutacak, rüzgar falan esmeyecek. Bu iş 1960 larda da böleydi. O zamanlar hiç unutmam Adanada'yım, saat olmuş gecenin ikisi... Sıcak uyutmuyor arkadaş, düşün ki balkonda donla yatıyorum. Derken 27 mayıs darbesi patlak verdi, sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Balkonun demirlerinden kafayı uzattım, döndüm askere, ben dedim şu an hem evde gibiyim, hem de sokakta gibiyim, napayım dedim. Gir ulan içeri eşşek herif dedi. Ben tabi aynen içeri kaçtım. Hey gidi günler hey...
*Karpuzlara geçen sene maliyeti ucuza gelsin diye kabak geni aşılamışlardı. Tipe bakarsan karpuz ama tadı bildiğin naylon. Oysa eski karpuzlar öyle miydi? Mutfakta ikiye yarılan karpuzun kokusu ta salona gelirdi. Burdan karpuz üreticileri kooperatifine sesleniyorum; eğer bu sene de böyle bişey yaparsanız tarlalarınıza tankla dalarım. Bi karpuz keyfimiz var zaten, bozmayın adamın kafasını.
*Bi yandan bakınca da iyi lan aslında sıcak hava. Soğuk suyla banyo yapıyosun, hemen dışarı çıkıyosun, hasta falan da olmuyosun. Hele bi de akşama bal gibi karpuzla üzüm yersen senden güzeli yok. Ayrıca şeftali vaar, kayısı vaaar, kiraz vaar... İşte bi de diziler tatile girmese nefis olacak. Mecburen akşamları hanımla Sır Kapısı'na falan bakıyoruz adamın huzuru kaçıyo.
*Erkek okuyucularımızın abi dekoltelerden, kısa kollulardan, mini eteklerden de bahset dediğini duyar gibiyim. Hepimizin anası bacısı var ulan, atmıyim kafanıza vantilatörü.
*Erkeklerin askerlik anısı neyse, kadınların da yaz tatili anıları odur. Bildiğimiz gibi 1 hafta yapılan tatil yaklaşık 2 sene boyunca anlatılır. Emekli olunca yerleşilecek yerler belirlenir, yenen balığın tadı unutulamaz, gidilen barda ilgi odağı olunur, deniz kenarında 250 fotoğraf çektirilir falan... Hepiniz her akşam dondurma yalıyosunuz, sadece bi gün de bara gidip bi biraya 20 lira veriyosunuz, sonra da efenim şöyle oldu böyle oldu. Yemeyin artık bizi arkadaşım, sene olmuş 2010, yutmuyoruz.
*Bazen düşünürüm acaba yeryüzünden sinekler ve sivrisinekler silinse insanlık ne kaybeder? Tarihimiz malesef bu iki hayvan yüzünden psikolojisi bozulmuş insanlarla doludur. Sultan 3. Mücbir'in bir sohbet esnasında sivrisineklere sinirlenip 50 sinin birden boynunu vurdurduğu rivayet olunur. Yine aynı şekilde İngiltere Kralı baştan ikinci Vilyım da çocukken sinekleri etipuf ambalajına hapsedip işkence çektirirmiş. Rahmetli dedem de hiç sevmezdi sinekleri ama öyle kaydadeğer bi tepki vermedi malesef.
*Klimayı en düşük 18 dereceye indirebiliyom yav, oğlum bunun -20 ye ayarlananından yokmu? Bak daha bu sıcaklar hiç bişey, çöl sıcakları geliyomuş. O zaman İsmail Türüt gibi terliycez, yazık olcak hepimize.
*Benden bu kadar ben uyarımı yaptım. Siz yine de altınıza atlet giyin, teri çeker. Hadi görüşürüz.
27 Nisan 2010
Rek-lam-laaaar
-Şimşiroğlu Tekel Bayii'nden öğrencilere dev hizmet. Öğrenci evinde çeşitli şekillerde dizilip paylaşım sitelerine fotoğraf ekleyerek dikkat çekmek için kullanılacak boş bira şişesi ve karton sigara paketi satışlarımız başlamıştır. 100 boş efes şişesi 30 lira, 200 sigara paketi 20 lira olup fiyatlarımız gayet uygundur. Ayrıca evdeki boş şişe ve sigara kutularınız alınır. Şimşiroğlu Tekel Bayi Basmane'de Oteller Sokağı'nın oralarda bi yerde. Şimşiroğluuu, kime sorsanız gösterir!!!
-Dün gece barda bi kadınla gözgöze mi geldiniz? Kendisinden sinyal aldığınızı mı sandınız? Lan yoksa öylesine mi baktı acaba diye düşündünüz? Gidip de konuşacak cesaret mi bulamadınız? Ajansımızın deneyimli personelleri sırf siz ertesi gün "Oğlum dün barda hatunun biriyle acayip kesiştik haa, cepte para olsa gidip konuşcaktım" diye palavra sıkmamanız için gidip o hatunla sizin adınıza konuşuyor ve gerçekleri öğreniyor. Türker Ajans bu işi üstelik tamamen hayrına yapıyor. Telefonla sipariş alınır, telefonlarımız 433 34 64-65-66-67-68-69 (Çok talep var anca yetişiyoz)
-Düş Bahçesi Kültür Sanat Atölyesi, maymun iştahlılar için 2 haftalık ebru, resim, keman, salsa ve alçı heykel kursları açıyor. Gaza gelip de sanki yıllarca uğraşacakmış gibi malzemeye şuna buna o kadar para vermeyin. 2 hafta buralarda takılın hevesinizi alın sonra da naparsanız yapın. Devam edecek olan zaten alır yürür. Fiyatlarımız tüm kurslar için 2 haftalık 50 liradır. Düş Bahçesi Kültür Sanat Atölyesi'yle düşlerinizi avutun.
-Bize sormadan kitap almayın, adamın kafasını bozmayın. Ustura kitapevinde kampanyalar bitmiyor. 2 kilo kitap alana 10 yumurta bedava. Ayrıca tek seferde 50 liralık alışveriş yapanlar arasında yapılacak çekilişte 3 ballı müşterimize çeyrek altın veriyoruz. Bu sizler için yapılan son çağrıdır. Aldınız aldınız, almadınız memleketten akrabaları çağırıyorum, feci dayak var. Dükkanın yerini biliyosunuz, hadi selametle.
-Dün gece barda bi kadınla gözgöze mi geldiniz? Kendisinden sinyal aldığınızı mı sandınız? Lan yoksa öylesine mi baktı acaba diye düşündünüz? Gidip de konuşacak cesaret mi bulamadınız? Ajansımızın deneyimli personelleri sırf siz ertesi gün "Oğlum dün barda hatunun biriyle acayip kesiştik haa, cepte para olsa gidip konuşcaktım" diye palavra sıkmamanız için gidip o hatunla sizin adınıza konuşuyor ve gerçekleri öğreniyor. Türker Ajans bu işi üstelik tamamen hayrına yapıyor. Telefonla sipariş alınır, telefonlarımız 433 34 64-65-66-67-68-69 (Çok talep var anca yetişiyoz)
-Düş Bahçesi Kültür Sanat Atölyesi, maymun iştahlılar için 2 haftalık ebru, resim, keman, salsa ve alçı heykel kursları açıyor. Gaza gelip de sanki yıllarca uğraşacakmış gibi malzemeye şuna buna o kadar para vermeyin. 2 hafta buralarda takılın hevesinizi alın sonra da naparsanız yapın. Devam edecek olan zaten alır yürür. Fiyatlarımız tüm kurslar için 2 haftalık 50 liradır. Düş Bahçesi Kültür Sanat Atölyesi'yle düşlerinizi avutun.
-Bize sormadan kitap almayın, adamın kafasını bozmayın. Ustura kitapevinde kampanyalar bitmiyor. 2 kilo kitap alana 10 yumurta bedava. Ayrıca tek seferde 50 liralık alışveriş yapanlar arasında yapılacak çekilişte 3 ballı müşterimize çeyrek altın veriyoruz. Bu sizler için yapılan son çağrıdır. Aldınız aldınız, almadınız memleketten akrabaları çağırıyorum, feci dayak var. Dükkanın yerini biliyosunuz, hadi selametle.
13 Nisan 2010
Biraz da Yiyelim
İlk programıyla gurmeler arasında infial yaratan ve 16 sıra birden yükselerek listenin bir numarasına oturan kanalımızın kadrolu, sigortalı, 3 ayda bir maaş ikramiyeli gurmesi Satılmış Taşdöğen bu hafta sizlere gece yatmadan yemek yemenin inceliklerini anlatacak. Buyrun sayın Taşdöğen mikrofon sizde.
Sağol yiğenim. Nassınız bakayım sayın seyirciler? Karnınız tok mu yoksa şöyle hafiften bi açlık mı var? Eğer aç gibiyseniz hemen yemeyin, 2 saat daha dayanın, o zaman yenen yemek daha bi iştahlı olur. Neyse efendim ben bu hafta gece yatarken yenen yemeklerden bir seçme sunacam.
Gece yatarken yenen yemek, yemeklerin en tatlısı en iştahlısıdır. Öyle kahvaltı gibi uyku mahmurluğuyle gitmez, öğle yemeği gibi tostla geçiştirilmez, akşam yemeği gibi tören havasında geçmez. Gece acıkması hiç beklenmeyen bir dostun gelmesi gibi gelir. Böyle ellerinde torbalar. Torbanın biri bira dolu, ötekinde atıştırmalık bişeyler. Oğlum der hazırda bişey varsa ısıt yiyelim sonra da hayvanlar gibi içelim dercesine sızar bünyeye. Reddetme imkanı yoktur, çaresiz buzdolabına gidilir. İşte böyle bir duruma evde yakalandıysanız yapılacak ilk şey akşamdan kalan yemeği ısıtmadan hemen bitirmektir. Hele de tencerenin dibinde biraz yaprak sarması kalmışsa onu hemen oracıkta soğuk olarak tüketiniz. Sarmanın içi bünyeye şifa veren çeşit çeşit gıdayla doludur. Kan yapar, vücuda kuvvet verir, fikri parlatır, hislere cila atar. E peki doyduk mu? Tabi ki hayır, çünkü sarmayı ekmeksiz yedik. Bildiğiniz gibi ortalama bir Türk insanı ekmek yemediği sürece iki varil pilav da yese doyması mümkün değildir. O yüzden hemen ekmek kovasından biraz ekmek alıyoruz ve içine peynir, zeytin, domat ne bulursak dolduruyoruz. Bu tür kahvaltılık şeyler gece vakti mideye çok cazip gelir. Mide o sırada sevinçten ne yapacağını bilemez bir halde sağa sola asit salgılamaya başlar, bunu gören yan organlar da coşkuya katılır ve görkemli bir birlik havası doğar. Bünyenin kızamık işgalinden kurtuluşunun 21. yıl dönümü törenlerle kutlanır. Onu da yedik bittiii ama hala bi eksik var di mi? Evet bildiniz tatlı yemedik. Bak orda ekmekten ufak bi parça kalmış, yatır arasına helvayı, indir üç ısırıkta. Şimdi söyleyin bakalım; var mı lan şimdi senden benden güzeli? Tabi ki de yok. Üstüne de bi bardak suyu içtik. Sonra hop yatağa. Gece tabi ki biraz aksiyonlu geçecek. Karabasan falan çökebilir aldırmayın, uyanınca hepsi geçiyor. Yani şimdi kabus görmeyecez diye yatağa aç mı gircez? Aç adamın uykusu gelmez be. Lütfen kendimizi kandırmayalım, bi insan acıkmışsa acıkmıştır. Diyet falan bunların alayı dış mihrakların oyunudur.
Bi programın daha sonuna geldik. Ben iştah açan kardeşiniz Satılmış Taşdöğen hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. Yediğiniz yarasın, löp löp et olsun, afiyet olsun.
Sağol yiğenim. Nassınız bakayım sayın seyirciler? Karnınız tok mu yoksa şöyle hafiften bi açlık mı var? Eğer aç gibiyseniz hemen yemeyin, 2 saat daha dayanın, o zaman yenen yemek daha bi iştahlı olur. Neyse efendim ben bu hafta gece yatarken yenen yemeklerden bir seçme sunacam.
