Aldığı maaşın 200 lirasıyla 1 ay idare edip kalanını biriktirmeyi becerebilen ve arkadaşları arasında cimri, eli sıkı, nekes, hasis, pinti, varyemez gibi güzel ünvanlarla anılan kanal çalışanımız Servet Kumbara size harcamalarınızdan nasıl tasarruf edebileceğinizin 9 etkili yolunu maddeler halinde sıralayıp şu yokluk ortamında nasıl birikim yapabileceğinizi anlatacak. Sendeyiz Servet.
Selamınaleyküüüüm. Aslında bana 20 madde yaz demişlerdi ama ben ordan kırptım burdan artırdım 9 maddeye sığdırdım diyeceğimi. Zaten ne gereği var, olan bize yeter. Akşamki yemeği ısıtıp ekmeğe abansak herkes doyar mesela bi yandan da... Neyse biz maddelere geçelim:
1) Dışarda yemek yemeyin. Ha bi durum oldu dışarda yemek zorunda kaldınız, hakkınızda "eğer dışarda yemek yemezse vurun" diye emir çıkarıldı, o zaman yapacak bişey yok. Menüyü açıp da kafanızı karıştırmayın. Bi tane yarım tavuk döner söyleyin ve içine ketçap mayonez atmayın deyin. Hesap ödeneceği zaman ise istemediğiniz ketçap-mayonezin fiyattan düşülmesi konusunda ısrarcı olun. Uzun süre direnirseniz bıkacaklar ve sizden 50 kuruş az alacaklardır. 50 kuruş deyip geçmeyin ama, değerlendirilirse iyi para.
2) İç güveysi gidin. Ayrı eve çıkacaksınız da nolacak yani, her ay kira, her ay fatura. Akşamları eve elinizde kuru pastayla falan gelirsiniz, arada bir de pazar alışverişini yaparsınız, ev ekonomisine katkıda bulunuyo görünürsünüz, olur biter. Kuru pastaya verdiğiniz paraya maalesef acımayacaksınız, 600-700 lira kira verseniz daha mı iyiydi ha, daha mı iyiydi?
3) günlük alışverişinizi hep aynı yerlerden yapın. Bi süre sonra aranızda bir esnaf-müşteri hukuku oluşacaktır. İşte o hukuk oluşur oluşmaz hemen ekstra indirim istemek, malın iyisini almak, etin yağsız tarafını paketletmek, deftere yazmak sonra aybaşında vermek gibi faaliyetlere girişin. aybaşına kadar geçen sürede paranızı gecelik faize yatırın. Öyle 1-2 liradan nolur demeyin, değerlendirilirse gayet makul bir para.
4) Arkadaşlarınızla, eşinizle, dostunuzla hatta köydeki babaannenizle falan hep msn den konuşun. Öyle kontöre falan para kaptırmayın. Eğer mesela babaanneniz msn skype falan kullanamayacak kadar teknolojiden uzaksa malesef yapacak bişey yok arkadaşlar. Bari akşam 10'dan sonra ev telefonundan arayın, yarı parasını alıyomuş Telekom, akşama kadar reklamını döndürüyolar televizyonlarda.
5) Ne demek efendim dışarı çıkıp bi yerde çay içip sohbet edelim. Evde de var çay. Gidip orda 1 lirayı bayılcan buz gibi karbonatlı çaya. Öyle 1 lira deyip geçmeyin, 35 kuruştan 3 yumurta bi lira yapıyo işte basbaya. Kalan 5 kuruş için de bozuk yok, sonra veririm deyip sıyrıldım bakkal dükkanından.
6) Arkadaşlarınızın içinde kitaplığı geniş biri olsun. Olsun ki arada gidip ödünç kitap alabilesiniz. Bugün bi Tolstoy'un kilosu olmuş 50 lira, nasıl vericez bu parayı? Zaten kitap dediğin okursun biter, koltuk mu bu her gün gidip üstüne oturalım? Al arkadaşından oku, sonra götür geri ver. Geri ver ki sonra tekrar istemeye yüzün olsun.
Bu arada MP3 forever tabi.
7) 2 adımlık yer için otobüse binmeye değmez, yürüyün. Yürümek eklem ağrılarına, kan dolaşımına ve cüzdan incelmesine çok iyi gelir. Nefesi açar, kanser riskini azaltır, cepteki balyayı artırır. Öyle 1,5 liradan bi şey olmaz demeyin. Böyle böyle ayda 10 kere otobüse binmesen yapar 15 lira, yılda yapar 180 lira, ölmez de 40 yıl yaşarsan 7200 lira... Şimdi eline saysalar bu parayı heleloy diye oynarsın di mi? Bi de bu taraftan bakın.
8) Girdiğiniz lokantalardan şurdan burdan kolonyalı mendil almak en birinci hakkınızdır. Hatta 2 tane isteyin, birini zulaya atın. Sonra lazım oluyo gidip ıslak mendile 2 lira veriyonuz, yazık o paraya. Öyle 2 liradan ne olur ki demeyin, şu pahalılıkta yarım kilo domates alınır o paraya.
9) İşte böyle böyle daha birsürü şey var. Atma kullanılır, dökme yenir, ucuzun da ucuzu bulunur, bütün gün tek öğünle hayatta kalınabilir, şebeke suyu içilebilir, tüplü televizyona devam edilebilir, ayakkabı bu seneyi de çıkarabilir vs. İşte bunların hepsini yaparsanız birsürü para biriktirip bankaya yatırabiliyor ve harcamaya kıyamadığınız için gün be gün artışını izleyebiliyorsunuz. Ekonomi dediğin böyle olur.
03 Kasım 2010
20 Ekim 2010
Yörelerimiz Türkülerimiz
Çaya Gel Çorbaya Gel
Çaya gel çorbaya gel vay vay vay vay vay vay tandır
File gel fistana gel gollum gollum gollum
Eve baban gelmezse lay lay lay lay lay lay lom
Kargodan postalan gel berlin berlin berlin
Çay ayrı çorba ayrı
Çalamam obuayı
O yediğin kaşar mı vay vay vay vay vay vay rokfor
Peynirler ayrı ayrı hellim hellim hellim
Barlar damsız olur mu
Dünür arsız olur mu
Dalai Lama sen etme bay bay bay bay bay bay tahmin
Yol pürüzsüz olur mu büklüm büklüm büklüm
Yöre: Kuveyt
Kaynak Kişi: Burhan Çeçen
Çaya gel çorbaya gel vay vay vay vay vay vay tandır
File gel fistana gel gollum gollum gollum
Eve baban gelmezse lay lay lay lay lay lay lom
Kargodan postalan gel berlin berlin berlin
Çay ayrı çorba ayrı
Çalamam obuayı
O yediğin kaşar mı vay vay vay vay vay vay rokfor
Peynirler ayrı ayrı hellim hellim hellim
Barlar damsız olur mu
Dünür arsız olur mu
Dalai Lama sen etme bay bay bay bay bay bay tahmin
Yol pürüzsüz olur mu büklüm büklüm büklüm
Yöre: Kuveyt
Kaynak Kişi: Burhan Çeçen
18 Ekim 2010
Önümüzdeki KPSS'nin Sorularını Bedava Veriyoruz
Evet yanlış duymadınız, beleşe veriyoruz. Artık kadrolu memur olup, bir masaya, kaşeye, günde 1 semaver çaya ve kılık kıyafet genelgesine kavuşmak artık bir tık ötenizde. Biz soruları öyle belli çıkar grupları gibi durumu olup da parayı bastırana değil, isteyen herkese herhangi bir karşılık beklemeden veriyoruz.
Programdan bir gün önce rüyaya yatan ve rüyasında ak sakallı ösym yetkililerinden soruları alan personelimiz Tayyar Şerbet uyanır uyanmaz soruları hemen bir kağıda not aldı ve programa yetiştirdi. İşte o sorularrr:
MATEMATİK
Askere gitmemek için her türlü yasal yolu deneyen, hatta bir ara vicdani retçiymiş gibi bile davranan Cumali, bedellinin çıkacağını öğrenince birden gaza gelmiş ve para biriktirmeye başlamıştır. Bugün bi bedelli askerlik 15.000 lira civarındadır ve Cumali'nin 5.000 lira birikmişi vardır. Her ay 500 lirayı bir kenara koyabilen Cumali'nin önünde malesef 6 ayı vardır ve bu hızla giderse ancak babayı alabilmektedir. Bu durumda Cumali'nin istenen ücreti verebilmesi için ne yapması daha uygun olur?
A) Gezmesinden, sigarasından kıssın, ayda 1000 lira kenara koysun, kalan parayı da babasından istesin.
B) Bankadan 2 yıl geri ödemeli 7-8 bin lira kredi çeksin. Askerden döndükten sonra 2 sene de bankaya askerlik yapsın.
C) Biriktirebildiği kadar biriktirsin, sonra da elindeki parayı genelkurmaya götürüp "Buna ne kadar askerlik olur asker amca?" desin. Belki acırlar.
D) Bütün parasını bahiste San Marino'ya bassın. Tutturursa kazandığı parayla 15 dakika askerlik yapar kurtulur. Tutturumazsa zaten babayı katmerli alır. Bu riski alsın.
TÜRKÇE
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğundan kaynaklı bir yanlış anlaşılma ve devamında da güzel bir dayak vardır?
A) Abicim bak sen yanlış anladın, ben yumuşak ünlü diye sana değil yanındaki arkadaşa söylemiştim, yoksa sen gayet de sert sessiz bi abimizsin, vakursun, ağırbaşlısın. Ne? Yanındaki arkadaş senin baban mı? Yapma ya.
B) Bak şimdi bak kızın dikkatini nasıl çekiyorum. Mervee, bu ne biçim kılık be rengarenk. Resmen trafik lambasına dönmüşsün tısısıssheheee... Ulan ne piç adamım yaa.
C) Müdür bey istediğiniz raporları hazırlayıp masanıza bıraktım. Ama evinizdeki yemek masasına bıraktım, sağolsun yenge gösterdi masanın yerini ehehee. Yengeyle de tanışmış olduk böylece eheheee.
D) Bakın beyfendi biz öyle gelen her ürünü iade alamayız. Bahsedilen 30 günlük süre sizin bilgisayar almayı ilk aklınızdan geçirdiğiniz andan itibaren başlıyor. Biz bütün bunları faturanın altına 1 puntoluk silik harflerle yazmıştık. Eğer bilgisayarınızı bu haliyle kullanmak istemiyorsanız yetkili servislerimiz 5 ay içinde 900 lira gibi bir ücrete tamir edebilirler. Bunları baştan söylemiştik biz, tv lerde falan alt yazı geçtik hep.
Cevap anahtarı ve diğer sorular haftaya...