Gece yatarken yenen yemek, yemeklerin en tatlısı en iştahlısıdır. Öyle kahvaltı gibi uyku mahmurluğuyle gitmez, öğle yemeği gibi tostla geçiştirilmez, akşam yemeği gibi tören havasında geçmez. Gece acıkması hiç beklenmeyen bir dostun gelmesi gibi gelir. Böyle ellerinde torbalar. Torbanın biri bira dolu, ötekinde atıştırmalık bişeyler. Oğlum der hazırda bişey varsa ısıt yiyelim sonra da hayvanlar gibi içelim dercesine sızar bünyeye. Reddetme imkanı yoktur, çaresiz buzdolabına gidilir. İşte böyle bir duruma evde yakalandıysanız yapılacak ilk şey akşamdan kalan yemeği ısıtmadan hemen bitirmektir. Hele de tencerenin dibinde biraz yaprak sarması kalmışsa onu hemen oracıkta soğuk olarak tüketiniz. Sarmanın içi bünyeye şifa veren çeşit çeşit gıdayla doludur. Kan yapar, vücuda kuvvet verir, fikri parlatır, hislere cila atar. E peki doyduk mu? Tabi ki hayır, çünkü sarmayı ekmeksiz yedik. Bildiğiniz gibi ortalama bir Türk insanı ekmek yemediği sürece iki varil pilav da yese doyması mümkün değildir. O yüzden hemen ekmek kovasından biraz ekmek alıyoruz ve içine peynir, zeytin, domat ne bulursak dolduruyoruz. Bu tür kahvaltılık şeyler gece vakti mideye çok cazip gelir. Mide o sırada sevinçten ne yapacağını bilemez bir halde sağa sola asit salgılamaya başlar, bunu gören yan organlar da coşkuya katılır ve görkemli bir birlik havası doğar. Bünyenin kızamık işgalinden kurtuluşunun 21. yıl dönümü törenlerle kutlanır. Onu da yedik bittiii ama hala bi eksik var di mi? Evet bildiniz tatlı yemedik. Bak orda ekmekten ufak bi parça kalmış, yatır arasına helvayı, indir üç ısırıkta. Şimdi söyleyin bakalım; var mı lan şimdi senden benden güzeli? Tabi ki de yok. Üstüne de bi bardak suyu içtik. Sonra hop yatağa. Gece tabi ki biraz aksiyonlu geçecek. Karabasan falan çökebilir aldırmayın, uyanınca hepsi geçiyor. Yani şimdi kabus görmeyecez diye yatağa aç mı gircez? Aç adamın uykusu gelmez be. Lütfen kendimizi kandırmayalım, bi insan acıkmışsa acıkmıştır. Diyet falan bunların alayı dış mihrakların oyunudur.
Bi programın daha sonuna geldik. Ben iştah açan kardeşiniz Satılmış Taşdöğen hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. Yediğiniz yarasın, löp löp et olsun, afiyet olsun.
02 Nisan 2010
Cinsel Sağlık Saati
Kanalımızın halk tarafından benimsenmiş, cinsel sağlık alanının önde giden, bayrak taşıyan, marş söyleyip slogan atan önemli şahsiyeti Prof. Dr. Gürbüz Şakir ORGAN sizlerin cinsel problemlerinizi dinleyip, çözüme ulaştırmaya devam ediyor. Kendisinin mücadelesi ülke çapında sevişmemiş tek kişi kalmayıncaya dek sürecek. Sendeyiz profesör.
Nassınız bakalım sevişgenler?
Ulu seksler oldu mi
Banyolar yapıldu mi
Bornozlar giyuldu mi
İmdi çarşaf irtulur
Programıma bir şiirle başlayıp romantik bir hava yaratayım istedim. Eğer bir çiftin bile sevişmesine katkım olursa ne mutlu bana. Şimdi mektuplara geçelim:
İlk mektubumuz Rize'den. Uzun uzun kamışlar rumuzlu okurumuz şöyle diyor: "Hocam merhaba. Ben 32 yaşına gelmiş olmasına rağmen hayatında bir kere bile erotik olaylara girmemiş bekar bir erkeğim. Gül gibi ömrüm bir seks yapamadan, bir yuvarlak hat yarıçapı ölçemeden geçip gidiyor. Bir keresinde geneleve gittim, "vizite kaça bacım?" dedim, "sen bacınla mı cima ediyon lan it" cevabı üzerine oradan da kaçtım ve bi daha gidemedim. Eğer bir süre daha sevişemezsem sanırım kadın cinsinin neye benzediğini tamamen unutacağım. Bu işler nasıl oluyo hocam, bana bi çare.
Sevgili okurum. Sen bu yaşına kadar bir kadına bulaşmadıysan bir sürü birikmiş paran vardır. Şimdi sen yanına biraz para al İstanbul'a gel. Beyoğlunda Filiz Oteli'ni bul, resepsiyona benim adımı verip 300 lira para bırak. Görevlinin sana verdiği odaya çık içerdeki kadınla naparsan yap. Kadını konuşmaya zorlama, pek Türkçe bilmiyor. Ha ama Rusçan varsa istediğin kadar konuş tabi. Çıkarken bi 300 lira da ona bırak. Bana hayır dualarını yolla, memleketine geri dön. Bu kıyağımı da sakın ha unutma.
Bu hafta 2 mektup alıyorum, çünkü son bölümde hepinize ödev vercem. 2. mektubumuz ise Sinop'tan gelmiş. Bakalım
akşam simidi gibi yanıyorum rumuzlu okurumuz ne demiş? Hocam ben normalde gayet efendi bir hanım olmama rağmen, ne zaman üniformalı bi erkek görsem kendimden geçiyorum. Üniforma giymiş erkeklere karşı büyük bir zaafım var. Şu ana kadar 5 subay, 4 astsubay, 2 uzman çavuş, 18 er ve erbaşın yanı sıra, hatırı sayılır miktarda polis, zabıta ve güvenlik görevlisiyle beraber oldum. Bu zaafım etrafta da bilindiği için mesleği ne olursa olsun bir çok erkek bi yerden bi üniforma denkleştirip kapımın önüne dikiliyor. Geçen biri abartıp mareşal ünformasıyla geldi. Herifi kovaladım gitti ama aklım da yine üniformada kaldı. Hocam napcaz böyle? Televizyonda 30 Ağustos kutlamaları çıkıyor ben evde üçlü koltukla boğuşuyorum. Kurtarın beni bu dertten.
Sayın okurum askerliğini asteğmen olarak yapmış biri olarak bu konuyu seninle karşılıklı konuşmak isterim. O günlerin hatrına hala bir takım üniformam dolabımda asılıdır. Seninle seviyeli bir görüşme yaptıktan sonra İstanbul'a 1 mayıs tarihli bir uçak bileti alacağız. (Bileti ben temin ederim 300-400 lira bişey zaten) Sen kutlamalara katılacaksın, gaz bombasını, copu yiyince ne üniforma sevdası kalacak ne de başka bişey. Evin yansa itfaiye çağırmayacaksın o derece. Sonra bana çok teşekkür edeceksin. Şimdiden hayırlı olsun, ben yeşilleri çektim bekliyorum.
Gelelim bu haftanın ödevine. Gelecek programa kadar herkes bir partner bulup sevişecek ve neler hissettiğini anlatan bir kompozisyon yazacak. Ayrıca, seksapel, libido, histerik kelimelerini de cümle içinde kullanacaksınız. Partner bulamayan erkekler Filiz Otel'ine gitsin, partner bulamayan kadınlar bana gelsin. Haftaya ödevleri kontrol edicem ona göre. Erotizmden yoksun bir milletin haline acırım. Hadi öptüm bye.
Nassınız bakalım sevişgenler?
Ulu seksler oldu mi
Banyolar yapıldu mi
Bornozlar giyuldu mi
İmdi çarşaf irtulur
Programıma bir şiirle başlayıp romantik bir hava yaratayım istedim. Eğer bir çiftin bile sevişmesine katkım olursa ne mutlu bana. Şimdi mektuplara geçelim:
İlk mektubumuz Rize'den. Uzun uzun kamışlar rumuzlu okurumuz şöyle diyor: "Hocam merhaba. Ben 32 yaşına gelmiş olmasına rağmen hayatında bir kere bile erotik olaylara girmemiş bekar bir erkeğim. Gül gibi ömrüm bir seks yapamadan, bir yuvarlak hat yarıçapı ölçemeden geçip gidiyor. Bir keresinde geneleve gittim, "vizite kaça bacım?" dedim, "sen bacınla mı cima ediyon lan it" cevabı üzerine oradan da kaçtım ve bi daha gidemedim. Eğer bir süre daha sevişemezsem sanırım kadın cinsinin neye benzediğini tamamen unutacağım. Bu işler nasıl oluyo hocam, bana bi çare.
Sevgili okurum. Sen bu yaşına kadar bir kadına bulaşmadıysan bir sürü birikmiş paran vardır. Şimdi sen yanına biraz para al İstanbul'a gel. Beyoğlunda Filiz Oteli'ni bul, resepsiyona benim adımı verip 300 lira para bırak. Görevlinin sana verdiği odaya çık içerdeki kadınla naparsan yap. Kadını konuşmaya zorlama, pek Türkçe bilmiyor. Ha ama Rusçan varsa istediğin kadar konuş tabi. Çıkarken bi 300 lira da ona bırak. Bana hayır dualarını yolla, memleketine geri dön. Bu kıyağımı da sakın ha unutma.
Bu hafta 2 mektup alıyorum, çünkü son bölümde hepinize ödev vercem. 2. mektubumuz ise Sinop'tan gelmiş. Bakalım
akşam simidi gibi yanıyorum rumuzlu okurumuz ne demiş? Hocam ben normalde gayet efendi bir hanım olmama rağmen, ne zaman üniformalı bi erkek görsem kendimden geçiyorum. Üniforma giymiş erkeklere karşı büyük bir zaafım var. Şu ana kadar 5 subay, 4 astsubay, 2 uzman çavuş, 18 er ve erbaşın yanı sıra, hatırı sayılır miktarda polis, zabıta ve güvenlik görevlisiyle beraber oldum. Bu zaafım etrafta da bilindiği için mesleği ne olursa olsun bir çok erkek bi yerden bi üniforma denkleştirip kapımın önüne dikiliyor. Geçen biri abartıp mareşal ünformasıyla geldi. Herifi kovaladım gitti ama aklım da yine üniformada kaldı. Hocam napcaz böyle? Televizyonda 30 Ağustos kutlamaları çıkıyor ben evde üçlü koltukla boğuşuyorum. Kurtarın beni bu dertten.
Sayın okurum askerliğini asteğmen olarak yapmış biri olarak bu konuyu seninle karşılıklı konuşmak isterim. O günlerin hatrına hala bir takım üniformam dolabımda asılıdır. Seninle seviyeli bir görüşme yaptıktan sonra İstanbul'a 1 mayıs tarihli bir uçak bileti alacağız. (Bileti ben temin ederim 300-400 lira bişey zaten) Sen kutlamalara katılacaksın, gaz bombasını, copu yiyince ne üniforma sevdası kalacak ne de başka bişey. Evin yansa itfaiye çağırmayacaksın o derece. Sonra bana çok teşekkür edeceksin. Şimdiden hayırlı olsun, ben yeşilleri çektim bekliyorum.
Gelelim bu haftanın ödevine. Gelecek programa kadar herkes bir partner bulup sevişecek ve neler hissettiğini anlatan bir kompozisyon yazacak. Ayrıca, seksapel, libido, histerik kelimelerini de cümle içinde kullanacaksınız. Partner bulamayan erkekler Filiz Otel'ine gitsin, partner bulamayan kadınlar bana gelsin. Haftaya ödevleri kontrol edicem ona göre. Erotizmden yoksun bir milletin haline acırım. Hadi öptüm bye.
23 Mart 2010
Şimdi Haberleri Veriyoruz
-Geçen hafta Beyoğlu'nda yapılan uyuşturucu operasyonunda ceketinin iç cebinde kokainle yakalanarak gündemi sarsan rock müziğin asi ismi Cenk Yıldırım'ın "Rocker adam uyuşturucu kullanır, serserilik yapar" klişesinden faydalanıp albüm satışlarını artırmak için, uyuşturucu kullanmadığı halde bizzat kendi kendini ihbar ettiği ortaya çıktı. Normalde sigarayı bile içine çekmediği, hemen dumanı üflediği ve gerçek adının da Cabbar Çayırbaşı olduğu anlaşılan ünlü isim cümlealeme rezil oldu. Bütün popülaritesinin bir anda yerle bir olduğunu ve artık rock müzikten ekmek yiyemeyeceğini anladığını söyleyen Cabbar Çayırbaşı, Tatlıses TV'den gelen sunuculuk teklifini kabul etmek zorunda kaldığını gözyaşları içinde kamuoyuna açıkladı.