Programdan bir gün önce rüyaya yatan ve rüyasında ak sakallı ösym yetkililerinden soruları alan personelimiz Tayyar Şerbet uyanır uyanmaz soruları hemen bir kağıda not aldı ve programa yetiştirdi. İşte o sorularrr:
MATEMATİK
Askere gitmemek için her türlü yasal yolu deneyen, hatta bir ara vicdani retçiymiş gibi bile davranan Cumali, bedellinin çıkacağını öğrenince birden gaza gelmiş ve para biriktirmeye başlamıştır. Bugün bi bedelli askerlik 15.000 lira civarındadır ve Cumali'nin 5.000 lira birikmişi vardır. Her ay 500 lirayı bir kenara koyabilen Cumali'nin önünde malesef 6 ayı vardır ve bu hızla giderse ancak babayı alabilmektedir. Bu durumda Cumali'nin istenen ücreti verebilmesi için ne yapması daha uygun olur?
A) Gezmesinden, sigarasından kıssın, ayda 1000 lira kenara koysun, kalan parayı da babasından istesin.
B) Bankadan 2 yıl geri ödemeli 7-8 bin lira kredi çeksin. Askerden döndükten sonra 2 sene de bankaya askerlik yapsın.
C) Biriktirebildiği kadar biriktirsin, sonra da elindeki parayı genelkurmaya götürüp "Buna ne kadar askerlik olur asker amca?" desin. Belki acırlar.
D) Bütün parasını bahiste San Marino'ya bassın. Tutturursa kazandığı parayla 15 dakika askerlik yapar kurtulur. Tutturumazsa zaten babayı katmerli alır. Bu riski alsın.
TÜRKÇE
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğundan kaynaklı bir yanlış anlaşılma ve devamında da güzel bir dayak vardır?
A) Abicim bak sen yanlış anladın, ben yumuşak ünlü diye sana değil yanındaki arkadaşa söylemiştim, yoksa sen gayet de sert sessiz bi abimizsin, vakursun, ağırbaşlısın. Ne? Yanındaki arkadaş senin baban mı? Yapma ya.
B) Bak şimdi bak kızın dikkatini nasıl çekiyorum. Mervee, bu ne biçim kılık be rengarenk. Resmen trafik lambasına dönmüşsün tısısıssheheee... Ulan ne piç adamım yaa.
C) Müdür bey istediğiniz raporları hazırlayıp masanıza bıraktım. Ama evinizdeki yemek masasına bıraktım, sağolsun yenge gösterdi masanın yerini ehehee. Yengeyle de tanışmış olduk böylece eheheee.
D) Bakın beyfendi biz öyle gelen her ürünü iade alamayız. Bahsedilen 30 günlük süre sizin bilgisayar almayı ilk aklınızdan geçirdiğiniz andan itibaren başlıyor. Biz bütün bunları faturanın altına 1 puntoluk silik harflerle yazmıştık. Eğer bilgisayarınızı bu haliyle kullanmak istemiyorsanız yetkili servislerimiz 5 ay içinde 900 lira gibi bir ücrete tamir edebilirler. Bunları baştan söylemiştik biz, tv lerde falan alt yazı geçtik hep.
Cevap anahtarı ve diğer sorular haftaya...
12 Ekim 2010
Rek-lam-laaaar
-Eskimiş televizyonlarınızı atmayın! Öyle plazmalar çıktı diye hemen milyarları dökmeyin. Zaten oturup yerli dizileri, haberleri falan seyrediyosunuz, neyinize gerek sizin lcd, plazma, led falan. Bu para kolay kazanılmıyor. Evin babası sizi paranın kıymetini bilmeye çağırıyor. O televizyonları tüpü bitene kadar kullanın. Aile babası, aile babası, aile babası... Aile babası salonda, elinde kumandası, arkasında 4 tane kırlentiyle hemen koltuğun başköşesinde. Aile babasııı.
-Müjde! Beklenen gün sonunda geldi. Gazetemizin 1995 yılında başlattığı 5500 kupona herkese çekilişsiz kurrasız otomobil kampanyası yarın ki kuponla beraber sona eriyor. Hemen biriktirdiğiiz kuponları getirin ve 95 model Doğan SLX'i götürün. Beklediğinize değecek, sıfır otomobiliniz sizi sevdiklerinize kavuşturacak.
-Dombalak Köyü 1. Gelenksel Uluslararası Fotoğraf yarışmasının son katılım tarihi ilgisizlik nedeniyle 1 ay ileriye ertelenmiştir. Şu ana kadar geçen süre içinde adam gibi tek bir fotoğraf bile gönderemeyen siz dünya halklarına çok fena uyuz olduk. Fotoğraf diye yılbaşı eğlencesinde çekilmiş fotoğraflarını gönderen köy halkının Almanya'daki akrabalarına ise söyleyecek laf bulamadık. 200 haneli sıradan bir Anadolu köyüyüz ve ödüllerimiz pek tatmin edici değil diye bu kadar da görmezden gelmek olmaz ki. Lütfen, rica ediyoruz. Ödüllerimizi tekrar hatırlatalım:
1. 3 dönüm pancar tarlası
2. 1 adet koyun
3. 25 kilo tezek
Jüri Özel Ödülü: Bir bekar erkek katılımcı muhtar Mevlüt Emminin 20 yaşındaki kızıyla evlendirilecektir.
5 Mansiyon: 2'şer adet bazlama, yanında da mis gibi ayran
-Müjde! Beklenen gün sonunda geldi. Gazetemizin 1995 yılında başlattığı 5500 kupona herkese çekilişsiz kurrasız otomobil kampanyası yarın ki kuponla beraber sona eriyor. Hemen biriktirdiğiiz kuponları getirin ve 95 model Doğan SLX'i götürün. Beklediğinize değecek, sıfır otomobiliniz sizi sevdiklerinize kavuşturacak.
-Dombalak Köyü 1. Gelenksel Uluslararası Fotoğraf yarışmasının son katılım tarihi ilgisizlik nedeniyle 1 ay ileriye ertelenmiştir. Şu ana kadar geçen süre içinde adam gibi tek bir fotoğraf bile gönderemeyen siz dünya halklarına çok fena uyuz olduk. Fotoğraf diye yılbaşı eğlencesinde çekilmiş fotoğraflarını gönderen köy halkının Almanya'daki akrabalarına ise söyleyecek laf bulamadık. 200 haneli sıradan bir Anadolu köyüyüz ve ödüllerimiz pek tatmin edici değil diye bu kadar da görmezden gelmek olmaz ki. Lütfen, rica ediyoruz. Ödüllerimizi tekrar hatırlatalım:
1. 3 dönüm pancar tarlası
2. 1 adet koyun
3. 25 kilo tezek
Jüri Özel Ödülü: Bir bekar erkek katılımcı muhtar Mevlüt Emminin 20 yaşındaki kızıyla evlendirilecektir.
5 Mansiyon: 2'şer adet bazlama, yanında da mis gibi ayran
01 Ekim 2010
Ölmeden Önce Gidilmesi Gereken 5 Yer
Kanalımızın yol ödeneğini az verdiğimiz için pek fazla gezemeyen yol programcısı Serbülent Marduk, artık ne kadar gezip gördüyse ilginç bulduğu yerleri kısa bir özet geçerek bize anlatıyor.
1) Hakkari - Yüksekova: Son yapılan referanduma %2,4 lük bir katılım gösteren halkı var. Yıllardır her türden insanın kurduğu yurtdışına gitme hayalini, oy verme mevzusunu sallamayıp Türkiye'den zihnen ayrılarak doğrudan yurtdışının kendisi olmak suretiyle başardılar ve ilginç bir işe imza attılar.
2) Patagonya: Nerede uyduruk bir ülke üzerinden az gelişmişlik ya da eziklik örneği verilecek olsa ilk akla gelen ve bu örneklerde acımasızca kullanılan Patagonya buna rağmen efendiliğinden ve insanlığından zerre taviz vermedi ve sükunetini koruyup büyüklük gösterdi. Patagonya Şili ve Arjantin'in güney tarafında yeşil çayırlarıyla sizi bekliyor.
3) Belediye Otobüsü En Ön Koltuğu: Gerçi zaten burayı yaşlanınca mutlaka görürsünüz. Bi sürü amca ve teyzenin otobüse biner binmez ağır hareketlerle oturduğu bu koltuklarda zaman çok yavaş akıyor, adeta sonraki durağa varılmıyor. Yalnız dikkat yüksek sesle muhabbet etmek ve cep telefonuyla konuşmak çok yadırganıyor ve size kınama cezası veriliyor.
4) Tepecik Genelevi Sadece sokaklarında gezmek bile size tarifi imkansız deneyimler yaşatacak. Gitmişken sizi türlü laflarla içeri davet eden orta yaşlı bir kadına "Vizite kaça bacım?" diye sormayı da unutmayın. Lakin cevabınızı aldıktan sonra oluşacak ruhsal çöküntüye de hazır olmalısınız.
5) TRT 4 Stüdyoları: Yıllardır sade bir fon eşliğinde kah açıköğretim kah ingilizce dersleri anlatılan, yurttan sesler korosunun 40 yıldır azalıp-artmayan bir heyecanla şarkı türkü söylediği ya da bir takım kot pantolonlu gençlerin yönetmeliklere uygun standartlarda halay çektiği programlar yapılan bu kanalı da mutlaka görmelisiniz. Adeta TRT'nin öğretmenler odası kıvamındaki bu kanalın resmi havası sizi dışardaki hayata daha da bağlayacak.
1) Hakkari - Yüksekova: Son yapılan referanduma %2,4 lük bir katılım gösteren halkı var. Yıllardır her türden insanın kurduğu yurtdışına gitme hayalini, oy verme mevzusunu sallamayıp Türkiye'den zihnen ayrılarak doğrudan yurtdışının kendisi olmak suretiyle başardılar ve ilginç bir işe imza attılar.
2) Patagonya: Nerede uyduruk bir ülke üzerinden az gelişmişlik ya da eziklik örneği verilecek olsa ilk akla gelen ve bu örneklerde acımasızca kullanılan Patagonya buna rağmen efendiliğinden ve insanlığından zerre taviz vermedi ve sükunetini koruyup büyüklük gösterdi. Patagonya Şili ve Arjantin'in güney tarafında yeşil çayırlarıyla sizi bekliyor.
3) Belediye Otobüsü En Ön Koltuğu: Gerçi zaten burayı yaşlanınca mutlaka görürsünüz. Bi sürü amca ve teyzenin otobüse biner binmez ağır hareketlerle oturduğu bu koltuklarda zaman çok yavaş akıyor, adeta sonraki durağa varılmıyor. Yalnız dikkat yüksek sesle muhabbet etmek ve cep telefonuyla konuşmak çok yadırganıyor ve size kınama cezası veriliyor.
4) Tepecik Genelevi Sadece sokaklarında gezmek bile size tarifi imkansız deneyimler yaşatacak. Gitmişken sizi türlü laflarla içeri davet eden orta yaşlı bir kadına "Vizite kaça bacım?" diye sormayı da unutmayın. Lakin cevabınızı aldıktan sonra oluşacak ruhsal çöküntüye de hazır olmalısınız.