-Messi'nin son 3 maçta 8 gol atmasının ardından rakip defans oyuncusu tarafından "Belki de insan değil" sözleriyle övülmesine milli futbolcu İbrahim Üzülmez'den sert tepki geldi: Ben de insan değilim! 2-3 gol attı diye 23 yaşındaki bir veletin hemen göklere çıkarılmaması gerektiğini ifade eden Üzülmez "Şu bi gerçek ki ondan daha hızlı koşuyorum, daha hızlı adam tartaklıyorum, sakallarım daha çabuk uzuyor ve en önemlisi ondan yaşça büyüğüm. Spor medyasının yaşa hürmet etmesi gereken yerde el kadar bebeyi övmesine anlam veremiyorum. Benim kafamı bozmasınlar yoksa orta yaparım." dedi.
-Bundan bir kaç yıl önce görkemli bir törenle basına tanıtılan ve büyük ilgi toplayan ancak o günden beri kendisinden haber alınamayan Erke Dönergeci nihayet tekrar kendini gösterdi. Bu sefer ufak bir basın toplantısıyla tekrar kamuoyuna gösterilen Erke Dönergeci'nin aslında aldığı enerjiden daha fazlasını üretemediğini, bu konuda çok büyük eşşeklik yaptıklarını, işe yeni alınan asistanın formülü yazarken virgülü bi basamak yana kaydırdığı ve bu yüzden yoktan enerji üretiyomuş gibi bir sonuç elde ettiklerini ve onca fizik kanununa rağmen bunu utanmadan açıkladıklarını ifade eden firma genel müdürü, ortalarda görünmedikleri süre içinde bu aletin başka ne işe yarayabileceğini araştırdıklarını söyledi. Uzun çalışmalar sonucunda modifiye edilen ve çok güzel mantı kapattığı öğrenilen alet "Mantı Dönergeci" olarak piyasaya sürülecek.
-Messi'nin son 3 maçta 8 gol atmasının ardından rakip defans oyuncusu tarafından "Belki de insan değil" sözleriyle övülmesine milli futbolcu İbrahim Üzülmez'den sert tepki geldi: Ben de insan değilim! 2-3 gol attı diye 23 yaşındaki bir veletin hemen göklere çıkarılmaması gerektiğini ifade eden Üzülmez "Şu bi gerçek ki ondan daha hızlı koşuyorum, daha hızlı adam tartaklıyorum, sakallarım daha çabuk uzuyor ve en önemlisi ondan yaşça büyüğüm. Spor medyasının yaşa hürmet etmesi gereken yerde el kadar bebeyi övmesine anlam veremiyorum. Benim kafamı bozmasınlar yoksa orta yaparım." dedi.
-Bundan bir kaç yıl önce görkemli bir törenle basına tanıtılan ve büyük ilgi toplayan ancak o günden beri kendisinden haber alınamayan Erke Dönergeci nihayet tekrar kendini gösterdi. Bu sefer ufak bir basın toplantısıyla tekrar kamuoyuna gösterilen Erke Dönergeci'nin aslında aldığı enerjiden daha fazlasını üretemediğini, bu konuda çok büyük eşşeklik yaptıklarını, işe yeni alınan asistanın formülü yazarken virgülü bi basamak yana kaydırdığı ve bu yüzden yoktan enerji üretiyomuş gibi bir sonuç elde ettiklerini ve onca fizik kanununa rağmen bunu utanmadan açıkladıklarını ifade eden firma genel müdürü, ortalarda görünmedikleri süre içinde bu aletin başka ne işe yarayabileceğini araştırdıklarını söyledi. Uzun çalışmalar sonucunda modifiye edilen ve çok güzel mantı kapattığı öğrenilen alet "Mantı Dönergeci" olarak piyasaya sürülecek.
22 Mart 2010
Anketi Kaldırıyoruz
trt2gibiadam yönetim kurulunun oybirliği ile aldığı karar sonucu "Hacı zahmet olmazsa bi 10 kaat iteler misin bana?" konulu anketi kaldırıldı. Yönetim kurulu adına konuşan bizzat kendim, yaptığım açıklamada şöyle dedim: "Millete bi soru sorduk 10 lira verir misin diye, yarısından fazlası "bi sor bakalım 10 liram var mı?" şıkkını işaretlemiş. Oğlum bu kadar mı yokluk çekiyosunuz lan? Hani olur da vermek istemezsiniz tamam da, resmen yarımızın cebinde maksimum 9 lira civarı bi para var. Eğri oturup doğru konuşalım, bu parayla bi bok yapılmaz. Ulaşımı otostopla, beslenmeyi haşlanmış patatesle, barınmayı çekyatla yapsanız bile olmaz. Bu paraya ancak sebze halinin duvarının dibinde şarapçı olunur, bilemedin öğrenim kredisi yatmamış, evden de para gelmemiş üniversite öğrencisi olunur. Eğer bakın durumunuz bu kadar kötüyse bende biraz para var, size 5-10 lira koltuk çıkarım*. Ama bende de çok yok tabi. Kanalı reklam gelirleriyle ayakta tutuyoruz, devletten para gelmiyor. Ay sonu yine kdv yatacak, millet hep veresiye yazdırıyor... Neyse konu dağıldı, ben daha fazla sizi üzmek istemiyorum ve başka anket koyuyorum. Canınızı sıkmayın, para insanın elinin kiridir. Bugün mesela bakın bi Rahmi Koç bile zengin falan ama ağız tadıyla yumurtalı çökelek yiyemiyor. Herkes bugünlerinin kıymetini bilsin, haline şükretsin, öyle anarşik olaylara karışmasın.
*Koltuk çıkmak: Argoda maddi anlamda destekte bulunmak, kişiyi parayla ihya etmek, ihtiyacını gidermek.
*Koltuk çıkmak: Argoda maddi anlamda destekte bulunmak, kişiyi parayla ihya etmek, ihtiyacını gidermek.
15 Mart 2010
Şiir Saati
Çıkarmış olduğu şiir kitabıyla ancak eş dost arasında heyecan yaratabilen ve bu yüzden kitabı -12 satan (7 adet satış, 19 adet eşe dosta hediye) deneysel şair Sedat Dumanaltı, imgenin, soyutun, kelime oyununun bokunu çıkardığı şiirilerinden birini bizlerle paylaşmak istedi biz de kıramadık adamı. Çok yufka yürekliyiz lan, böyle kanal idare edilmez ama napalım işte.
Ergen Battaniye
Sen salı pazarında bir tutam yeşil soğan
Ben ise seçkin kitapçılardaki Bulvar gazetesiydim
Kırlangıçlar göçüyor aristo dağının muhtarlığına
Kasaplar neden optimist neden jandarma pilav yapmaz
Akıllı beni bulmaz deli dibimden ayrılmaz
Aşkımız hiç gelmeyecek bir otobüsü beklemek gibi
Galiba sen yeşil soğanda takıldın kaldın
Ben ise can atıyorum içinde kaotik geçen dize yazayım diye
Akhilleus'un yorgun savaşçısı Kalimedes buradaydı az önce
Bazen kavurma alıyorum yavruma apansız
Robdöşambır, merdane, ingiliz anahtarı, hayalet orman
Birden laz uşağı oluyor elimdeki yeşil soğan
Horon tepiyoruz alt kata doğru, sıvaları döküyoruz kaygısız
Beni terk edecekmişsin, ayağının altını öpeyim etme
En azından amcaoğlumla beraber ol, yabancıya gitme
Bi yeşil soğan dedik diye yaptığın bu tavırlar
Gün gelir olmadık bi yerini coverlar
Bu dizeye bi mitolojik kahraman bi de yitik lafı gelecek
Paramparça gündüzleri tarumar oluşlarım
Sarı karpuzlar görüyorum Üsküdar ufuklarında
Artık hangi Mozart'a öykünsem faydasız
Bu şiirimi anlamayan
Ya ibnedir ya umarsız
Ergen Battaniye
Sen salı pazarında bir tutam yeşil soğan
Ben ise seçkin kitapçılardaki Bulvar gazetesiydim
Kırlangıçlar göçüyor aristo dağının muhtarlığına
Kasaplar neden optimist neden jandarma pilav yapmaz
Akıllı beni bulmaz deli dibimden ayrılmaz
Aşkımız hiç gelmeyecek bir otobüsü beklemek gibi
Galiba sen yeşil soğanda takıldın kaldın
Ben ise can atıyorum içinde kaotik geçen dize yazayım diye
Akhilleus'un yorgun savaşçısı Kalimedes buradaydı az önce
Bazen kavurma alıyorum yavruma apansız
Robdöşambır, merdane, ingiliz anahtarı, hayalet orman
Birden laz uşağı oluyor elimdeki yeşil soğan
Horon tepiyoruz alt kata doğru, sıvaları döküyoruz kaygısız
Beni terk edecekmişsin, ayağının altını öpeyim etme
En azından amcaoğlumla beraber ol, yabancıya gitme
Bi yeşil soğan dedik diye yaptığın bu tavırlar
Gün gelir olmadık bi yerini coverlar
Bu dizeye bi mitolojik kahraman bi de yitik lafı gelecek
Paramparça gündüzleri tarumar oluşlarım
Sarı karpuzlar görüyorum Üsküdar ufuklarında
Artık hangi Mozart'a öykünsem faydasız
Bu şiirimi anlamayan
Ya ibnedir ya umarsız
09 Mart 2010
Sokağın Nabzı
Sırf halkla daha bi bütün olalım, güncel olaylar hakkındaki fikirlerini alalım, acaba zerre kitap okumadan, ana haber bülteni, yerli dizi ve gerzek yarışma programı izleyerek ne kadar bilgi sahibi olunabilir öğrenelim diye tuttuk ekip olarak sokağa çıktık ve vatandaşa sorduk: Nolacak bu opera ve balenin hali?
Hayriye Tomruk (Ev Hanımı - 56): Nolacağı var mı kardeşim, bu ikisi ben bildim bileli nişanlılar. Nişanlılık bu kadar uzatılır mı hiç? Bana kalırsa o opera denen deyyus oyalıyo kızı. Yok efendim Figaro'nun bi düğünü kaç paraya patlıyomuş da, yok böyle bi dünyaya etkinlik getirmek istemiyomuş da... O herif artık bıraksın bu işleri, bak gül gibi mesleği var, iyi kötü müşterisi var. Yavrucuğum bale evde oturmaktan kartlaştı, bacağını açamaz oldu. Artık evlensinler, çoluk çocuğa karışsınlar, güzel güzel evde oturup televizyon izlesinler.
Cabir Çuhadar (Serbest - 44): Operacılardan rahmetli Pavorotti'yi iyi tanırdım. Çok güzel, içli bi sesi vardı. Ses aralığı 3 Oktay diye duymuştum. Ortalama bi Oktay'ın boyuna 1.75 desek, demek ki herifte 5 metreyi geçkin ses varmış. E bu adamın bel çevresi de nerden baksan 2,5 metre var. Şimdi bu herife ne kefen bezi gitmiştir var sen hesapla. O öldüğünden beri kederimden opera falan dinleyemez oldum, eve de yasakladım. Baleye ise en başından beri ısınamadım. Öyle 35-40 kiloluk kızları havaya atıp tutmak maharet değil. Ben inşaatta 50 kiloluk çimento torbasıyla yazı-tura atıyorum, aldığım gündelik otuz lira. Biraz hadlerini bilsinler.
Abdürrezzak Mürteci (Şıh - 61): Bale zinhar günahtır, yapan da izleyen de cehennemliktir. Ben geçen kaza eseri Canal+ da denk geldim. Böyle fidan gibi kızlara el bezi kadar eteği giydirmişler, alt takım hepten ortada. Bi beriki herifin kucağına gidiyor, bi ötekinin kollarına atlıyor. Böyle memeler falan hep bıngıl bıngıl. Kız körpecik, etek boyu sonsuzda sıfıra yakınsıyor, vücut desen o biçim. Neden bunlardan bana denk gelmiyor, bu kızlarla kim cima ediyor? Hepsi günah, hepsi zındık, hepsi sıfır beden, gram yağ yok arkadaş. Balerin sevmek günahsa, Allah günahlarımı affetsin.