5) TRT 4 Stüdyoları: Yıllardır sade bir fon eşliğinde kah açıköğretim kah ingilizce dersleri anlatılan, yurttan sesler korosunun 40 yıldır azalıp-artmayan bir heyecanla şarkı türkü söylediği ya da bir takım kot pantolonlu gençlerin yönetmeliklere uygun standartlarda halay çektiği programlar yapılan bu kanalı da mutlaka görmelisiniz. Adeta TRT'nin öğretmenler odası kıvamındaki bu kanalın resmi havası sizi dışardaki hayata daha da bağlayacak.
29 Eylül 2010
Şimdi Haberleri Veriyoruz
-Tam 200 yıldır çözülemeyen "you solve the father" adlı 26 bilinmyenli logaritmik denklemin dün Devlet Bahçeli tarafından çözüldüğü basına duyuruldu. Daha önce 2010 yılından 40 sayısı elde etmek, 2 şer 2 şer 40'a kadar saymak ve bir kaşığa 40 mantı hamuru sığdırmak gibi sayısal başarıları olan Bahçeli'nin bu soruyu da çözmesi matematik dünyasında uzun zamandır bekleniyordu. Soruyu çözerken sadece 4 işlemden faydalandığını ve R harfini joker olarak kullandığını belirten Devlet Bahçeli, sonucun hayranlık uyandıracak şekilde 40 çıktığını açıkladı.
-Ünlü tiyatrocu Kasım Torik dün sahnelenen "Figaro'nun Dünürü" adlı oyunda kopya çekerken yakalandı. Oyun esnasında sürekli avcunun içine bakan ve zaman zaman duraklayarak dikkat çeken oyuncunun bütün teksti uzun şerit halindeki bir kağıda yazdığı ve çaktırmadan çevirip çevirip okumaya çalıştığı anlaşıldı. Yaptığı kerizliğin ortaya çıkması üzerine utancını gizleyemeyen Kasım Torik, o kadar okumasına rağmen bir türlü rolünü ezberleyememesi üzerine panik yaptığını ve oyundan bir gece önce bu kopyayı hazırladığını itiraf etti. Aslında kopyayı yazarken bi yandan rolün bir kısmını da ezberlediğini ekleyen oyuncu yine de işini garantiye almak için böyle bir işe kalkıştığını belirtti.
-Geçen cumartesi yapılan Konyaspor - Karabük maçında atılan bir korner esnasında arka direkte kendini unutturan ve o günden beri kendisinden haber alınamayan defans oyuncusu Hıdır Keser, bugün sahada bakım yapan işçiler tarafından hala orta beklerken bulundu. Sadece kendini unutturmakla kalmayan, maçı falan da beyninden tamamen silen oyuncunun sinsi bir şekilde arka direk civarında dolandığı ve kafaya çıkar gibi hareketler yaptığı görüldü. Tazyikli su sıkarak ayıltılan deneyimli oyuncu kendine gelir gelmez koşarak görev bölgesine döndü.
-Ünlü tiyatrocu Kasım Torik dün sahnelenen "Figaro'nun Dünürü" adlı oyunda kopya çekerken yakalandı. Oyun esnasında sürekli avcunun içine bakan ve zaman zaman duraklayarak dikkat çeken oyuncunun bütün teksti uzun şerit halindeki bir kağıda yazdığı ve çaktırmadan çevirip çevirip okumaya çalıştığı anlaşıldı. Yaptığı kerizliğin ortaya çıkması üzerine utancını gizleyemeyen Kasım Torik, o kadar okumasına rağmen bir türlü rolünü ezberleyememesi üzerine panik yaptığını ve oyundan bir gece önce bu kopyayı hazırladığını itiraf etti. Aslında kopyayı yazarken bi yandan rolün bir kısmını da ezberlediğini ekleyen oyuncu yine de işini garantiye almak için böyle bir işe kalkıştığını belirtti.
-Geçen cumartesi yapılan Konyaspor - Karabük maçında atılan bir korner esnasında arka direkte kendini unutturan ve o günden beri kendisinden haber alınamayan defans oyuncusu Hıdır Keser, bugün sahada bakım yapan işçiler tarafından hala orta beklerken bulundu. Sadece kendini unutturmakla kalmayan, maçı falan da beyninden tamamen silen oyuncunun sinsi bir şekilde arka direk civarında dolandığı ve kafaya çıkar gibi hareketler yaptığı görüldü. Tazyikli su sıkarak ayıltılan deneyimli oyuncu kendine gelir gelmez koşarak görev bölgesine döndü.
14 Eylül 2010
Türkçe Sözlü Pop Müzik Saati
SİVEREK
Hande Yener'in olmadığı bi yerde,
yaşamak isterdim
Es kaza gözüme görünürse,
dövmek isterdim
CD'lerinin üzerinden dozerle,
geçmek isterdim
Şarkısına eşlik edeni,
yolmak isterdim
Harran'a da gittim birader
Siverek'te de yaşadım
Sorun Şanlıurfa'da değildi
Hande Yener'den kaçamadım
Kendime huzurlu bi vilayet bulamadım
Hande Yener'in olmadığı bi yerde,
yaşamak isterdim
Es kaza gözüme görünürse,
dövmek isterdim
CD'lerinin üzerinden dozerle,
geçmek isterdim
Şarkısına eşlik edeni,
yolmak isterdim
Harran'a da gittim birader
Siverek'te de yaşadım
Sorun Şanlıurfa'da değildi
Hande Yener'den kaçamadım
Kendime huzurlu bi vilayet bulamadım
16 Temmuz 2010
Resim Sevinci
Önceki bölümden devam...
Fotomaç gazetesiyle ortaklaşa gerçelşetirdiğimiz proje kapsamında yaptığımız resme kaldığımız yerden devam ediyoruz. Şimdi orta sahanın ortasına bir adet Xavi yerleştircem. Peki bunun için ne kullanıcam? Boya? Hayır bilemediniz, saç jölesi. Bildiğimiz gibi Xavi'nin %70'i jöle, %30'u da isabetli pastan oluşmaktadır. O yüzen ben de dayıyorum jöleyi. Xavi tahmin edebileceğiniz gibi Beşiktaş'a gidiyor. Çünkü Xavi'nin yıllardır aynı takımda oynamak için can attığı oyunucu İbrahim Üzülmez tam olarak Beşiktaş'ın taç çizgisinin hemen oralarda oynuyor. Bu nedenle Beşiktaş Xavi'ye ücret ödemeyecek, Deli İbo'nun deneyimlerinden yararlanma karşılığı boğaz tokluğuna oynayacak.
Kanatlarda yıllardır sorun yaşadığı için bir türlü 2. lig 4. gruptan çıkamayan Belediye Vanspor, Christiano Ronaldo ve Lionel Messi'yi aynı anda transfer ederek sorunu çözdü. Bonservis ücreti olarak Van'ın tamamının Barcelona ve Real Madrid'e verilmesi, 15.07.2010 tarih ve 3558 sayılı belediye meclisi kararıyla kabul edildi. Van gölü ise Ronaldo ve Messi arasında paylaştırılacak. Tatvan yine Bitlis'te kalacak. O yüzden ben de hemen boyama biraz tiner katıp inceltiyorum ve civelek gibi iki adet futbolcuyu sağa sola yerleştiriyorum.
Forvet arkası mevkii için ta yıldızlar takımında oynadığı dönemden beri ısrarla transfer çalışması yürüten Fenerbahçe sonunda Diego Forlan'ı yıldırdı ve takıma gelmeye ikna etti. Forlan'ın ikna olmasında 9 gün 8 gece süren yeşil Karadeniz turunun da etkili olduğu söyleniyor. Tur boyunca tip olarak kendine benzeyen yüzlerce insan gören Forlan kütüğünü de Rize'ye aldıracak. Ben de napıyorum, halis Adıyaman mavisi ve Hacı Şükrü sarısı kullanarak, hemen şuraya mutlu mu mutlu, sepsevimli, şapşahane bir Forlan çiziktiriyorum.
Yıllardır süper lig kapısından dönen Altay, gol yollarındaki sıkıntıyı Milito ve Rooney transferleriyle halletti. Gelen transfer haberi üzerine camiada yükselen Milito'yla Rooney beraber oynayamaz seslerine en güzel cevabı yin aynı ikili, Bornova'da bir oyun salonunda eşli batak oynayarak verdi. Oyun boyunca gereksiz yere ihale almayan, aldıkları ihaleden alnının akıyla çıkan ve tam bir uyum içerisinde oynayan ikili camiayı da rahatlatmış oldu. Altaylı yöneticiler bu sene de süper lige çıkamazsak kulübü kapatıp balık restorana çevirmeyi düşünüyoruz diye konuştular. Ben de o yüzden ileri uca bu iki arkadaşı,1 deste iskambil kağıdını ve skor tablosunu çiziyorum.
Böylece resmimiz tamamlanmış oldu. Bir sonraki sene yesyeni transfer haberleri eşliğinde, başka bir futbol sahası resminde görüşmek üzere esen kalın.
Fotomaç gazetesiyle ortaklaşa gerçelşetirdiğimiz proje kapsamında yaptığımız resme kaldığımız yerden devam ediyoruz. Şimdi orta sahanın ortasına bir adet Xavi yerleştircem. Peki bunun için ne kullanıcam? Boya? Hayır bilemediniz, saç jölesi. Bildiğimiz gibi Xavi'nin %70'i jöle, %30'u da isabetli pastan oluşmaktadır. O yüzen ben de dayıyorum jöleyi. Xavi tahmin edebileceğiniz gibi Beşiktaş'a gidiyor. Çünkü Xavi'nin yıllardır aynı takımda oynamak için can attığı oyunucu İbrahim Üzülmez tam olarak Beşiktaş'ın taç çizgisinin hemen oralarda oynuyor. Bu nedenle Beşiktaş Xavi'ye ücret ödemeyecek, Deli İbo'nun deneyimlerinden yararlanma karşılığı boğaz tokluğuna oynayacak.
Kanatlarda yıllardır sorun yaşadığı için bir türlü 2. lig 4. gruptan çıkamayan Belediye Vanspor, Christiano Ronaldo ve Lionel Messi'yi aynı anda transfer ederek sorunu çözdü. Bonservis ücreti olarak Van'ın tamamının Barcelona ve Real Madrid'e verilmesi, 15.07.2010 tarih ve 3558 sayılı belediye meclisi kararıyla kabul edildi. Van gölü ise Ronaldo ve Messi arasında paylaştırılacak. Tatvan yine Bitlis'te kalacak. O yüzden ben de hemen boyama biraz tiner katıp inceltiyorum ve civelek gibi iki adet futbolcuyu sağa sola yerleştiriyorum.
Forvet arkası mevkii için ta yıldızlar takımında oynadığı dönemden beri ısrarla transfer çalışması yürüten Fenerbahçe sonunda Diego Forlan'ı yıldırdı ve takıma gelmeye ikna etti. Forlan'ın ikna olmasında 9 gün 8 gece süren yeşil Karadeniz turunun da etkili olduğu söyleniyor. Tur boyunca tip olarak kendine benzeyen yüzlerce insan gören Forlan kütüğünü de Rize'ye aldıracak. Ben de napıyorum, halis Adıyaman mavisi ve Hacı Şükrü sarısı kullanarak, hemen şuraya mutlu mu mutlu, sepsevimli, şapşahane bir Forlan çiziktiriyorum.
Yıllardır süper lig kapısından dönen Altay, gol yollarındaki sıkıntıyı Milito ve Rooney transferleriyle halletti. Gelen transfer haberi üzerine camiada yükselen Milito'yla Rooney beraber oynayamaz seslerine en güzel cevabı yin aynı ikili, Bornova'da bir oyun salonunda eşli batak oynayarak verdi. Oyun boyunca gereksiz yere ihale almayan, aldıkları ihaleden alnının akıyla çıkan ve tam bir uyum içerisinde oynayan ikili camiayı da rahatlatmış oldu. Altaylı yöneticiler bu sene de süper lige çıkamazsak kulübü kapatıp balık restorana çevirmeyi düşünüyoruz diye konuştular. Ben de o yüzden ileri uca bu iki arkadaşı,1 deste iskambil kağıdını ve skor tablosunu çiziyorum.
Böylece resmimiz tamamlanmış oldu. Bir sonraki sene yesyeni transfer haberleri eşliğinde, başka bir futbol sahası resminde görüşmek üzere esen kalın.
13 Temmuz 2010
Resim Sevinci
trt2gibiadam ve fotomaç gazetesinden siz izleyenlere dev hizmet. Medyanın bu iki güçlü ismi güçlerini takımların transfer gündemindeki futbolculardan oluşan bir tablo yapmak için birleştirdi. Fotomaç muhabirleri anlattı, kanalımızın maaşlı, ssk'lı ve yol paralı ressamı Zulmet Kuğuboynu çizdi. Sendeyiz Zulmet.
Efenim öncelikle şu mis gibi sıfır kilometre, bembeyaz tuvale son bir kez bakıyoruz, zira az sonra her yerine boya sürcez, rengarenk olcak. Futbolcuları sahaya yerleştireceğimiz için öncelikle titanyum beyazıyla, normal yeşili karıştırıp cıvık bir yeşil elde ediyoruz, sonra da malayla tuvale sıvıyoruz. Oldu mu sana saha? Ben natürist bir sanatçı olduğum için kale direklerini kavak ağacından yapıyorum, saha çizgileri yerine küçük, sevimli, masmavi su kanalları açıyorum.
Öneclikle kaleciyi koyalım. Fotomaç muhabirlerinin edindiği bilgiye göre şu an Real Madrid'de oynayan, dünya kupasının parlayan yıldızı, cillop gibi bir hatunu sevgili olarak bağlamış bulunan İker Casillas eşşek yüküyle para kazanmasına rağmen Galatasaraylı yöneticilerin Türkiye'nin jeopolitik konumunun önemine binaen yaptığı konuşmadan sonra gelmeye ikna oldu. Oyuncu 3500 lira net maaaş alacak ve ayrıca kendisine Zeytinburnu'nda kirasını Galatasaray'ın ödeyeceği bir ev tahsis edilecek. Sevgilisine ise eş durumundan Flash TV'de spor muhabirliği ayarlanacak.
Defans dörtlüsüne öncelikle sol bek olarak Philipp Lahm'ı çiziyorum. Bu Almanlar ekseriyetle sarışın olduğu için veriyorum tuvale sarıyı. Fenerbahçe'nin gündeminde olan Lahm, uzun süren ikna konuşmalarının sonunda geçen Avrupa Kupası'nda son dakika golüyle bizi finalden ederek çok büyük şerefisizlik yaptığına ve bunu ancak bir Türk takımında oynayarak telafi edeceğine inandırıldı. Sağ bek için ise paletime öncelikle van dyke kahverengisi ve biraz siyah alıyorum, çünkü Çaykur Rizespor sürpriz yaparak dünyaca ünlü basketbolcu Lebron James'i yeşil mavili renklere bağlamayı başardı. Bir futbol takımının neden bir basketbolcuyla anlaşmaya vardığı gizemini korurken, yaklaşık 60 milyon dolarlık transfer ücretini ise Rizeli hayırsever mafya adamı Sedat Peker'in ödediği söyleniyor.
Defansın göbeği için yaklaşık 1 senedir arayış içinde olan Galatasaray Barcelona'lı defans Pique ile anlaştı. Yıllardır değişmeyen sakal uzunluğuyla dikkat çeken defans oyuncusunu ikna etmek için örnek olarak Kenan Işık ve Haşmet Babaoğlu'nun varlığından bahseden Galatasaraylı transfer yetkilileri standart uzunluktaki sakal konusunda Pique'nin içini rahatlattı ve imzayı bağladı. Bu haberin üstüne 2. müjde de Barcelona'dan geldi. Defans bloğunu ikili takım halinde satan İspanyol kulüp Puyol'u da Galatasaray'a vereceğini açıkladı. Bunun üzerine ben de durur muyum? Çizdim ikisini de yanyana, sarının yanına da alizarin kırmızısını ekleştirdim forma niyetine. Ama Puyol'un saçları çizmek biraz zor tabi. O kıvırcık etkiyi verebilmek için bulaşık süngeri kullanıyorum.
Yarın: Bir köstebek gizliliği ile çalışan Fotomaç Muhabirleri hangi transfer bombalarının haberini aldı? Ortasaha ve forvete hangi takımlar hangi futbolcuları transfer ediyor. Ressam Zulmet Kuğuboynu hangi orijinal renkleri kullanacak. Yağlıboyanın kilosu nalburda kaçtan gidiyor? Hepsinin cevabı programın 2. bölümünde.
Efenim öncelikle şu mis gibi sıfır kilometre, bembeyaz tuvale son bir kez bakıyoruz, zira az sonra her yerine boya sürcez, rengarenk olcak. Futbolcuları sahaya yerleştireceğimiz için öncelikle titanyum beyazıyla, normal yeşili karıştırıp cıvık bir yeşil elde ediyoruz, sonra da malayla tuvale sıvıyoruz. Oldu mu sana saha? Ben natürist bir sanatçı olduğum için kale direklerini kavak ağacından yapıyorum, saha çizgileri yerine küçük, sevimli, masmavi su kanalları açıyorum.
Öneclikle kaleciyi koyalım. Fotomaç muhabirlerinin edindiği bilgiye göre şu an Real Madrid'de oynayan, dünya kupasının parlayan yıldızı, cillop gibi bir hatunu sevgili olarak bağlamış bulunan İker Casillas eşşek yüküyle para kazanmasına rağmen Galatasaraylı yöneticilerin Türkiye'nin jeopolitik konumunun önemine binaen yaptığı konuşmadan sonra gelmeye ikna oldu. Oyuncu 3500 lira net maaaş alacak ve ayrıca kendisine Zeytinburnu'nda kirasını Galatasaray'ın ödeyeceği bir ev tahsis edilecek. Sevgilisine ise eş durumundan Flash TV'de spor muhabirliği ayarlanacak.
Defans dörtlüsüne öncelikle sol bek olarak Philipp Lahm'ı çiziyorum. Bu Almanlar ekseriyetle sarışın olduğu için veriyorum tuvale sarıyı. Fenerbahçe'nin gündeminde olan Lahm, uzun süren ikna konuşmalarının sonunda geçen Avrupa Kupası'nda son dakika golüyle bizi finalden ederek çok büyük şerefisizlik yaptığına ve bunu ancak bir Türk takımında oynayarak telafi edeceğine inandırıldı. Sağ bek için ise paletime öncelikle van dyke kahverengisi ve biraz siyah alıyorum, çünkü Çaykur Rizespor sürpriz yaparak dünyaca ünlü basketbolcu Lebron James'i yeşil mavili renklere bağlamayı başardı. Bir futbol takımının neden bir basketbolcuyla anlaşmaya vardığı gizemini korurken, yaklaşık 60 milyon dolarlık transfer ücretini ise Rizeli hayırsever mafya adamı Sedat Peker'in ödediği söyleniyor.
Defansın göbeği için yaklaşık 1 senedir arayış içinde olan Galatasaray Barcelona'lı defans Pique ile anlaştı. Yıllardır değişmeyen sakal uzunluğuyla dikkat çeken defans oyuncusunu ikna etmek için örnek olarak Kenan Işık ve Haşmet Babaoğlu'nun varlığından bahseden Galatasaraylı transfer yetkilileri standart uzunluktaki sakal konusunda Pique'nin içini rahatlattı ve imzayı bağladı. Bu haberin üstüne 2. müjde de Barcelona'dan geldi. Defans bloğunu ikili takım halinde satan İspanyol kulüp Puyol'u da Galatasaray'a vereceğini açıkladı. Bunun üzerine ben de durur muyum? Çizdim ikisini de yanyana, sarının yanına da alizarin kırmızısını ekleştirdim forma niyetine. Ama Puyol'un saçları çizmek biraz zor tabi. O kıvırcık etkiyi verebilmek için bulaşık süngeri kullanıyorum.
Yarın: Bir köstebek gizliliği ile çalışan Fotomaç Muhabirleri hangi transfer bombalarının haberini aldı? Ortasaha ve forvete hangi takımlar hangi futbolcuları transfer ediyor. Ressam Zulmet Kuğuboynu hangi orijinal renkleri kullanacak. Yağlıboyanın kilosu nalburda kaçtan gidiyor? Hepsinin cevabı programın 2. bölümünde.
21 Haziran 2010
Beyaz Perdede Bu Hafta
Gayet sağlam bi yerden ayarladığı torpille okulu bitirir bitirmez kanalımızda sinema eleştirmeni olarak işe başlayan genç insan, taze kan, geleceğimizin teminatı, İçişleri Bakanının yeğeni olan insan (Kıbrıs'ı da o kurtarmış diyolar) Düriye Popkorn bu haftadan itibaren vizyon giren filmleri sizden önce izleyip ona göre gidin, gitmeyin ya da isterseniz gidin diyecek. Sendeyiz Düriye.
Ayyy yayında mıyız? Saçım nasıl duruyo, öhmm şey, afedersiniz. Lafı dolandırıp iyice boka sarmadan hemen izlediğim filmlerden bahsedeyim.
Recep İvedik 17: Daha önce yapmış olduğu 16 adet Recep İvedik filminin ilgi görmesi üzerine seriyi devam ettiren Şahan Gökbakar, serinin 3. filmde boku çıkmış olmasına rağmen beklenmeyen ilgiden ötürü böyle bir karar aldığını açıklamıştı. Filmde Recep İvedik adıyla izlediğimiz kıllı ayı önceki filmlerde olduğu gibi yine sadece geğiriyor, gaz çıkartıyor, kıçını kaşıyor, küfrediyor ve tiksindiriyor. Zaten başka da bişey yok.
Karakterin yaratıcısı Şahan Gökbakar'ın filmin çekim maliyetinin çok masraflı olmadığını, hatta beynini bile kullanmadığını, zaten hepten otomatiğe bağladığını ve sonsuza kadar böyle süreceğini söylemesi sinema camiasında tedirginliğe yol açtı.