Hayriye Tomruk (Ev Hanımı - 56): Nolacağı var mı kardeşim, bu ikisi ben bildim bileli nişanlılar. Nişanlılık bu kadar uzatılır mı hiç? Bana kalırsa o opera denen deyyus oyalıyo kızı. Yok efendim Figaro'nun bi düğünü kaç paraya patlıyomuş da, yok böyle bi dünyaya etkinlik getirmek istemiyomuş da... O herif artık bıraksın bu işleri, bak gül gibi mesleği var, iyi kötü müşterisi var. Yavrucuğum bale evde oturmaktan kartlaştı, bacağını açamaz oldu. Artık evlensinler, çoluk çocuğa karışsınlar, güzel güzel evde oturup televizyon izlesinler.
Cabir Çuhadar (Serbest - 44): Operacılardan rahmetli Pavorotti'yi iyi tanırdım. Çok güzel, içli bi sesi vardı. Ses aralığı 3 Oktay diye duymuştum. Ortalama bi Oktay'ın boyuna 1.75 desek, demek ki herifte 5 metreyi geçkin ses varmış. E bu adamın bel çevresi de nerden baksan 2,5 metre var. Şimdi bu herife ne kefen bezi gitmiştir var sen hesapla. O öldüğünden beri kederimden opera falan dinleyemez oldum, eve de yasakladım. Baleye ise en başından beri ısınamadım. Öyle 35-40 kiloluk kızları havaya atıp tutmak maharet değil. Ben inşaatta 50 kiloluk çimento torbasıyla yazı-tura atıyorum, aldığım gündelik otuz lira. Biraz hadlerini bilsinler.
Abdürrezzak Mürteci (Şıh - 61): Bale zinhar günahtır, yapan da izleyen de cehennemliktir. Ben geçen kaza eseri Canal+ da denk geldim. Böyle fidan gibi kızlara el bezi kadar eteği giydirmişler, alt takım hepten ortada. Bi beriki herifin kucağına gidiyor, bi ötekinin kollarına atlıyor. Böyle memeler falan hep bıngıl bıngıl. Kız körpecik, etek boyu sonsuzda sıfıra yakınsıyor, vücut desen o biçim. Neden bunlardan bana denk gelmiyor, bu kızlarla kim cima ediyor? Hepsi günah, hepsi zındık, hepsi sıfır beden, gram yağ yok arkadaş. Balerin sevmek günahsa, Allah günahlarımı affetsin.
08 Mart 2010
trt2gibiadam Kadınlar Günü Etkinlikleri
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Sanki başka gezegenlerde de kadın varmış gibi... Neyse... Şimdi bunun hikayesi nereden geliyor? Seneler evvel 10 kişilik bir kadın grubu bir araya gelir ve her ay birimizde buluşup ona 50'şer dolar verelim ve bir yandan da bolca kısır, börek yiyip, 3 semaver çay içelim derler. Bu öneri kabul görür ve gün geçtikçe yaygınlaşır. Yan apartmana ordan diğer mahallelere, belde ve bucaklara sıçrar falan. Sonra da bu karışıklığı engellemek için 8 Mart günü belirlenir ve tüm kadınlar o gün bir araya gelmeye başlar. Bu yüzden her 8 Martta dünya bulgur rezevrlerinde %12, çay rezervlerinde ise %9'luk bir azalma gözlemlenir. İşte bu güne kadınlar günü adı verilmiştir. İlk toplanan 10 kişilik kadın grubu ise başka bir olaydan ötürü araya husumet girdiği için bir daha görüşmemişlerdir.
Kadınlar her özel günlerde olduğu gibi (14 şubat, doğum günü, 30 Ağustos Zafer Bayramı vs.) bu günde de çok hassas olurlar. Bu yüzden biz kanal olarak bir dizi devrim niteliğinde uygulamaya imza attık ve bugüne mahsus olmak üzere uygulayacağız. İşte o uygulamalar:
*Bugün erkekler kadınlara trip atmayacak, laf söylemeyecek. "Beni yanlış anlama ben medeni bi erkeğim ama bak hava çok soğuk git daha kapalı bişeyler giy" demeyecek.
*Sevgiliyle yürünürken başka kadınlara çaktırmadan dahi olsa bakılmayacak. Eğer ki kadın kişisi bir bakış yakalarsa gözüm dalmış denmeyecek. Efendi gibi "Özür dilerim hayatım hatun birden ilgimi çekti, bakmış bulundum, bi daha olmaz" denecek. Bu laf üzerine sevgiliniz ya da eşinizin söyleyeceği he laf sineye çekilecek ve karşılık verilmeyecek.
*Bugün ne kadar ayakkabıcı, çantacı vs. dolaşılırla dolaşılsın en ufak bir sıkılma belirtisi gösterilmeyecek. Aksine "aşkım bu sana çok yakıştı, şimdi bu rengin aynısından bi tane de elbise almamız gerek" gibi teşvik edici laflar söylenecek.
*Peki analarımızı unutacak mıyız? Hayır! Bugün herkes anasının elini öpüp, kadınlar gününü kutlayacak ve hayır duası alacak. Alınan hayır duasının bir kısmı kız arkadaşa/eşe hibe edilecek.
*Hatun kişi akşam yemeğe götürülecek ve "sen benim hayatımda olmasaydın şu an en iyi ihtimalle kahvede okeye dönüyo olacaktım, resmen derleyip toparladın, insana benzettin beni" denecek.
*Akşamki Galatasaray maçının bahsi dahi yapılmayacak, özet görüntüleri ancak ertesi gün izlenecek. Ha sevgiliniz futbola meraklıysa bilemem, öyle bi durum varsa paraya kıyılıp deplasmana maç izlemeye bile gidilebilir. Duruma göre yani, sızlanmak yok.
*Üste başa dikkat edilecek, çamurlu ayakkabı, yakası bağrı açık gömlek, bi haftalık pantolon, 3 günlük sakal olmayacak. Berbere gidilip enseler toplatılacak, kravat takılacak ve kokular sürünülecek. Ağızdan tek bir argo laf çıkmayacak. Bir duruma kızılırsa "hayamanağoyum" yerine "hay aksi", bir kişiye kızılırsa da "şerefsizinçocuğubezevenk" yerine en fazla "münasebetsiz" denilecek.
Tüm erkekleri duyarlı olup bu saydıklarımızı yapmaya çağırıyorum. İki dakka efendi olun, canımı yiyin.
Ciddi not: Bugün dünya Kadınlar Günü Değil, Emekçi Kadınlar Günüdür. Bu günü 14 Şubat'la karıştıran her kim olursa olsun, dünyada rahat yüzü görmesin. Hadi iyi günler.
Kadınlar her özel günlerde olduğu gibi (14 şubat, doğum günü, 30 Ağustos Zafer Bayramı vs.) bu günde de çok hassas olurlar. Bu yüzden biz kanal olarak bir dizi devrim niteliğinde uygulamaya imza attık ve bugüne mahsus olmak üzere uygulayacağız. İşte o uygulamalar:
*Bugün erkekler kadınlara trip atmayacak, laf söylemeyecek. "Beni yanlış anlama ben medeni bi erkeğim ama bak hava çok soğuk git daha kapalı bişeyler giy" demeyecek.
*Sevgiliyle yürünürken başka kadınlara çaktırmadan dahi olsa bakılmayacak. Eğer ki kadın kişisi bir bakış yakalarsa gözüm dalmış denmeyecek. Efendi gibi "Özür dilerim hayatım hatun birden ilgimi çekti, bakmış bulundum, bi daha olmaz" denecek. Bu laf üzerine sevgiliniz ya da eşinizin söyleyeceği he laf sineye çekilecek ve karşılık verilmeyecek.
*Bugün ne kadar ayakkabıcı, çantacı vs. dolaşılırla dolaşılsın en ufak bir sıkılma belirtisi gösterilmeyecek. Aksine "aşkım bu sana çok yakıştı, şimdi bu rengin aynısından bi tane de elbise almamız gerek" gibi teşvik edici laflar söylenecek.
*Peki analarımızı unutacak mıyız? Hayır! Bugün herkes anasının elini öpüp, kadınlar gününü kutlayacak ve hayır duası alacak. Alınan hayır duasının bir kısmı kız arkadaşa/eşe hibe edilecek.
*Hatun kişi akşam yemeğe götürülecek ve "sen benim hayatımda olmasaydın şu an en iyi ihtimalle kahvede okeye dönüyo olacaktım, resmen derleyip toparladın, insana benzettin beni" denecek.
*Akşamki Galatasaray maçının bahsi dahi yapılmayacak, özet görüntüleri ancak ertesi gün izlenecek. Ha sevgiliniz futbola meraklıysa bilemem, öyle bi durum varsa paraya kıyılıp deplasmana maç izlemeye bile gidilebilir. Duruma göre yani, sızlanmak yok.
*Üste başa dikkat edilecek, çamurlu ayakkabı, yakası bağrı açık gömlek, bi haftalık pantolon, 3 günlük sakal olmayacak. Berbere gidilip enseler toplatılacak, kravat takılacak ve kokular sürünülecek. Ağızdan tek bir argo laf çıkmayacak. Bir duruma kızılırsa "hayamanağoyum" yerine "hay aksi", bir kişiye kızılırsa da "şerefsizinçocuğubezevenk" yerine en fazla "münasebetsiz" denilecek.
Tüm erkekleri duyarlı olup bu saydıklarımızı yapmaya çağırıyorum. İki dakka efendi olun, canımı yiyin.
Ciddi not: Bugün dünya Kadınlar Günü Değil, Emekçi Kadınlar Günüdür. Bu günü 14 Şubat'la karıştıran her kim olursa olsun, dünyada rahat yüzü görmesin. Hadi iyi günler.
03 Mart 2010
Ustura Kitap Evi'yle Son Çıkan Kitaplara Bakış
Edebiyat dünyasının allahına kadar delikanlı ismi Ustura Kitap Evi yeni çıkan kitapları sizin için irdeledi. Sözü fazla uzatmadan dükkan sahibi Sertaç Derbeder'e bırakıyoruz.
Selamınaleyküm. Ne demiştik? Kitap insanın en has kankasıdır, kankaya ihanet edeni affetmeyiz. Daha raflarda satılmamış bürsürü kitap duruyo ama millet hala çatır çatır kitap yazıyo. Siz de evde mal mal evlilik programı izleyip durun. Adam yazmış oğlum yazmış. Tuğla gibi kitap dolu dükkan, kim okuyacak bunları? Mal kokmaz çürümez dedik, bütün parayı buraya bağladık. Adamı kitap işine girdiğine pişman etmeyin ulan. Yeni çıkan kitapları ben sizin için okudum irdeledim. Hele bu yeni gelen mallar bi bitmesin bak ben napıyorum sizi.
-İlk kitabımız bi kişisel gelişim kitabı. 40 Adımda Vardiya Amiri Olmanın Yolu. Bunu yazan herif daha önceden CEO olmanın yollarını anlatmıştı ama tutmamış demek ki, bu sefer hedefini düşürmüş. Gerçi ben daha kişisel gelişim kitabı okuyup da kendini geliştirmiş bi insan evladına rastlamadım ama iyi satıyo bunlar. Fiyatı ucuz, pazarlıksız 10 lira. Zaten 150 sayfa bişey 2 güne bitirirsiniz kitabı. Sonra da 3 ay boyunca şöyle kitap okudum, en son şunu bitirdim diye anlatırsınız millete. Ha? Noldu? Yalan mı oğlum? Bu iş askerlik gibidir. Askerliği de 15 ay yapar 150 sene anlatırsınız mesela. Darılmaca gücenemece yok.
-İkinci kitabımızı Karl Marx diye bi herif yazmış, adı da Das Kapital. Aslında kitap çıkalı baya olmuş ama bizim dükkana daha yeni geldi. Geçen bi oturdum okuyayım dedim, kafam resmen hipodrom gibi oldu şerefsizim, sanki beynimde atlar koşturuyo. 4 günde anca önsözünün yarısına gelebildim lan. Oğlum niye anlaşılır yazmıyosunuz şunları ya? Bak sonra millet gelip alışveriş yapmıyo. Utanmaz herif yazdıkça yazmış, 1000 sayfa kitap mı olur vicdansız? Bu kitap da sizin gül hatrınız için 40 lira olur. Zaten bize de bişey kalmıyo ki birader, işte anca bi sarmalık ot parası falan.