Eğer hakkınızda "Mevzubahis kişi ne olursa olsun bu filme gitmeli. Eğer gitmezse direkman 30 yıl ağır hapis cezasına çarptırılacak" diye bir kanun hükmünde kararname varsa filme gidin. Sonuçta 30 yıl önemli bi rakam, bi film için harcamaya değmez. Ha ama yoksa rahat olun, evde oturup tele tubbies falan izleyin daha iyi.
Yenge Kayınço Ayırmam: Daha önce 48 bölüm halinde televizyonda dizi olarak oynayan Hüseyin Şevki Topuz'un ölümsüz eseri "Yenge Kayınço Ayırmam" ı bu sefer 112 dakikalık bir film halinde izleyeceğiz. Filmin başrol oyuncusu Dayanç Saplıkuğu, filmde 2. ve daha üst dereceden akrabalarını bir şekilde becermeye and içmiş sarışın, kaslı ve yakışıklı bir oğlanı oynuyor. Sırayla yengesini, baldızını, eniştesinin kızkardeşini ve doğum kayıtlarından konut bilgilerine ulaştığı ebesini beceren yakışıklı jön, iyice kontrolden çıkıp kayınçosuna da merdiven altında hallenince olaylar iyice karışıyor. Filmin iyi bir gişe hasılatı yapması beklediğini söyleyen yönetmen Bünyamin Traktör "Valla bu filme çok güveniyorum. Filmin, kadın akrabalarını inceden süzen piç kurusu yeğenlerin sesi olacağını düşünüyorum" dedi.
Eğer ayda 5000 lira harçlık alan, yapacak bir işi ve yengesi olmayan biriyseniz filme gidip para ve zaman harcamanızda bi sakınca yok. Ha değilseniz evde sigortayı indirip karanlıkta oturun daha iyi.
Bu haftalık bu kadar. Filmleri youtube'dan falan da izleyebiliyoruz ama sinemanın havası başka abi yaa. Verdiğin paraya değiyo yani. Herkes kendine iyi baksın, bir sonraki programda görüşmek üzere.
Ayyy yayında mıyız? Saçım nasıl duruyo, öhmm şey, afedersiniz. Lafı dolandırıp iyice boka sarmadan hemen izlediğim filmlerden bahsedeyim.
Recep İvedik 17: Daha önce yapmış olduğu 16 adet Recep İvedik filminin ilgi görmesi üzerine seriyi devam ettiren Şahan Gökbakar, serinin 3. filmde boku çıkmış olmasına rağmen beklenmeyen ilgiden ötürü böyle bir karar aldığını açıklamıştı. Filmde Recep İvedik adıyla izlediğimiz kıllı ayı önceki filmlerde olduğu gibi yine sadece geğiriyor, gaz çıkartıyor, kıçını kaşıyor, küfrediyor ve tiksindiriyor. Zaten başka da bişey yok.
Karakterin yaratıcısı Şahan Gökbakar'ın filmin çekim maliyetinin çok masraflı olmadığını, hatta beynini bile kullanmadığını, zaten hepten otomatiğe bağladığını ve sonsuza kadar böyle süreceğini söylemesi sinema camiasında tedirginliğe yol açtı.
Eğer hakkınızda "Mevzubahis kişi ne olursa olsun bu filme gitmeli. Eğer gitmezse direkman 30 yıl ağır hapis cezasına çarptırılacak" diye bir kanun hükmünde kararname varsa filme gidin. Sonuçta 30 yıl önemli bi rakam, bi film için harcamaya değmez. Ha ama yoksa rahat olun, evde oturup tele tubbies falan izleyin daha iyi.
Yenge Kayınço Ayırmam: Daha önce 48 bölüm halinde televizyonda dizi olarak oynayan Hüseyin Şevki Topuz'un ölümsüz eseri "Yenge Kayınço Ayırmam" ı bu sefer 112 dakikalık bir film halinde izleyeceğiz. Filmin başrol oyuncusu Dayanç Saplıkuğu, filmde 2. ve daha üst dereceden akrabalarını bir şekilde becermeye and içmiş sarışın, kaslı ve yakışıklı bir oğlanı oynuyor. Sırayla yengesini, baldızını, eniştesinin kızkardeşini ve doğum kayıtlarından konut bilgilerine ulaştığı ebesini beceren yakışıklı jön, iyice kontrolden çıkıp kayınçosuna da merdiven altında hallenince olaylar iyice karışıyor. Filmin iyi bir gişe hasılatı yapması beklediğini söyleyen yönetmen Bünyamin Traktör "Valla bu filme çok güveniyorum. Filmin, kadın akrabalarını inceden süzen piç kurusu yeğenlerin sesi olacağını düşünüyorum" dedi.
Eğer ayda 5000 lira harçlık alan, yapacak bir işi ve yengesi olmayan biriyseniz filme gidip para ve zaman harcamanızda bi sakınca yok. Ha değilseniz evde sigortayı indirip karanlıkta oturun daha iyi.
Bu haftalık bu kadar. Filmleri youtube'dan falan da izleyebiliyoruz ama sinemanın havası başka abi yaa. Verdiğin paraya değiyo yani. Herkes kendine iyi baksın, bir sonraki programda görüşmek üzere.
14 Haziran 2010
Spor Haberleri - Dünya Kupası Özel
-Dünya Kupası'nı işkenceye çeviren vuvuzeladan nihayet kurtuluyoruz. Yürütülen etkili faaliyetler sonucu Güney Afrika hükümetini ve FIFA'yı ikna eden Türk Dışişleri Bakanlığı bu iğrenç aletin yerini milli çalgımız zurnanın almasını sağladı. Konuyla ilgili açıklama yapan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu bu kararı almadan önce vuvuzelayı bizzat kendisinin incelediğini, bu aletin sadece üflemek suretiyle sabit bir ses çıkardığını, oysa ki bir virtüözün eline verilmiş zurnayla türlü senfoniye takla attırılabileceğini ve her durumda o borazandan bozma alete bin basacağını ifade etti. Dışişleri Bakanlığı'nın turnuvanın ortasında neden böyle bir girişimde bulunduğu hala anlaşılamadı.
-Köktendinci kimliğiyle bilinen Vakit gazetesi çalışanlarını dünya kupası nedeniyle bu günlerde bir endişe aldı. Olası bir ABD-Kuzey Kore eşleşmesinde hangi tarafı destekleyeceklerinin kararını bir türlü veremeyen çalışanlar yüzünden Vakit gazetesi 3 gündür aynı gazeteyi piyasaya sürüyor. Allahsız gomonist Kuzey Kore'den mi, yoksa siyonist destekçisi şeytan ABD'den yana mı taraf tutacakları konusunda sert bir tartışmaya giren ekip adına konuşan Abdurrahman Dilipak "Şimdi mesela ABD-Cezayir maçı olsa saniye düşünmem. Hemen çekerim yeşil beyaz eşortmanı, alırım elime cezayir bayrağını, yürü küffarın üstüne şanlı cezo diye bağırır maçı izlerim. Ama burda durum çok farklı, kimi desteklesek büyük günah. O yüzden biz de yesinler birbirlerini diyerek maçı izlememe kararı aldık. Bu karar spor kamuoyuna ve tüm müslüman alemine hayırlı olsun" diye konuştu.
-Şu ana kadar oynanan maçların biri hariç hepsinin alt bitmesi üzerine olağanüstü toplanan FIFA yetkilisi bir grup ceketli kravatlı adam toplantı bitiminde şu açıklamayı yaptı: "Bakın arkadaşlar, saygı değer futbolcular ve taktik veren teknik direktörler. 3 ya da üçten fazla gol atmanızın inanın hiç bir sakıncası, kanunda cezası falan yok. Neden böyle yapıyosunuz, keriz gibi top oynuyosunuz, allahını seven defansa gelsin diye bağırıyosunuz? Bakın Almanlar'a, aslanlar gibi 4 tane atıp gittiler. Birimiz de bişey dedik mi, Klose'yi tenhada kıstırıp dövdük mü? Sen söyle Şıvaynşıtayger sana bugüne kadar bir fiske olsun vurdum mu? Vurmadım... Ama şimdi bakıyosunuz koskoca Arjantin'e 6. dakikada atıyor golü, biz de sincap gibi bekliyoruz fark gelecek diye, ama yok, kalan 84 dakikada kahveciye çalışıyoruz. Bakın rica ediyorum, ileri, biraz daha ileri, arapaslarla ceza sahasının oraya gelin, kaleyi gördüğünüz yerden şut çekin. Hadi göreyim sizi"
Açıklamanın takımlar üzerinde olumlu etki yapacağı umuluyor.
21.06.2010 tarihli ekleme: Nitekim bu uyarı etkisini göstermiş ve o tarihten sonra oynanan bir çok maç üst bitmiştir. Hele Portekiz 7 tane salladı Kuzey Kore'ye, vay be!
-Köktendinci kimliğiyle bilinen Vakit gazetesi çalışanlarını dünya kupası nedeniyle bu günlerde bir endişe aldı. Olası bir ABD-Kuzey Kore eşleşmesinde hangi tarafı destekleyeceklerinin kararını bir türlü veremeyen çalışanlar yüzünden Vakit gazetesi 3 gündür aynı gazeteyi piyasaya sürüyor. Allahsız gomonist Kuzey Kore'den mi, yoksa siyonist destekçisi şeytan ABD'den yana mı taraf tutacakları konusunda sert bir tartışmaya giren ekip adına konuşan Abdurrahman Dilipak "Şimdi mesela ABD-Cezayir maçı olsa saniye düşünmem. Hemen çekerim yeşil beyaz eşortmanı, alırım elime cezayir bayrağını, yürü küffarın üstüne şanlı cezo diye bağırır maçı izlerim. Ama burda durum çok farklı, kimi desteklesek büyük günah. O yüzden biz de yesinler birbirlerini diyerek maçı izlememe kararı aldık. Bu karar spor kamuoyuna ve tüm müslüman alemine hayırlı olsun" diye konuştu.
-Şu ana kadar oynanan maçların biri hariç hepsinin alt bitmesi üzerine olağanüstü toplanan FIFA yetkilisi bir grup ceketli kravatlı adam toplantı bitiminde şu açıklamayı yaptı: "Bakın arkadaşlar, saygı değer futbolcular ve taktik veren teknik direktörler. 3 ya da üçten fazla gol atmanızın inanın hiç bir sakıncası, kanunda cezası falan yok. Neden böyle yapıyosunuz, keriz gibi top oynuyosunuz, allahını seven defansa gelsin diye bağırıyosunuz? Bakın Almanlar'a, aslanlar gibi 4 tane atıp gittiler. Birimiz de bişey dedik mi, Klose'yi tenhada kıstırıp dövdük mü? Sen söyle Şıvaynşıtayger sana bugüne kadar bir fiske olsun vurdum mu? Vurmadım... Ama şimdi bakıyosunuz koskoca Arjantin'e 6. dakikada atıyor golü, biz de sincap gibi bekliyoruz fark gelecek diye, ama yok, kalan 84 dakikada kahveciye çalışıyoruz. Bakın rica ediyorum, ileri, biraz daha ileri, arapaslarla ceza sahasının oraya gelin, kaleyi gördüğünüz yerden şut çekin. Hadi göreyim sizi"
Açıklamanın takımlar üzerinde olumlu etki yapacağı umuluyor.
21.06.2010 tarihli ekleme: Nitekim bu uyarı etkisini göstermiş ve o tarihten sonra oynanan bir çok maç üst bitmiştir. Hele Portekiz 7 tane salladı Kuzey Kore'ye, vay be!
02 Haziran 2010
Tarihte Hitler
*Bir gün yaveri Hitler'e sorar:
-Führer'im neden Türkiye'ye saldırmıyoruz?
Bunun üzerine Hitler hışımla döner ve elinde bıyıklarını düzelttiği permatik jilet olmasına rağmen hiddetle şunu söyler:
-Sen ne dediğinin farkında mısın lan keriz? Türkler öyle bir millettir ki bu niyetmizi duydukları anda Berlin'e kamyonla adam yığar hepimizin ebesini zker. Bi daha böyle ortalık yerde konuşma, aramızda ajanlar olabilir der.
*Hitler yine bir gün evinin bahçesine çıkmış falçatayla yahudi yontuyormuş. O sırada onu gören yaveri "Führerim bütün yahudileri kesip doğradınız, bari 3-5 tane bıraksaydınız, bakkala permatik almaya gönderecek adam bile kalmadı" demiş. Hitler de alnına doğru sarkıttığı saçlarını gururlu bir Alman gibi savurarak "Bir gün gelecek, bana öldürmediğim her yahudi için ayrı ayrı küfredeceksiniz, ben de bu küfredenleri bulup hepsinin etini kemiğinden sıyırcam, suyundan da çorba yapıcam" demiş. Bunu duyan yaver hemen ordan topuklamış ve onu bir daha gören olmamış.
*Hitler bir gün Alman ırkçısı olmasına rağmen, bahçesinde yetiştirdiği domatesi öven emekli öğretmen edasıyla Türkler'i övmektedir. Bunu duyan yaveri saklandığı yerden çıkıp "Führerim acaba bu katliam, faşizm maşizm ayaklarını bırakıp komple Türkiye'ye mi sığınsak" der. Bunun üzerine führer yaklaşık 4 dk boyunca yaverinin gözlerinin içine bakar ve şu tarihi sözleri söyler: Siktirgitlanburdan!! Bunun üzerine de yaveri hemen ordan topuklar. Çünkü adamın şafağı 23 tür, plakalardan Dresden'e gelmiştir. Askerliğini yakmak istememiştir.
*Hitler bir gün topu tüfeği kucaklamış kâh Sovyetler'e kâh Polonya'ya saldırmakta imiş. Bu durum olayları takip eden Türk hükümetini çok gücendirmiş ve Hitler'i cepten ödemeli arayıp neden bize de saldırmıyorsunuz diye sormuş. O sırada yahudilerden yaptığı sabunla ellerini yıkamakta olan Hitler birden yaverine dönmüş ve "Türkler öyle bir millettir ki böyle bişeye kalkışırsak hepsini öldürmemiz gerekir ama şimdi ellerim sabunlu uğraşamıycam" demiş. Yaver de bunun üzerine "Führerim rica ederim beni bu işe karıştırmayın, benim Türk arkadaşlarım da var" demiş.
*Hitler bir gün Feysbuk'a girmiş, bilgisayar programcılarına yaptırdığı özel uygulamayı kullanarak profiline kimlerin baktığını kontrol ediyormuş. Birdenbire kendisini ziyaret eden bir çok Türk milliyetçisinin profilinde kendi fotoğrafını görünce hemen oracıkta kahrından ölmüş. Çünkü uygulama feysbuk onaylıymış ve %100 çalışıyormuş. Bunun üzerine 2. Dünya Savaşı'da durur mu? Hemen bir barış antlaşması imzalayarak kendi kendini feshetmiş ve böylece bir grup hıyar feysbuk kullanıcısının sayesinde yurtta sulh cihanda sulh olmuş.
-Führer'im neden Türkiye'ye saldırmıyoruz?
Bunun üzerine Hitler hışımla döner ve elinde bıyıklarını düzelttiği permatik jilet olmasına rağmen hiddetle şunu söyler:
-Sen ne dediğinin farkında mısın lan keriz? Türkler öyle bir millettir ki bu niyetmizi duydukları anda Berlin'e kamyonla adam yığar hepimizin ebesini zker. Bi daha böyle ortalık yerde konuşma, aramızda ajanlar olabilir der.
*Hitler yine bir gün evinin bahçesine çıkmış falçatayla yahudi yontuyormuş. O sırada onu gören yaveri "Führerim bütün yahudileri kesip doğradınız, bari 3-5 tane bıraksaydınız, bakkala permatik almaya gönderecek adam bile kalmadı" demiş. Hitler de alnına doğru sarkıttığı saçlarını gururlu bir Alman gibi savurarak "Bir gün gelecek, bana öldürmediğim her yahudi için ayrı ayrı küfredeceksiniz, ben de bu küfredenleri bulup hepsinin etini kemiğinden sıyırcam, suyundan da çorba yapıcam" demiş. Bunu duyan yaver hemen ordan topuklamış ve onu bir daha gören olmamış.
*Hitler bir gün Alman ırkçısı olmasına rağmen, bahçesinde yetiştirdiği domatesi öven emekli öğretmen edasıyla Türkler'i övmektedir. Bunu duyan yaveri saklandığı yerden çıkıp "Führerim acaba bu katliam, faşizm maşizm ayaklarını bırakıp komple Türkiye'ye mi sığınsak" der. Bunun üzerine führer yaklaşık 4 dk boyunca yaverinin gözlerinin içine bakar ve şu tarihi sözleri söyler: Siktirgitlanburdan!! Bunun üzerine de yaveri hemen ordan topuklar. Çünkü adamın şafağı 23 tür, plakalardan Dresden'e gelmiştir. Askerliğini yakmak istememiştir.
*Hitler bir gün topu tüfeği kucaklamış kâh Sovyetler'e kâh Polonya'ya saldırmakta imiş. Bu durum olayları takip eden Türk hükümetini çok gücendirmiş ve Hitler'i cepten ödemeli arayıp neden bize de saldırmıyorsunuz diye sormuş. O sırada yahudilerden yaptığı sabunla ellerini yıkamakta olan Hitler birden yaverine dönmüş ve "Türkler öyle bir millettir ki böyle bişeye kalkışırsak hepsini öldürmemiz gerekir ama şimdi ellerim sabunlu uğraşamıycam" demiş. Yaver de bunun üzerine "Führerim rica ederim beni bu işe karıştırmayın, benim Türk arkadaşlarım da var" demiş.
*Hitler bir gün Feysbuk'a girmiş, bilgisayar programcılarına yaptırdığı özel uygulamayı kullanarak profiline kimlerin baktığını kontrol ediyormuş. Birdenbire kendisini ziyaret eden bir çok Türk milliyetçisinin profilinde kendi fotoğrafını görünce hemen oracıkta kahrından ölmüş. Çünkü uygulama feysbuk onaylıymış ve %100 çalışıyormuş. Bunun üzerine 2. Dünya Savaşı'da durur mu? Hemen bir barış antlaşması imzalayarak kendi kendini feshetmiş ve böylece bir grup hıyar feysbuk kullanıcısının sayesinde yurtta sulh cihanda sulh olmuş.
28 Mayıs 2010
Ek İş Yapmadan Ayda 200 Lira Civarı Bir Para Kazanmak İster misiniz?
Güneş Sistemince ve bazı civar karadeliklerce tanınan meşhur ekonomistimiz Ord. Prof. Dr. Rüsum Tröst bu hafta size ek iş yapmadan ayda 300 TL para kazanmanın yolunu anlatacak. Kanalımızın isteyeni maaşa bağlayacağını düşünenler malesef yanılıyorlar, kendisi bu parayı harcamalarımızı kısmayı öğreterek kazandıracak. Öyle havadan para gelsin diye bekliyosanız çok beklersiniz. Bugün bakınız sağlam bir iddaa kuponu için bile insanlar saatlerce Finlandiya 2. ligini inceliyor, yeri geliyor bahis sitelerinde karşılıklı fikir teatisinde bulunuyor. Neyse lafı fazla uzatmadan Rüsum beye verelim.
Herkese merhabalar. Efendim ne demişler: "Ona vereceğin parayı boğazına ver". İşte geçmişten günümüze ışık tutan bu söz bugünkü anlatacaklarımın da temel felsefesini oluşturuyor. Gidiyosunuz abur cubura parayı yığıyorsunuz, gaza gelip bir sürü şey alıyosunuz, ondan sonra vay efendim neden cepte para kalmadı, neden kredi kartlarım ekside, ay başı ne zaman gelecek şu bu... Şimdi ben size yapacaklarınızı maddeler halinde sıralıycam, bunları uygulayın paranız cebinizde kalsın. Kısın, biriktirin, cüzdana can verin.
1- Canın cips mi çekti? 1 çikolata alana 1 bedava mıymış? Aaa ne güzel, hemen al, onları ye, göbeği büyüt, sonra spor salonuna yazıl eriticem diye. Sonra vay efendim bu para nasıl bitti. E biter tabi güzelim, biter tabi yiğidim. Hayır duası karşılığında mı veriyolar onları sana? Bırak o cipsi oraya, çikolatayı da yerine koy. Hayır efendim balık kraker de alma. Sen şu an açsın o yüzden canın çekiyo. Evde bi fasülye pilav ye hepsini unutacaksın bak.
2- Porsiyon köfte 10 TL, Ortaya salata 5 TL, Kutu Kola 3 TL, Şık bir restoranda yemek yemek paha biçilemez. En iyisi evde yemek yiyin siz. O neredeyse bedava.
3- İçme şu sigarayı ciğerlerine yazık. Günde 5 liradan ayda verdiğin paraya bak. Yok illa içicem diyosan yarım yarım iç. Yarım içemem diyosan kiloyla tütün al kendin sar iç. Yok onu da istemiyosan zıkkım iç, sonra bana gelmeyin hacım bana bi 50 lira bağlar mısın, ay başında veririm diye. Offf sinir yaptım şimdi durduk yere bak yaa. Ver şurdan bi sigara, sinirlerim yatışsın.
4- Dostum şimdi kendine gel ve elindeki ayakkabıyı yavaşça yere bırak. Ellerin havada dükkandan çık ve kalabalığa karış. Sakın bi alışveriş yapayım deme bizi zor kullanmaya mecbur bırakma. Şu ayakkabılıktaki üzeri tozlanmış ayakkabını silip parlatsan bu sene de götürür seni. Bunu sen de biliyorsun, neden böyle yapıyorsun?