-Son kitabımız ise Öğretmen Rasim Kaygusuz'un kaleminden Cin Ali'nin Topacı. İşte kitap dediğin böyle olur arkadaş. Yazıları büyük, resimli, anlaşılır ve gayet de ince. Yazarın üslubu son derece efendi ve makul. Bu Ali'nin bi dayısı var. Bi gün işte bu velete bi topaç alıyo ve olaylar gelişiyo. Heyecanı kaçmasın diye sonunu anlatmıyorum. Ben 3 günde sular seller gibi okuyup bitirdim. Sizin de seveceğinizden eminim, sevmezseniz vefasızsınız, şerefsizsiniz. Akşam pazarı 5 liradan gidiyo bu kelepir kitap. Yanında ayracı da bizden üstelik.
Bu hafta bu kadar değerli yiğitlerim ve hanım bacılarım. Ayın 10'unda kiranın yatması lazım daha kasada para yok. Eğer o gün kirayı ödeyemezsem memleketten 3 kamyon akraba yığarım, bütün şehre salarım, hepinizi ensenizden tutar getiririm dükkana. Bak benim tersime gelmeyin sakın, gençliğinize yazık olur. Yarım döner ayrana 5 lira verip karnınızı doyuruyosunuz ama ya entelektüel birikim nolacak? Ahırdaki sığır da biliyo karnını doyurmasını, nedir sizin ondan farkınız? Biraz adam olun. Dükkan sabaha kadar açık, cama bi tıklatın kalkar gelirim. Hadi eyvallah.
Selamınaleyküm. Ne demiştik? Kitap insanın en has kankasıdır, kankaya ihanet edeni affetmeyiz. Daha raflarda satılmamış bürsürü kitap duruyo ama millet hala çatır çatır kitap yazıyo. Siz de evde mal mal evlilik programı izleyip durun. Adam yazmış oğlum yazmış. Tuğla gibi kitap dolu dükkan, kim okuyacak bunları? Mal kokmaz çürümez dedik, bütün parayı buraya bağladık. Adamı kitap işine girdiğine pişman etmeyin ulan. Yeni çıkan kitapları ben sizin için okudum irdeledim. Hele bu yeni gelen mallar bi bitmesin bak ben napıyorum sizi.
-İlk kitabımız bi kişisel gelişim kitabı. 40 Adımda Vardiya Amiri Olmanın Yolu. Bunu yazan herif daha önceden CEO olmanın yollarını anlatmıştı ama tutmamış demek ki, bu sefer hedefini düşürmüş. Gerçi ben daha kişisel gelişim kitabı okuyup da kendini geliştirmiş bi insan evladına rastlamadım ama iyi satıyo bunlar. Fiyatı ucuz, pazarlıksız 10 lira. Zaten 150 sayfa bişey 2 güne bitirirsiniz kitabı. Sonra da 3 ay boyunca şöyle kitap okudum, en son şunu bitirdim diye anlatırsınız millete. Ha? Noldu? Yalan mı oğlum? Bu iş askerlik gibidir. Askerliği de 15 ay yapar 150 sene anlatırsınız mesela. Darılmaca gücenemece yok.
-İkinci kitabımızı Karl Marx diye bi herif yazmış, adı da Das Kapital. Aslında kitap çıkalı baya olmuş ama bizim dükkana daha yeni geldi. Geçen bi oturdum okuyayım dedim, kafam resmen hipodrom gibi oldu şerefsizim, sanki beynimde atlar koşturuyo. 4 günde anca önsözünün yarısına gelebildim lan. Oğlum niye anlaşılır yazmıyosunuz şunları ya? Bak sonra millet gelip alışveriş yapmıyo. Utanmaz herif yazdıkça yazmış, 1000 sayfa kitap mı olur vicdansız? Bu kitap da sizin gül hatrınız için 40 lira olur. Zaten bize de bişey kalmıyo ki birader, işte anca bi sarmalık ot parası falan.
-Son kitabımız ise Öğretmen Rasim Kaygusuz'un kaleminden Cin Ali'nin Topacı. İşte kitap dediğin böyle olur arkadaş. Yazıları büyük, resimli, anlaşılır ve gayet de ince. Yazarın üslubu son derece efendi ve makul. Bu Ali'nin bi dayısı var. Bi gün işte bu velete bi topaç alıyo ve olaylar gelişiyo. Heyecanı kaçmasın diye sonunu anlatmıyorum. Ben 3 günde sular seller gibi okuyup bitirdim. Sizin de seveceğinizden eminim, sevmezseniz vefasızsınız, şerefsizsiniz. Akşam pazarı 5 liradan gidiyo bu kelepir kitap. Yanında ayracı da bizden üstelik.
Bu hafta bu kadar değerli yiğitlerim ve hanım bacılarım. Ayın 10'unda kiranın yatması lazım daha kasada para yok. Eğer o gün kirayı ödeyemezsem memleketten 3 kamyon akraba yığarım, bütün şehre salarım, hepinizi ensenizden tutar getiririm dükkana. Bak benim tersime gelmeyin sakın, gençliğinize yazık olur. Yarım döner ayrana 5 lira verip karnınızı doyuruyosunuz ama ya entelektüel birikim nolacak? Ahırdaki sığır da biliyo karnını doyurmasını, nedir sizin ondan farkınız? Biraz adam olun. Dükkan sabaha kadar açık, cama bi tıklatın kalkar gelirim. Hadi eyvallah.
26 Şubat 2010
Rek-lam-laaaar
-Pantolon lazım mı abi? Eğer evet diyorsanız yerimiz aha şu ara sokağın sonunda sağda. Yan büfeden Kamil abiyi sesleyin hemen gelir. İşporta Collection'da 10 liraya, her beden ve renkte kot pantolon bulunur. Bulamazsak bi de depoya bakarız orda kesin vardir. İşporta Collection, İşporta Collection... Güveninizin eseri.
-Kitap insanın en has kankasıdır. Kankaya ihanet edeni affetmeyiz. Ustura Kitapevinde büyük kampanya. Kiloyla kitap satışlarımız başlamıştır. Her gün 1 paket sigaraya 5 lira vermeyi biliyosunuz anasını satayım. Gelip alacaksınız lan bunları. Adamın kafasını bozmayın. Ustura Kitapevi, delikanlılığın kitabı asıl burda yazılıyor.
-Plastik sanatlara gönül vermiş bir güzel sanatlar öğrencisi misiniz? Derste kullanacağınız alet edevat pahalı mı geliyor? Lan keşke işletme mi okusaydım diyorsunuz? Sakın üzülmeyin, öğrenci dostu firma Şenaylar Plastik yanınızda. Her nevi plastik leğen, kova, mandal, saklama kabı, bardak bulunur. Fyatlarımız gayet uygundur ama belki konuyu yanlış anlamış olabiliriz. Siz yine de bi gelin, ayağınız alışsın. Şenaylar plastik Bornova Atatürk Mahallesi'nde, meydandaki lisenin yanından girince 1. değil, 2. değil 3. sokakta. Şenaylar Plastik.
-Kültür-Sanat severlerin yeni adresi İmge Cafe açıldı. Duvarlarda kızılderili resimleri ve ilginç tablolarıyla, masalarda adı sanı duyulmamış edebiyat dergilerinin 4 yıl önceki sayılarıyla, sürekli yanan tütsüsüyle, Bülent Ortaçgil şarkılarıyla, loş ışığıyla, top sakallı erkek çaycısı ve yerel kıyafetlerini giymiş kız garsonlarıyla ve hep aynı ortayaşlı tiplerin oturduğu kapı önü masasıyla İmge Cafe tüm beklentilerinizi karşılayacak. Adres yok, sezgilerinizi sizi bize ulaştıracak.
-Kitap insanın en has kankasıdır. Kankaya ihanet edeni affetmeyiz. Ustura Kitapevinde büyük kampanya. Kiloyla kitap satışlarımız başlamıştır. Her gün 1 paket sigaraya 5 lira vermeyi biliyosunuz anasını satayım. Gelip alacaksınız lan bunları. Adamın kafasını bozmayın. Ustura Kitapevi, delikanlılığın kitabı asıl burda yazılıyor.
-Plastik sanatlara gönül vermiş bir güzel sanatlar öğrencisi misiniz? Derste kullanacağınız alet edevat pahalı mı geliyor? Lan keşke işletme mi okusaydım diyorsunuz? Sakın üzülmeyin, öğrenci dostu firma Şenaylar Plastik yanınızda. Her nevi plastik leğen, kova, mandal, saklama kabı, bardak bulunur. Fyatlarımız gayet uygundur ama belki konuyu yanlış anlamış olabiliriz. Siz yine de bi gelin, ayağınız alışsın. Şenaylar plastik Bornova Atatürk Mahallesi'nde, meydandaki lisenin yanından girince 1. değil, 2. değil 3. sokakta. Şenaylar Plastik.
-Kültür-Sanat severlerin yeni adresi İmge Cafe açıldı. Duvarlarda kızılderili resimleri ve ilginç tablolarıyla, masalarda adı sanı duyulmamış edebiyat dergilerinin 4 yıl önceki sayılarıyla, sürekli yanan tütsüsüyle, Bülent Ortaçgil şarkılarıyla, loş ışığıyla, top sakallı erkek çaycısı ve yerel kıyafetlerini giymiş kız garsonlarıyla ve hep aynı ortayaşlı tiplerin oturduğu kapı önü masasıyla İmge Cafe tüm beklentilerinizi karşılayacak. Adres yok, sezgilerinizi sizi bize ulaştıracak.
25 Şubat 2010
Nasıl Güzel Resim Yapılır
"Eldeki boyaların fazlasını tuvale atıyorum şahane soyut resim oluyor" özlü sözünün sahibi, kanalımızın kadrolu, kıdem tazminatlı, senelik izinli ressamı Zulmet Kuğuboynu size güzel resim yapmanın püf noktalarını anlatmak için bu hafta atölyesinden çıkıp stüdyolarımıza geldi. Böylece aniden baş gösteren tiner ve boya kokusunun da kaynağını bulduk. Leş herif seni!! Kahrolası federal. Anlat hadi anlat. Anlat da git, nefes alalım.
Efendim öncelikle beni buraya davet eden trt2gibiadam ailesine çok teşekkür ederim. Benim için de baya değişiklik oldu. Şimdi güzel resim yapmanın sırlarını madde madde açıklayalım:
*Sanata gönül vermiş insanlar, ruhları çiçek gibi, avuç içleri pamıh gibi olan şahane insanlardır. O yüzden öncelikle insanın resim yapmaya başlamadan önce bir süre kendini dinlendirmesi, boş zamanlarında kitap okuyup müzik dinlemesi gerekmektedir. Ondan sonra ister resim yap, ister piyano çal, ister heykel traş et.
* Bakınız benim sık kullandığım bir sözüm vardır; "tuvalin iyisi beyaz olur" diye. ama pek tutmadı bu ya, neden acaba:( Halbuki bakın büyük ressamlara, hepsi beyaz tuval kullanmıştır. Neyse, önce beyaz bi tuval alın ve karşısına geçip bir süre tuvali izleyin. Evet doğru tahmin ettiniz, resmi buna yapacağız. Kirlenecek o güzelim bembeyaz zemin.
*Sakın ola hiperrealizm, ekspresyonizm, siyonizm, ve bunun gibi şeytani akımlara kapılmayın. İçinizden geldiği gibi takılın. Yani böyle kulağıma hoş gelen her müziği dinlerim gibi ok?
*Resim yaparken müzik dinlemek sanatınıza can katar, sizi şaha kaldırır. Ben resimlerimi şahsen Cengiz Kurtoğlu'ndan "dün gece resmini öptüm de yattım" şarkısıyla yapıyorum ama kimse beğenmiyo ya niye ki? :(
*Tuvale kalın fırçalarla hayvan gibi girişmeyin. Sanat yapıyoruz burda, evi badanalamıyoruz. Adeta hüzünlü bir sonbahar rüzgarında savrulan migros poşeti gibi olun. Ruhunuzu serbest bırakın, dönerse sizindir, dönmezse zaten babalara geldiniz.
*Şimdi yatayım, yarın sabah erkenden kalkar boyarım gibi bir düşünceye kapılacak olursanız hemen bu işten vazgeçin. Sanat ciddi iştir, sanat adam işidir. Böyle kaypaklık yaparak, sorumluluktan kaçarak resim yapılmaz. Ben bazen bi oturuşta 2 resim birden yaparım, üstüne de 3 demlik çay içerim. Ne yapayım yani allah baba da beni böyle yaratmış.