5- Odadan çıkarken ışığı kapat, musluğu iyice sık, telefonu meşgul etme, ayakkabını bağlarını çözdükten sonra çıkar arkası yırtılmasın, o tişörtü öyle savurup bi kenara atma hemen eskimesin, domatesin kabuklarını kalın kalın soyma, o elmanın da hepsini ye. Bunların hepsi israf yav. Bizim vaktiyle internete bile karneyle girerdik, maillerimize bile zar zor bakardık.
Daha çok şeyler yazardım ama hepsini bi anda bitirip israf etmek istemiyorum. Bunları uygulayarak para artırabilen seyircilerimiz arasında yapılacak çekilişte 1 şanslı seyircimize benim tarafımdan ödül olarak 10 adet kavanoz kapağı verilecektir. Haydi bakalım eller çıksın cepten, tasarrufa yeltensin bünyeler. İyi günler, sağlıcakla kalın.
Herkese merhabalar. Efendim ne demişler: "Ona vereceğin parayı boğazına ver". İşte geçmişten günümüze ışık tutan bu söz bugünkü anlatacaklarımın da temel felsefesini oluşturuyor. Gidiyosunuz abur cubura parayı yığıyorsunuz, gaza gelip bir sürü şey alıyosunuz, ondan sonra vay efendim neden cepte para kalmadı, neden kredi kartlarım ekside, ay başı ne zaman gelecek şu bu... Şimdi ben size yapacaklarınızı maddeler halinde sıralıycam, bunları uygulayın paranız cebinizde kalsın. Kısın, biriktirin, cüzdana can verin.
1- Canın cips mi çekti? 1 çikolata alana 1 bedava mıymış? Aaa ne güzel, hemen al, onları ye, göbeği büyüt, sonra spor salonuna yazıl eriticem diye. Sonra vay efendim bu para nasıl bitti. E biter tabi güzelim, biter tabi yiğidim. Hayır duası karşılığında mı veriyolar onları sana? Bırak o cipsi oraya, çikolatayı da yerine koy. Hayır efendim balık kraker de alma. Sen şu an açsın o yüzden canın çekiyo. Evde bi fasülye pilav ye hepsini unutacaksın bak.
2- Porsiyon köfte 10 TL, Ortaya salata 5 TL, Kutu Kola 3 TL, Şık bir restoranda yemek yemek paha biçilemez. En iyisi evde yemek yiyin siz. O neredeyse bedava.
3- İçme şu sigarayı ciğerlerine yazık. Günde 5 liradan ayda verdiğin paraya bak. Yok illa içicem diyosan yarım yarım iç. Yarım içemem diyosan kiloyla tütün al kendin sar iç. Yok onu da istemiyosan zıkkım iç, sonra bana gelmeyin hacım bana bi 50 lira bağlar mısın, ay başında veririm diye. Offf sinir yaptım şimdi durduk yere bak yaa. Ver şurdan bi sigara, sinirlerim yatışsın.
4- Dostum şimdi kendine gel ve elindeki ayakkabıyı yavaşça yere bırak. Ellerin havada dükkandan çık ve kalabalığa karış. Sakın bi alışveriş yapayım deme bizi zor kullanmaya mecbur bırakma. Şu ayakkabılıktaki üzeri tozlanmış ayakkabını silip parlatsan bu sene de götürür seni. Bunu sen de biliyorsun, neden böyle yapıyorsun?
5- Odadan çıkarken ışığı kapat, musluğu iyice sık, telefonu meşgul etme, ayakkabını bağlarını çözdükten sonra çıkar arkası yırtılmasın, o tişörtü öyle savurup bi kenara atma hemen eskimesin, domatesin kabuklarını kalın kalın soyma, o elmanın da hepsini ye. Bunların hepsi israf yav. Bizim vaktiyle internete bile karneyle girerdik, maillerimize bile zar zor bakardık.
Daha çok şeyler yazardım ama hepsini bi anda bitirip israf etmek istemiyorum. Bunları uygulayarak para artırabilen seyircilerimiz arasında yapılacak çekilişte 1 şanslı seyircimize benim tarafımdan ödül olarak 10 adet kavanoz kapağı verilecektir. Haydi bakalım eller çıksın cepten, tasarrufa yeltensin bünyeler. İyi günler, sağlıcakla kalın.
19 Mayıs 2010
Adab-ı Muaşeret Kuralları
Cemiyet hayatımızın önde gelen isimlerinden Muteber Namlıoğlu bu haftadan itibaren toplumsal hayatımızı düzenleyen adab-ı muaşeret kurallarından bahsederek adeta bir serseri gibi yaşayan avam halka çekidüzen verecek.
Efendim öncelikle hepinizi en içten dileklerimle selamlar bana bu zırvaları anlatma fırsatı verdiği için de trt2gibiadam ailesine teşekkür ederim. Hepimiz yemek yiyor, otobüse biniyor, barda hanımefendi kesiyor, misafirlikte gelen meyve tabağına halleniyoruz. Peki bütün bunları yaparken yazılı olmayan fakat bizim toplumsal saygınlığımızı belirleyen kurallara uyuyor muyuz? O ne lan dediğinizi duyar gibiyim. Dersiniz tabi, sizi görgüsüz, yarım terbiyeli cemiyet düşmanları. Hepsini öğreticem size.
Yemek Esnasında: Efendim adam eve geliyor saat olmuş 11. Belli ki dışarda arkadaşlarla takılmış. Ev ahalisi çoktan yemeğini yemiş, dizisini izliyorken bu salona dalıp yemek ne var diye soruyor. Önce iyi akşamlar demez iseniz sizi evde çok ayıplarlar. Bu saate kadar nerdeydin ulan it derler ve size mutfağa gidip zıkkım yemeniz konusunda telkinlerde bulunurlar. Bu yüzden önce kibar bir sesle "İyi akşamlar peder bey, iyi akşamlar valide hanım. Mesai çıkışında bir müddet arkadaşlarımla cafede hasbihal ettiğim içün biraz geciktim, mazeretimi kabul ediniz. Ancak dışarda uyduruk bi salataya dahi 10 lira vermek suretiyle kazık yemek istemediğimden çaya abanmış bulundum. Ol sebepten ötürü tabiri caizse hayvanlar gibi açım. Aceba yiyecek bir şeyler var mı?" demelisiniz. Bu kibar girizgâh aileniz tarafından anlayışla karşılanacak ve sizi aynı kibarlıkla mutfağa gidip bulduğunuzu yemeye davet edeceklerdir. Unutmayınız ki ufak detaylar kişiliğinize saygınlık katan elmas taneleridir.
Misafirlikte Meyve Yerken: Misafirliğe gidilmiş, yemek yenilmiş ve bir müddet sonra da tabaklar içerisinde meyveler gelmiş. Ama o da ne? Görgüsüz bir toplum canavarı daha diğer insanlar elmasını soymamışken 2 muzla bir avuç kayısıyı yutmuş bir yandan da gözlerini belertmiş üzümü kesiyor. Ev sahipleri şaşkın, bu saygısızın yerine kendileri utanıyor. Hiç mi meyve görmedin be münasebetsiz? Bak ellerim titremeye başladı sinirden ya. Efendim gelen meyveye öyle sirk maymunu gibi atlayacağınıza gidin damdan atlayın daha iyi. Hele bi de o eliniz önce tropikal meyvelere uzanmışsa sizi orda yarım saat rencide etseler yeridir. Meyve sıralamasında yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için öncelik elma, portakal gibi her eve girebilen meyvelere verilmelidir. Elma mutlak surette soyulmalı ve 4 eşit parçaya dilimlenmelidir. her dilimdeki çekirdek taneleri ayıklandıktan sonra dilimler 3 lokmada bitirilmelidir. Siz zaten bir elmayı bu şekilde yiyene kadar yarım saat geçeceği için diğerlerine pek vakit kalmayacaktır. Kalsa bile eğer bir muzu yemeye niyetlendiyseniz yarısını yiyiniz ve çok meyvenin midenize dokunduğunu söyleyiniz. Hiç merak etmeyin siz gittikten sonra o muz bir şekilde tüketilecek, ziyan olmayacaktır. Bildiğimiz gibi adab-ı muaşeret kuralları yalnızca yanımızda tanımadığımız kişiler varken geçerlidir. Yoksa isterseniz pilavı elle yiyin, isterseniz salonun ortasında oğlunuzla güreş tutun, sorun değil.
Bir sonraki programı olduğu gibi otobüs seyahati esnasında dikkat etmemiz gerekenlere ayıracağım. Haftaya kadar hareketlerinize dikkat edin, nazik, kentsoylu gibi insanlar olun. Hoşçakalın.
Efendim öncelikle hepinizi en içten dileklerimle selamlar bana bu zırvaları anlatma fırsatı verdiği için de trt2gibiadam ailesine teşekkür ederim. Hepimiz yemek yiyor, otobüse biniyor, barda hanımefendi kesiyor, misafirlikte gelen meyve tabağına halleniyoruz. Peki bütün bunları yaparken yazılı olmayan fakat bizim toplumsal saygınlığımızı belirleyen kurallara uyuyor muyuz? O ne lan dediğinizi duyar gibiyim. Dersiniz tabi, sizi görgüsüz, yarım terbiyeli cemiyet düşmanları. Hepsini öğreticem size.
Yemek Esnasında: Efendim adam eve geliyor saat olmuş 11. Belli ki dışarda arkadaşlarla takılmış. Ev ahalisi çoktan yemeğini yemiş, dizisini izliyorken bu salona dalıp yemek ne var diye soruyor. Önce iyi akşamlar demez iseniz sizi evde çok ayıplarlar. Bu saate kadar nerdeydin ulan it derler ve size mutfağa gidip zıkkım yemeniz konusunda telkinlerde bulunurlar. Bu yüzden önce kibar bir sesle "İyi akşamlar peder bey, iyi akşamlar valide hanım. Mesai çıkışında bir müddet arkadaşlarımla cafede hasbihal ettiğim içün biraz geciktim, mazeretimi kabul ediniz. Ancak dışarda uyduruk bi salataya dahi 10 lira vermek suretiyle kazık yemek istemediğimden çaya abanmış bulundum. Ol sebepten ötürü tabiri caizse hayvanlar gibi açım. Aceba yiyecek bir şeyler var mı?" demelisiniz. Bu kibar girizgâh aileniz tarafından anlayışla karşılanacak ve sizi aynı kibarlıkla mutfağa gidip bulduğunuzu yemeye davet edeceklerdir. Unutmayınız ki ufak detaylar kişiliğinize saygınlık katan elmas taneleridir.