*Boyaları toptancıdan alıyorum ucuza geliyor. Siz de öyle yapın. Geçen doğum günümde de arkadaşlarım sağolsun bana tam 48 renkli Monami pastel boya takımı almışlar. Hepsini odunla kovaladım. Yöremde şu işten anlayan bi tane adam yok ya, çok yalnızım lan:(
*Bob Ross'u yakinen tanırdım. Umumiyetle çekinirdi benden, abi derdi. Bi gün çektim yanıma bak oğlum dedim, ne bu resimlerin hali? Hep bi kasvet, şuraya mutlu bi çam ağacı çizsen, dağın üstüne neşeli bi bulut koysan boyan mı eksilir dedim. Kızardı bu aynı alizarin kırmızısı gibi. Ne günlerdi bee.
*Ne demek istediğimi anladınız di mi gençler? Benden bu kadar, hadi güzel güzel, taşırmadan boyayın bakalım tuvalinizi. Haftaya kontrol edip not vercem ona göre.
Efendim öncelikle beni buraya davet eden trt2gibiadam ailesine çok teşekkür ederim. Benim için de baya değişiklik oldu. Şimdi güzel resim yapmanın sırlarını madde madde açıklayalım:
*Sanata gönül vermiş insanlar, ruhları çiçek gibi, avuç içleri pamıh gibi olan şahane insanlardır. O yüzden öncelikle insanın resim yapmaya başlamadan önce bir süre kendini dinlendirmesi, boş zamanlarında kitap okuyup müzik dinlemesi gerekmektedir. Ondan sonra ister resim yap, ister piyano çal, ister heykel traş et.
* Bakınız benim sık kullandığım bir sözüm vardır; "tuvalin iyisi beyaz olur" diye. ama pek tutmadı bu ya, neden acaba:( Halbuki bakın büyük ressamlara, hepsi beyaz tuval kullanmıştır. Neyse, önce beyaz bi tuval alın ve karşısına geçip bir süre tuvali izleyin. Evet doğru tahmin ettiniz, resmi buna yapacağız. Kirlenecek o güzelim bembeyaz zemin.
*Sakın ola hiperrealizm, ekspresyonizm, siyonizm, ve bunun gibi şeytani akımlara kapılmayın. İçinizden geldiği gibi takılın. Yani böyle kulağıma hoş gelen her müziği dinlerim gibi ok?
*Resim yaparken müzik dinlemek sanatınıza can katar, sizi şaha kaldırır. Ben resimlerimi şahsen Cengiz Kurtoğlu'ndan "dün gece resmini öptüm de yattım" şarkısıyla yapıyorum ama kimse beğenmiyo ya niye ki? :(
*Tuvale kalın fırçalarla hayvan gibi girişmeyin. Sanat yapıyoruz burda, evi badanalamıyoruz. Adeta hüzünlü bir sonbahar rüzgarında savrulan migros poşeti gibi olun. Ruhunuzu serbest bırakın, dönerse sizindir, dönmezse zaten babalara geldiniz.
*Şimdi yatayım, yarın sabah erkenden kalkar boyarım gibi bir düşünceye kapılacak olursanız hemen bu işten vazgeçin. Sanat ciddi iştir, sanat adam işidir. Böyle kaypaklık yaparak, sorumluluktan kaçarak resim yapılmaz. Ben bazen bi oturuşta 2 resim birden yaparım, üstüne de 3 demlik çay içerim. Ne yapayım yani allah baba da beni böyle yaratmış.
*Boyaları toptancıdan alıyorum ucuza geliyor. Siz de öyle yapın. Geçen doğum günümde de arkadaşlarım sağolsun bana tam 48 renkli Monami pastel boya takımı almışlar. Hepsini odunla kovaladım. Yöremde şu işten anlayan bi tane adam yok ya, çok yalnızım lan:(
*Bob Ross'u yakinen tanırdım. Umumiyetle çekinirdi benden, abi derdi. Bi gün çektim yanıma bak oğlum dedim, ne bu resimlerin hali? Hep bi kasvet, şuraya mutlu bi çam ağacı çizsen, dağın üstüne neşeli bi bulut koysan boyan mı eksilir dedim. Kızardı bu aynı alizarin kırmızısı gibi. Ne günlerdi bee.
*Ne demek istediğimi anladınız di mi gençler? Benden bu kadar, hadi güzel güzel, taşırmadan boyayın bakalım tuvalinizi. Haftaya kontrol edip not vercem ona göre.
22 Şubat 2010
Türkçe Sözlü Hafif Fantezi-Pop Saati
Senin İçin Şöyle Böyle Diyorlar
Oooo dostum ooo biraderim
Hakkında asılsız dedikodu dolaştırıyorlar
Sakın benden duymuş olma karabiberim
Senin için şöyle böyle diyorlar
Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Üç aşşaa beş yukarı zındık diyorlaaar
Güya boşlamışsın evi ocağı
Karın eve erkek almış diyorlar
Filhakika işin ucu sana dokunuyor
Resmen ortalık yerde godoş diyorlar
Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Senin için gizli eşcinsel diyorlaaar
Sütçüsü tüpçüsü bakkalın çırağı
Evinin önüne demir atmış diyorlar
Sen işyerinde raporlarla boğuşurken
Hanım evde boynuzu takmış diyorlaar
Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Çocuklarının babası zenci diyorlaaar
Söz: trt2gibiadam
Müzik: Gülben ERGEN
Ciddi not: Yıllar boyu ortalıktaki ibişlerin şarkılarını kastederek aynısını ben 5 dk. da yazarım lan dedim ve bunu yazdım. Çok iyi de oldu çok güzel oldu tamam mı?
Oooo dostum ooo biraderim
Hakkında asılsız dedikodu dolaştırıyorlar
Sakın benden duymuş olma karabiberim
Senin için şöyle böyle diyorlar
Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Üç aşşaa beş yukarı zındık diyorlaaar
Güya boşlamışsın evi ocağı
Karın eve erkek almış diyorlar
Filhakika işin ucu sana dokunuyor
Resmen ortalık yerde godoş diyorlar
Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Senin için gizli eşcinsel diyorlaaar
Sütçüsü tüpçüsü bakkalın çırağı
Evinin önüne demir atmış diyorlar
Sen işyerinde raporlarla boğuşurken
Hanım evde boynuzu takmış diyorlaar
Şöyle diyorlaaar böyle diyorlaaar
Çocuklarının babası zenci diyorlaaar
Söz: trt2gibiadam
Müzik: Gülben ERGEN
Ciddi not: Yıllar boyu ortalıktaki ibişlerin şarkılarını kastederek aynısını ben 5 dk. da yazarım lan dedim ve bunu yazdım. Çok iyi de oldu çok güzel oldu tamam mı?
15 Şubat 2010
Cinsel Sağlık Saati
Oturduğu mahallede nam salmış seksoloğumuz Prof. Dr. Gürbüz Şakir ORGAN erotik problemlerinizi dinleyip çözmeye devam ediyor. İlk programının ardından kanalımızı telefon, fax, mail ve Bulvar gazetesi bombardımanına tutan seyircilerimize bu hizmeti sunmayı bir borç biliriz. Kendisi yine bu hafta dünyanın dört bir yanından gelen okuyucu mektuplarını cevaplandırırken kâh güldürecek, kâh düşündürecek. Sendeyiz profesör.
Efendim herkese tekrar merhaba. Nasılsınız bakalım sevişgenler? Öyle geceleri, dizilerdeki gibi yatakta biraz kitap okuduktan sonra kafayı vurup yatmıyosunuz di mi? Cinsellik, erotik merotik bunlar güzel şeyler, hadi siz başlayın ben kapadım gözümü.
*İlk mektubumuz Muğla'dan. Pornovida rumuzlu okurumuz şöyle diyor: "Hocam ben üniversite son sınıfta okuyan 22 yaşında bir öğrenciyim. Kız arkadaşımla 3 aydır düzeyli bir beraberlik yaşıyoruz. Başlarda gayet efendi bir sevgi böcüğüyken en sonunda sevişebilecek düzeye geldik. Ama gelin görün ki o da ben de aile yanında kalıyoruz, haliyle boş ev bulmakta zorlanıyoruz. Cafelerde, parklarda, çalı dibinde, apartman boşluğunda, kırmızı ışıkta ön sevişmekten gına geldi artık. Geçen parkta sevgilimle yek vücut olmuşken zabıtaya yakalandık, rezil olduk. Diğer arkadaşlarım da bi evde 5 kişi kaldığı için evin boş bir anını yakalayamıyoruz. Hocam çok fenayım bildiğin gibi değil, vizeler yaklaşıyo. Elini ayağını öpeyim bana bi çare.
Yeğenim naptınız siz ya? Öyle dışarda çok takılmayın, valla bi gün kontrolü kaybedersiniz mahalleli linç eder sizi. Ben sana güzel bi kıyak yaparım 2-3 gece arkadaşta kalırım. Sen al anahtarı kafana göre takıl. Ama bu ayki öğrenim kredini çeker çekmez bana getireceksin ayrıca evi de bıraktığım gibi tertemiz isterim. Sen bunu bi değerlendir bana tekrar yaz.
*İkinci okurumuz ise Bartın'dan Grupseks'endört. Kendisi şöyle demiş: "Muhterem hocam. Ben 25 yıllık evli, 2 çocuk sahibi bir ev hanımıyım. Bir kaza eseri, uydu kanallarından birinde birbiriyle cima eden kadınları gördüğümden beri çok acayip bi haldeyim. Her ne kadar inkar etsem de sanırım ben eltime ilgi duymaya başladım. Zaten bizim heriften hayır yok. Adam akşam gelip yemeğini zıkkımlanıyor sonra doğru kahveye. Orda kendini batakla, ihaleyle tatmin ediyor geceleri de offline oluyor. Titreşim gönderiyorum, orda mısın diyorum oralı bile olmuyor. Hatta artık oral bile olmuyor hocam. Ama bi yandan da dul eltimin davetkâr hatları. Ayyyh içim bi hoş oldu. Hem erkek istiyorum hem kadın. Hocam noldu bana böyle, bu normal mi? Şimdi ne yapayım, eltime çıkma mı teklif edeyim?
Meraklanacak bişey yok grup84cüğüm sen biseksüel olmuşsun. Ama yanlış yerde ve yanlış zamanda olmuşsun. 45 yaşındaki bir kadının taşrada biseksüel olduğunu ilan edebilmesi için nerden baksan bi 80 sene daha var. Ama sen eltine ilgini ufaktan belli et, kocanı da bi yokla bakalım. Ola ki ikisinden de olumlu bi sinyal alırsın, sonra güzel bi ekip çalışması çıkar sen kazanırsın, eltin kazanır, kocan kazanır, Türkiye kazanır. Ha eğer ben mahallede bu işe kalkışırsam er ya da geç dedikodusu çıkar diye korkuyosan ben sizin için bi kaç gece arkadaşta kalıp evi boşaltabilirim. Ama bu iş biraz pahalıya patlar. Sen sandığın dibindeki paraları bi say bakalım, ne kadar birikmişin var. Sonra benimle tekrar iletişime geç.
*Son mektubumuz ise İstanbul'dan gelmiş. Bakalım Yenigelin rumuzlu okurumuz ne demiş: "Hocam ben hayırlısıyla bu ay sonunda evleniyorum. Müstakbel kocamla görücü usulü tanıştık ve mutaassıp çevremden ötürü flört edemedik. Sadece bi kere o, ben ve 2 amcaoğlumla beraber pastanede buluşup konuşabildik. Hayattan o kadar izoleyim ki radyasyon bile sızmıyor. Haliyle evlendiğimiz gece neler yaşanacağı hakkında hiç bişey öğrenemedim. Anneme sordum, zamanla alışırsın dedi. Çok tedirginim hocam, o gün napıcaz? Soyuncaz mı?
*Ohooo yenigelincim soyunmak ne kelime, ruhun bedenden ayrılıp ayrılıp geri gelecek, hehehehe. Şimdi sen sakin ol, sakın tırsma. İlk defa yetişkin bir karşı cinsi çıplak göreceksin. Sakın kaçayım deme adamın sopası var. Bu sopa zaman zaman işlevini kaybetse de keyfi yerindeyse mutluluk saçar. O gece kesin kan çıkacak. Eğer bakire değilsen daha büyük kan çıkacak, o yüzden vaktiyle bi haltlar yediysen kendine dikkat et derim. Erkek kişisi o gece zirve-ül saadete (ing: orgasm) erinceye kadar adeta coşkun akan bir ırmak gibidir, ancak ne zamanki şık bir hareketle golü atar, hemen bir süreliğine susuz bir dereye dönüşüverir. Sen bu değişimi sakın yadırgama, 4-5 dk falan hiç müdahale etme. Ha ilk gün o iş olmaya dabilir. Ama çalışmalara devam edin. Evin her köşesinde takım oyununu pekiştiren antremanlar yapın. Zamanla bloklar arası uyum sağlanacak ve mutluluktan sünger gibi olacaksınız. Fakat baktın hiç olmuyor, kocan son vuruşlarda başarısız, gol orucuna girmiş. O zaman bana gel, ev boş. Ben gereken herşeyi uygulamalı olarak öğretirim.
Hadi bakalım millet bu hafta da iyisiniz. Fındık ezmesi yiyin, kuru üzüm yiyin, bal kavanozunu kaşıklayın. Hepinize penaltılara uzayan kupa maçları gibi uzun ömürlü cinsellikler dilerim. Erotizm özgür toplumların rehberidir. Hadi eyvallah...
Efendim herkese tekrar merhaba. Nasılsınız bakalım sevişgenler? Öyle geceleri, dizilerdeki gibi yatakta biraz kitap okuduktan sonra kafayı vurup yatmıyosunuz di mi? Cinsellik, erotik merotik bunlar güzel şeyler, hadi siz başlayın ben kapadım gözümü.
*İlk mektubumuz Muğla'dan. Pornovida rumuzlu okurumuz şöyle diyor: "Hocam ben üniversite son sınıfta okuyan 22 yaşında bir öğrenciyim. Kız arkadaşımla 3 aydır düzeyli bir beraberlik yaşıyoruz. Başlarda gayet efendi bir sevgi böcüğüyken en sonunda sevişebilecek düzeye geldik. Ama gelin görün ki o da ben de aile yanında kalıyoruz, haliyle boş ev bulmakta zorlanıyoruz. Cafelerde, parklarda, çalı dibinde, apartman boşluğunda, kırmızı ışıkta ön sevişmekten gına geldi artık. Geçen parkta sevgilimle yek vücut olmuşken zabıtaya yakalandık, rezil olduk. Diğer arkadaşlarım da bi evde 5 kişi kaldığı için evin boş bir anını yakalayamıyoruz. Hocam çok fenayım bildiğin gibi değil, vizeler yaklaşıyo. Elini ayağını öpeyim bana bi çare.
Yeğenim naptınız siz ya? Öyle dışarda çok takılmayın, valla bi gün kontrolü kaybedersiniz mahalleli linç eder sizi. Ben sana güzel bi kıyak yaparım 2-3 gece arkadaşta kalırım. Sen al anahtarı kafana göre takıl. Ama bu ayki öğrenim kredini çeker çekmez bana getireceksin ayrıca evi de bıraktığım gibi tertemiz isterim. Sen bunu bi değerlendir bana tekrar yaz.
*İkinci okurumuz ise Bartın'dan Grupseks'endört. Kendisi şöyle demiş: "Muhterem hocam. Ben 25 yıllık evli, 2 çocuk sahibi bir ev hanımıyım. Bir kaza eseri, uydu kanallarından birinde birbiriyle cima eden kadınları gördüğümden beri çok acayip bi haldeyim. Her ne kadar inkar etsem de sanırım ben eltime ilgi duymaya başladım. Zaten bizim heriften hayır yok. Adam akşam gelip yemeğini zıkkımlanıyor sonra doğru kahveye. Orda kendini batakla, ihaleyle tatmin ediyor geceleri de offline oluyor. Titreşim gönderiyorum, orda mısın diyorum oralı bile olmuyor. Hatta artık oral bile olmuyor hocam. Ama bi yandan da dul eltimin davetkâr hatları. Ayyyh içim bi hoş oldu. Hem erkek istiyorum hem kadın. Hocam noldu bana böyle, bu normal mi? Şimdi ne yapayım, eltime çıkma mı teklif edeyim?
Meraklanacak bişey yok grup84cüğüm sen biseksüel olmuşsun. Ama yanlış yerde ve yanlış zamanda olmuşsun. 45 yaşındaki bir kadının taşrada biseksüel olduğunu ilan edebilmesi için nerden baksan bi 80 sene daha var. Ama sen eltine ilgini ufaktan belli et, kocanı da bi yokla bakalım. Ola ki ikisinden de olumlu bi sinyal alırsın, sonra güzel bi ekip çalışması çıkar sen kazanırsın, eltin kazanır, kocan kazanır, Türkiye kazanır. Ha eğer ben mahallede bu işe kalkışırsam er ya da geç dedikodusu çıkar diye korkuyosan ben sizin için bi kaç gece arkadaşta kalıp evi boşaltabilirim. Ama bu iş biraz pahalıya patlar. Sen sandığın dibindeki paraları bi say bakalım, ne kadar birikmişin var. Sonra benimle tekrar iletişime geç.
*Son mektubumuz ise İstanbul'dan gelmiş. Bakalım Yenigelin rumuzlu okurumuz ne demiş: "Hocam ben hayırlısıyla bu ay sonunda evleniyorum. Müstakbel kocamla görücü usulü tanıştık ve mutaassıp çevremden ötürü flört edemedik. Sadece bi kere o, ben ve 2 amcaoğlumla beraber pastanede buluşup konuşabildik. Hayattan o kadar izoleyim ki radyasyon bile sızmıyor. Haliyle evlendiğimiz gece neler yaşanacağı hakkında hiç bişey öğrenemedim. Anneme sordum, zamanla alışırsın dedi. Çok tedirginim hocam, o gün napıcaz? Soyuncaz mı?
*Ohooo yenigelincim soyunmak ne kelime, ruhun bedenden ayrılıp ayrılıp geri gelecek, hehehehe. Şimdi sen sakin ol, sakın tırsma. İlk defa yetişkin bir karşı cinsi çıplak göreceksin. Sakın kaçayım deme adamın sopası var. Bu sopa zaman zaman işlevini kaybetse de keyfi yerindeyse mutluluk saçar. O gece kesin kan çıkacak. Eğer bakire değilsen daha büyük kan çıkacak, o yüzden vaktiyle bi haltlar yediysen kendine dikkat et derim. Erkek kişisi o gece zirve-ül saadete (ing: orgasm) erinceye kadar adeta coşkun akan bir ırmak gibidir, ancak ne zamanki şık bir hareketle golü atar, hemen bir süreliğine susuz bir dereye dönüşüverir. Sen bu değişimi sakın yadırgama, 4-5 dk falan hiç müdahale etme. Ha ilk gün o iş olmaya dabilir. Ama çalışmalara devam edin. Evin her köşesinde takım oyununu pekiştiren antremanlar yapın. Zamanla bloklar arası uyum sağlanacak ve mutluluktan sünger gibi olacaksınız. Fakat baktın hiç olmuyor, kocan son vuruşlarda başarısız, gol orucuna girmiş. O zaman bana gel, ev boş. Ben gereken herşeyi uygulamalı olarak öğretirim.
Hadi bakalım millet bu hafta da iyisiniz. Fındık ezmesi yiyin, kuru üzüm yiyin, bal kavanozunu kaşıklayın. Hepinize penaltılara uzayan kupa maçları gibi uzun ömürlü cinsellikler dilerim. Erotizm özgür toplumların rehberidir. Hadi eyvallah...
12 Şubat 2010
Nasıl Fazla Maaş Alıyormuş İzlenimi Verilir?
Özel sektör çalışanlarının 3 kuruş maaşa günde 40 saat mesai yapmak zorunda olduğu ülkemizde, insanların çevreye bıraktığı izlenim de maalesef ünvanlarıyla doğru orantılı olamıyor. İşe Call Center Müşteri Destek Personeli gibi heyyavrum bir ünvanla başlayan insanlara maalesef ay sonunda 5000 lira yerine 600 lira asgari ücret ödeniyor. Yine aynı şekilde ortalama 800 liraya talim eden Yönetici Asistanları da mevcut. Ama bu ünvanın öyle bir izlenimi var ki sanki yöneticinin asistanı değil adeta bir amcasının oğlu, bir görümcesi. Tabi hal böyle olunca da insanlar ünvanlarının altında ezilmemek için mecburen aslında çok maaş alıyomuş izlenimi vermek durumunda kalıyor, olmadık şeyler yapıyor, kötü yola düşüyor. Peki akli dengemizi yitirmeden nasıl fazla maaş alıyor izlenimi verebiliriz? İşte kanalımızın stajeri Gözde size bunun yollarını anlatacak. Gözde kanalımızda part-time çalışıyor ve ayda taş çatlasın 500 lira kazanıyor ama rahat 3-4 binlik gösteriyor. Evet gözde nasıl yaptın bunu?
Herkese merıbalaaar. Ben Gözde bu da yeni aldığım çantam, etiket fiyatı 250 lira biliyo musunuz? Şimdi bu kadar az parayla nasıl bu hale geliniyor onu maddeler halinde anlatıcam.
*Ben normalde yemek yemiyorum, eti formla besleniyorum. Zaten eti form dediğin şey kaç kuruş? Hem yemeğe falan çıkıldığında toplu grupları tercih ediyorum o zaman kibar beyler hesabımı ödüyor. Böylece gıdaya ayda 20 lira falan harcıyorum.
*Eski ayakkabılarımı, çantalarımı kesinlikle atmıyorum, tamirciye veriyorum. Zaman içinde her birinden 20'şer tane birikince istediğimiz kıvama geliyor. Çünkü her gün birini giydiğinizde sanki sürekli alışveriş yapıyormuş izlenimi veriyorsunuz.Üstüne bi de "Şunu bu haftasonu şu mağazadan aldım, bunu dün internetten sipariş ettim" diye sağda solda konuşursanız iyice inandırıcı olabilirsiniz.
*Tüm mağazalara telefon numaramı verdim, her türlü kampanyada mesaj geliyor. Kesinlikle yeni sezon almıyorum, indirimdeyken alıp seneye giyiyorum. Soran olursa "Ya ben bu monta 200 lira bayıldım ama bir hafta sonra indirime girdi inanmıyorum yaaa" diye dert yanıyorum, havamı basıyorum.
*Her gittiğim eğlencede, aile-arkadaş tatillerinde, türlü mekanlarda fotoğrafımı çektiriyorum. Bu fotoğrafları da hem feysbuka koyuyorum hem de ofistekilere gösteriyorum. Onlar beni çok sosyal sanıyor, oysa bilmiyorlar ki ben gittiğim cafeden sadece bi çay içip kalkıyorum:))) Ha eğer ki kalabalık bir grupla gidilmişse o zaman ice tea'den aşağısını içmiyorum, nasılsa kibar beyler ödüyor:)))
*Cep telefonumu sık sık yeniliyorum. Eskisini satıp babamın telefonuna el koyuyorum, böylece üste para bile artıyor.
*İki gsm hattı kullanıyorum. Gerçi birini hiç kullanmıyorum. Sorarlarsa Avea'yı mı vereyim Turkcell'i mi diyorum, cevap vermesine fırsat vermeden Turkcell numaramı veriyorum. Böylece gizemli, elit bir hava yaratıyorum. Acaba diğer hattını neden vermedi diye sordurtuyorum.
*Yine de aldığım para yetmiyo yaaa, bütün kartlarım ekside:((( Düze çıkıncaya kadar depresyona girmiş de eve kapanmış numarası yapmam lazım. Herkes kendine iyi baksın, Mango yine indirime girmiş mesaj geldi, kaçırmayın. Byeeeee:))
Herkese merıbalaaar. Ben Gözde bu da yeni aldığım çantam, etiket fiyatı 250 lira biliyo musunuz? Şimdi bu kadar az parayla nasıl bu hale geliniyor onu maddeler halinde anlatıcam.
*Ben normalde yemek yemiyorum, eti formla besleniyorum. Zaten eti form dediğin şey kaç kuruş? Hem yemeğe falan çıkıldığında toplu grupları tercih ediyorum o zaman kibar beyler hesabımı ödüyor. Böylece gıdaya ayda 20 lira falan harcıyorum.
*Eski ayakkabılarımı, çantalarımı kesinlikle atmıyorum, tamirciye veriyorum. Zaman içinde her birinden 20'şer tane birikince istediğimiz kıvama geliyor. Çünkü her gün birini giydiğinizde sanki sürekli alışveriş yapıyormuş izlenimi veriyorsunuz.Üstüne bi de "Şunu bu haftasonu şu mağazadan aldım, bunu dün internetten sipariş ettim" diye sağda solda konuşursanız iyice inandırıcı olabilirsiniz.
*Tüm mağazalara telefon numaramı verdim, her türlü kampanyada mesaj geliyor. Kesinlikle yeni sezon almıyorum, indirimdeyken alıp seneye giyiyorum. Soran olursa "Ya ben bu monta 200 lira bayıldım ama bir hafta sonra indirime girdi inanmıyorum yaaa" diye dert yanıyorum, havamı basıyorum.
*Her gittiğim eğlencede, aile-arkadaş tatillerinde, türlü mekanlarda fotoğrafımı çektiriyorum. Bu fotoğrafları da hem feysbuka koyuyorum hem de ofistekilere gösteriyorum. Onlar beni çok sosyal sanıyor, oysa bilmiyorlar ki ben gittiğim cafeden sadece bi çay içip kalkıyorum:))) Ha eğer ki kalabalık bir grupla gidilmişse o zaman ice tea'den aşağısını içmiyorum, nasılsa kibar beyler ödüyor:)))
*Cep telefonumu sık sık yeniliyorum. Eskisini satıp babamın telefonuna el koyuyorum, böylece üste para bile artıyor.
*İki gsm hattı kullanıyorum. Gerçi birini hiç kullanmıyorum. Sorarlarsa Avea'yı mı vereyim Turkcell'i mi diyorum, cevap vermesine fırsat vermeden Turkcell numaramı veriyorum. Böylece gizemli, elit bir hava yaratıyorum. Acaba diğer hattını neden vermedi diye sordurtuyorum.
*Yine de aldığım para yetmiyo yaaa, bütün kartlarım ekside:((( Düze çıkıncaya kadar depresyona girmiş de eve kapanmış numarası yapmam lazım. Herkes kendine iyi baksın, Mango yine indirime girmiş mesaj geldi, kaçırmayın. Byeeeee:))
02 Şubat 2010
Sabaha Doğru - Kültürlenelim Sanatlanalım
-Ünlü fotoğraf sanatçısı Üzeyir Gözümkapalıçıkmış, fotoğraf gezileri esnasında dayak attığı vatandaşların fotoğraflarından oluşan yeni sergisini açtı. Elindeki makinayı görünce yavşak bir ses tonuyla "beni de çeksene bilader", "hangi kanal abi?" ya da yanındaki arkadaşını kastederek "şu yakışıklıyı meşhur etsene aslanım?" gibi yaratıcılık yoksunu yılışık tepkiler veren kişilerin adeta dayağa davetiye çıkardığını belirten fotoğrafçı; "böyle bir cümle duyduktan sonra çantamdan bu anlar için sakladığım 15 lik inşaat kalasımı çıkarıyorum ve o kişiye acımadan dalıyorum. Dayaktan sonra öyle fotojenik oluyolar ki dayanamayıp fotoğraflarını da çekiyorum" dedi. Sergi sanat çevrelerinden "eh işte" notu aldı. Dediklerine göre aslında fotoğrafçı zeki biriymiş ama yeterince çalışmıyomuş, biraz üstüne düşse takdir bile alabilirmiş.
-Yakşık 20 yldır yazdığı romanları hiç bir yerde yayınlamayan ve bunları geçirdiği bir bunalım ertesinde yakması için bir arkadaşına veren keriz yazar Üzeyir Kaotiksarmal, arkadaşının romanlarını gerçekten yaktığını öğrenince adeta çılgına döndü. İçten içe, arkadaşının kendisinden habersiz romanları bir yayınevine götürüp yayınlatacağını ve bu sayede şöhrete kavuşacağı hayalini kuran yetersiz yazar, 20 yıllık emeğini sobada küle çeviren arkadaşına herkesin içinde meydan dayağı attı. Bu durum üzerine olay yerine intikal eden polis yazarı gözaltına alıp ertesi gün mahkemeye sevketti. Yazar en son "Hapisanede olgunlaşıp çok acayip romanlar yazacam olum, bir gün hepiniz bana saygı duyacaksınız" diye bağırırken görüldü.
-Evlendirme Programına katılımcı olmak üzere Flash TV'den teklifi alan 65 yaşındaki ünlü dul film eleştirmeni Remzi Olmamış kahrından vefat etti. Merhumun cenaze törenine katılan yakınları gözyaşlarına boğulurken Flash TV'ye lanet yağdırdı. Artık gelen her numarası bilinmeyen aramada tedirgin olduklarını belirten sanat camiasınn ünlü isimlerinden yönetmen Malik Tarkovski "Ben sırf evde kanal değiştirirken bile denk gelmesin diye bu kanalı kaydetmedim. Eşim biliyorsunuz 4 yıl önce öldü, halim vaktim yerinde, kendi evim var. Her an benzer bir telefon bana da gelecek diye sinirden titreme geçiriyorum, bunun şakası bile çok kötü" diye konuştu.
-Yakşık 20 yldır yazdığı romanları hiç bir yerde yayınlamayan ve bunları geçirdiği bir bunalım ertesinde yakması için bir arkadaşına veren keriz yazar Üzeyir Kaotiksarmal, arkadaşının romanlarını gerçekten yaktığını öğrenince adeta çılgına döndü. İçten içe, arkadaşının kendisinden habersiz romanları bir yayınevine götürüp yayınlatacağını ve bu sayede şöhrete kavuşacağı hayalini kuran yetersiz yazar, 20 yıllık emeğini sobada küle çeviren arkadaşına herkesin içinde meydan dayağı attı. Bu durum üzerine olay yerine intikal eden polis yazarı gözaltına alıp ertesi gün mahkemeye sevketti. Yazar en son "Hapisanede olgunlaşıp çok acayip romanlar yazacam olum, bir gün hepiniz bana saygı duyacaksınız" diye bağırırken görüldü.
-Evlendirme Programına katılımcı olmak üzere Flash TV'den teklifi alan 65 yaşındaki ünlü dul film eleştirmeni Remzi Olmamış kahrından vefat etti. Merhumun cenaze törenine katılan yakınları gözyaşlarına boğulurken Flash TV'ye lanet yağdırdı. Artık gelen her numarası bilinmeyen aramada tedirgin olduklarını belirten sanat camiasınn ünlü isimlerinden yönetmen Malik Tarkovski "Ben sırf evde kanal değiştirirken bile denk gelmesin diye bu kanalı kaydetmedim. Eşim biliyorsunuz 4 yıl önce öldü, halim vaktim yerinde, kendi evim var. Her an benzer bir telefon bana da gelecek diye sinirden titreme geçiriyorum, bunun şakası bile çok kötü" diye konuştu.
Bir Kısım Facebook Kullanıcısının Yürek Burkan Dramı
Facebook adlı sitede henüz ne için kurulduğu anlaşılamamış olan, "profiline kim bakmış?", "seni kim aramış?", "seni kimler almış kim öpüyormuş seni?" gibi gruplarla, "hangi film ünlüsüsün?", "hangi rock yıldızısısın?", "ne zaman öleceksin?", "evlilik ne zaman?", "abi şu kız kim?" gibi anketleri ciddiye alıp birinden diğerine atlayan facebook kullanıcıları bu uygulamaların kurbanı oldu.
Profilime kimler bakmış temalı 20 farklı gruba üye olan İsmail Kayabaşı (36) mağduriyetini bizlerle paylaştı. İlk çıktığı andan itibaren, her seferinde hüsrana uğramasına rağmen, içindeki "Lan acaba profilime bakan hatun var mı?" merakını gideremeyen Kayabaşı "Abi bu merakım yüzünden ailem dağıldı. Bu şerefsizler her seferinde kandırdı beni. Bu kesin çalışıyor, 20 arkadaşına gönder çalışacak, %100 garantili çalışıyor, çalışmazsa çocuğumu keserim diye diye hepsine üye oldum. En son üye olduğum grupta bi kişi sana şunlar bakmış diye bi isim listesi yolladı. Bi baktım eski işyerinden bi hatun, hem de 3 kere bakmış. Sonra benim baldız her gün girmiş. Liseden başka bi hatun bütün fotoğraflarıma bakmış. Bunları görünce ben kontrolü kaybettim tabi, gidip üçüne de aynı anda yazıldım. Meğer o liste de yalanmış. Rezil olduğum yetmezmiş gibi evimi ocağımı da dağıttım. Karı eve terketti, 10 gündür annesinde kalıyor. Bugün de mahkemeden kağıt geldi, boşanma davası açmış. Lan ipneler hani çalışıyodu, hani bu sefer kesindi? İnsanın tertemiz duygularıyla oynamaya utanmıyo musunuz aşağılık yaratıklar?" şeklinde konuştu.
Bir diğer facebook kurbanı ise sitedeki anketleri ciddiye alan 52 yaşındaki 3 çocuk annesi Halime Duran oldu. Ne zaman öleceksin testini çözen ve tarih olarak karşısında 14 Mart 2010'u bulan Duran şok geçirdi. 40 gün sonra, üstelik de izlediği yerli dizilerin son bölümlerini göremeden öleceğini düşünmeye başlayan talihsiz kadın vasiyetini yazıp kanepede oturarak ölümü beklemeye başladı. Yakınlarının ikna etmesiyle aynı testi tekrar çözen ve 2038'de öleceğini öğrenen Halime Duran her ne kadar ölüm psikolojisinden kurtulmuş olsa da, "hangi dizi karakterisisin?" testinde Yaprak Dökümü'ndeki Ferhunde olduğunu öğrendiğinden beri aile üyeleri arasında nifak tohumu serpiştiriyor, yapmadığı şerefsizliği bırakmıyor.
Son zamanlarda artan facebook kurbanlarıyla ilgili açıklama yapan Psikyatrist Doktor Necmi Froydgil "Abicim rica ediyorum inanmayın böyle şeylere ya. Profilime kim bakmış diye kendini yiyip bitiren insan gizli eşcinseldir aga, beni kötü kötü konuşturmayın" dedi.
Profilime kimler bakmış temalı 20 farklı gruba üye olan İsmail Kayabaşı (36) mağduriyetini bizlerle paylaştı. İlk çıktığı andan itibaren, her seferinde hüsrana uğramasına rağmen, içindeki "Lan acaba profilime bakan hatun var mı?" merakını gideremeyen Kayabaşı "Abi bu merakım yüzünden ailem dağıldı. Bu şerefsizler her seferinde kandırdı beni. Bu kesin çalışıyor, 20 arkadaşına gönder çalışacak, %100 garantili çalışıyor, çalışmazsa çocuğumu keserim diye diye hepsine üye oldum. En son üye olduğum grupta bi kişi sana şunlar bakmış diye bi isim listesi yolladı. Bi baktım eski işyerinden bi hatun, hem de 3 kere bakmış. Sonra benim baldız her gün girmiş. Liseden başka bi hatun bütün fotoğraflarıma bakmış. Bunları görünce ben kontrolü kaybettim tabi, gidip üçüne de aynı anda yazıldım. Meğer o liste de yalanmış. Rezil olduğum yetmezmiş gibi evimi ocağımı da dağıttım. Karı eve terketti, 10 gündür annesinde kalıyor. Bugün de mahkemeden kağıt geldi, boşanma davası açmış. Lan ipneler hani çalışıyodu, hani bu sefer kesindi? İnsanın tertemiz duygularıyla oynamaya utanmıyo musunuz aşağılık yaratıklar?" şeklinde konuştu.
Bir diğer facebook kurbanı ise sitedeki anketleri ciddiye alan 52 yaşındaki 3 çocuk annesi Halime Duran oldu. Ne zaman öleceksin testini çözen ve tarih olarak karşısında 14 Mart 2010'u bulan Duran şok geçirdi. 40 gün sonra, üstelik de izlediği yerli dizilerin son bölümlerini göremeden öleceğini düşünmeye başlayan talihsiz kadın vasiyetini yazıp kanepede oturarak ölümü beklemeye başladı. Yakınlarının ikna etmesiyle aynı testi tekrar çözen ve 2038'de öleceğini öğrenen Halime Duran her ne kadar ölüm psikolojisinden kurtulmuş olsa da, "hangi dizi karakterisisin?" testinde Yaprak Dökümü'ndeki Ferhunde olduğunu öğrendiğinden beri aile üyeleri arasında nifak tohumu serpiştiriyor, yapmadığı şerefsizliği bırakmıyor.
Son zamanlarda artan facebook kurbanlarıyla ilgili açıklama yapan Psikyatrist Doktor Necmi Froydgil "Abicim rica ediyorum inanmayın böyle şeylere ya. Profilime kim bakmış diye kendini yiyip bitiren insan gizli eşcinseldir aga, beni kötü kötü konuşturmayın" dedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)