Misafirlikte Meyve Yerken: Misafirliğe gidilmiş, yemek yenilmiş ve bir müddet sonra da tabaklar içerisinde meyveler gelmiş. Ama o da ne? Görgüsüz bir toplum canavarı daha diğer insanlar elmasını soymamışken 2 muzla bir avuç kayısıyı yutmuş bir yandan da gözlerini belertmiş üzümü kesiyor. Ev sahipleri şaşkın, bu saygısızın yerine kendileri utanıyor. Hiç mi meyve görmedin be münasebetsiz? Bak ellerim titremeye başladı sinirden ya. Efendim gelen meyveye öyle sirk maymunu gibi atlayacağınıza gidin damdan atlayın daha iyi. Hele bi de o eliniz önce tropikal meyvelere uzanmışsa sizi orda yarım saat rencide etseler yeridir. Meyve sıralamasında yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için öncelik elma, portakal gibi her eve girebilen meyvelere verilmelidir. Elma mutlak surette soyulmalı ve 4 eşit parçaya dilimlenmelidir. her dilimdeki çekirdek taneleri ayıklandıktan sonra dilimler 3 lokmada bitirilmelidir. Siz zaten bir elmayı bu şekilde yiyene kadar yarım saat geçeceği için diğerlerine pek vakit kalmayacaktır. Kalsa bile eğer bir muzu yemeye niyetlendiyseniz yarısını yiyiniz ve çok meyvenin midenize dokunduğunu söyleyiniz. Hiç merak etmeyin siz gittikten sonra o muz bir şekilde tüketilecek, ziyan olmayacaktır. Bildiğimiz gibi adab-ı muaşeret kuralları yalnızca yanımızda tanımadığımız kişiler varken geçerlidir. Yoksa isterseniz pilavı elle yiyin, isterseniz salonun ortasında oğlunuzla güreş tutun, sorun değil.
Bir sonraki programı olduğu gibi otobüs seyahati esnasında dikkat etmemiz gerekenlere ayıracağım. Haftaya kadar hareketlerinize dikkat edin, nazik, kentsoylu gibi insanlar olun. Hoşçakalın.
15 Mayıs 2010
Sabaha Doğru - Kültürlenelim Sanatlanalım
-Güzel Sanatları Güzelleştirme Derneği dün görkemli bir törenle kuruluşunun 4. yılını kutladı. Törende konuşan dernek başkanı ressam, müzisyen, astrolog, vantrolog, öykü yazarı ve 12 köy ağası Murtaza Cörtlek yaptığı konuşmada derneğinin geldiği başarılı noktaya vurgu yaptı. 4 yıl gibi kısa bir süre içerisinde bir çok güzelleştirme faaliyetinin altına imza attıklarını söyleyen Cörtlek yapılanları şöyle sıraladı:
-Geçen yıl güzel sanatlarda okuyan tüm uzun saçlı ve şekilli sakallı erkek öğrenciler için belediyeyle anlaşıp toplu berber festivali düzenleyip traş ettik. Hepsinin yüzü gözü açıldı adama benzediler, mis gibi oldular.
-Alternatif sanat kisvesi altında milletimizin kafasını karıştıran tüm akımlara karşı mücadele yürüttük, açtığımız davaları kazandık ve bunlara bi yasak getirdik. Bundan sonra en alternatif ressamımız Kenan Evren oldu, gerisini siz düşünün artık.
-Şenaylar Plastik firmasıyla sponsorluk anlaşması imzalatıp tüm plastik sanatla uğraşan öğrencilere maddi olanaklar sağladık. Bizzat ben 12 leğen alarak buna destek oldum.
-Halk oyunlarını güzel sanatlardan çıkardık. Yok öyle bütün öğretim yılı boyunca hoplaya zıplaya oynayıp sonra da ben okuyorum demek. Aynısını ben düğünlerde de yapıyorum, hani bana diploma? Evet oynamak güzel bişey ama buna müsade edemeyiz.
-İhtiyaç sahibi öğrencilere bölümlerine göre, 5 keman, 5 bağlama, 2 obua, 250 kilo alçı, 4 ton halis Afyon mermeri, 2500 tüp boya, 10 fotoğraf makinesi, 4 dikiş makinesi, 4 fön makinesi, 4 top ipek kumaş, 50 adet 6 ortalı harita metod defteri, 500 adet litrelik pastörize süt ve bol miktarda kalemtraş, silgi, elişi kağıdı yardımında bulunduk.
Konuşmasını alkışlar eşliğinde sonlandıran dernek başkanı cörtlek bu sene de aynı azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.
-Serdar Ortaç malesef bi albüm daha çıkardı. Böyle bir felaketi engellemek için ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden İçişleri bakanı Beşir Atalay yaptığı açıklamada "Valla biz bakanlık olarak tüm imkanlarımızla bu elim olayı önlemeye çalıştık. Tüm valiliklere talimat yolladık, tüm plak şirketlerini böyle bir işe kalkışmamaları yönünde tehdit ettik ama bu adam yine bi yolunu bulmuş, Kıbrıs'a gidip orda çıkarmış albümünü. Yavru vatan olduğu için dışişleri bakanlığımız vasıtasıyla nota da vermedik. Zaten topu topu 7 nota var, onu da öyle sağa sola verirsek bize ne kalacak? diye konuştu. Ne yazık ki Serdar Ortaç 'ın albümünün yakında tüm radyoları, plajları, ve müzik yayını yapan TV kanallarını ele geçirmesi bekleniyor.
-Geçen yıl güzel sanatlarda okuyan tüm uzun saçlı ve şekilli sakallı erkek öğrenciler için belediyeyle anlaşıp toplu berber festivali düzenleyip traş ettik. Hepsinin yüzü gözü açıldı adama benzediler, mis gibi oldular.
-Alternatif sanat kisvesi altında milletimizin kafasını karıştıran tüm akımlara karşı mücadele yürüttük, açtığımız davaları kazandık ve bunlara bi yasak getirdik. Bundan sonra en alternatif ressamımız Kenan Evren oldu, gerisini siz düşünün artık.
-Şenaylar Plastik firmasıyla sponsorluk anlaşması imzalatıp tüm plastik sanatla uğraşan öğrencilere maddi olanaklar sağladık. Bizzat ben 12 leğen alarak buna destek oldum.
-Halk oyunlarını güzel sanatlardan çıkardık. Yok öyle bütün öğretim yılı boyunca hoplaya zıplaya oynayıp sonra da ben okuyorum demek. Aynısını ben düğünlerde de yapıyorum, hani bana diploma? Evet oynamak güzel bişey ama buna müsade edemeyiz.
-İhtiyaç sahibi öğrencilere bölümlerine göre, 5 keman, 5 bağlama, 2 obua, 250 kilo alçı, 4 ton halis Afyon mermeri, 2500 tüp boya, 10 fotoğraf makinesi, 4 dikiş makinesi, 4 fön makinesi, 4 top ipek kumaş, 50 adet 6 ortalı harita metod defteri, 500 adet litrelik pastörize süt ve bol miktarda kalemtraş, silgi, elişi kağıdı yardımında bulunduk.
Konuşmasını alkışlar eşliğinde sonlandıran dernek başkanı cörtlek bu sene de aynı azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.
-Serdar Ortaç malesef bi albüm daha çıkardı. Böyle bir felaketi engellemek için ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden İçişleri bakanı Beşir Atalay yaptığı açıklamada "Valla biz bakanlık olarak tüm imkanlarımızla bu elim olayı önlemeye çalıştık. Tüm valiliklere talimat yolladık, tüm plak şirketlerini böyle bir işe kalkışmamaları yönünde tehdit ettik ama bu adam yine bi yolunu bulmuş, Kıbrıs'a gidip orda çıkarmış albümünü. Yavru vatan olduğu için dışişleri bakanlığımız vasıtasıyla nota da vermedik. Zaten topu topu 7 nota var, onu da öyle sağa sola verirsek bize ne kalacak? diye konuştu. Ne yazık ki Serdar Ortaç 'ın albümünün yakında tüm radyoları, plajları, ve müzik yayını yapan TV kanallarını ele geçirmesi bekleniyor.
13 Mayıs 2010
Erim Erim Eriten Yaz Diyeti
Ne zamandır diyet yazmıyoruz diye diyet konusunu artık önemsemediğimizi sanan okuyucularımız malesef yanıldı. Alın size tam da mevsimine uygun, cereyan yapan, şort giyen, kliması 18 dereceye ayarlanmış püfür püfür yaz diyeti:
Sabah:
-19 gr haşlanmış flamingo bifteği
-1 kibrit çöpü peynir
-73 ml sirke
-1 bardak deo parfümlü alo
Öğlen:
-koca_bir_tabak_yogurtlu_mantı.jpeg (nıahahaha resme bakın ağzınız sulansın)
-50 gram kokain (kullananlar zayıflıyo valla, ben bilmem)
-2 dilim kepek ekmeği
-1 kibrit çöpü (barutunu ayıklayın, gaz yapar)
Akşam:
-4 mikrogram potasyum permanganat
-1 kolonyalı mendil
-1/2 kayısı
-kuzu çevirme.mpeg (hıahahaahaa, başa al bi daha izle)
Sinirden hemen yarım kilo verdiğinizi görür gibiyim. Ben uyguladım şu an ulaşımımı rüzgarda savrularak sağlıyorum, o derece. Siz de uygulayın, beraber savrulalım. Haydi esen kalın.
Sabah:
-19 gr haşlanmış flamingo bifteği
-1 kibrit çöpü peynir
-73 ml sirke
-1 bardak deo parfümlü alo
Öğlen:
-koca_bir_tabak_yogurtlu_mantı.jpeg (nıahahaha resme bakın ağzınız sulansın)
-50 gram kokain (kullananlar zayıflıyo valla, ben bilmem)
-2 dilim kepek ekmeği
-1 kibrit çöpü (barutunu ayıklayın, gaz yapar)
Akşam:
-4 mikrogram potasyum permanganat
-1 kolonyalı mendil
-1/2 kayısı
-kuzu çevirme.mpeg (hıahahaahaa, başa al bi daha izle)
Sinirden hemen yarım kilo verdiğinizi görür gibiyim. Ben uyguladım şu an ulaşımımı rüzgarda savrularak sağlıyorum, o derece. Siz de uygulayın, beraber savrulalım. Haydi esen kalın.
05 Mayıs 2010
Sıcaklar Geliyor Napalım?
Kanalımızın aklında geldikçe bişeyler karalayan sözleşmeli personeli Resul Palandiz bu hafta aniden sıcakların gelmesi üzerine siz değerli izleyenleri yaza hazırlayacak tarihsel içerikli bir yazı kaleme aldı.Bakın bakalım biz halk olarak neler yapıyomuşuz yazları:
*Bu yaz da çok sıcak geçecek hacı. Öyle kış çok soğuktu, bahar uzun sürdü, acaba yaz bu sene serin geçer mi diye boş yere heveslenmeyin. Malesef bu sene de yine otobüslerde ter ensenizden sırtınıza ordan da çatala inecek, klima ancak kendini soğutacak, rüzgar falan esmeyecek. Bu iş 1960 larda da böleydi. O zamanlar hiç unutmam Adanada'yım, saat olmuş gecenin ikisi... Sıcak uyutmuyor arkadaş, düşün ki balkonda donla yatıyorum. Derken 27 mayıs darbesi patlak verdi, sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Balkonun demirlerinden kafayı uzattım, döndüm askere, ben dedim şu an hem evde gibiyim, hem de sokakta gibiyim, napayım dedim. Gir ulan içeri eşşek herif dedi. Ben tabi aynen içeri kaçtım. Hey gidi günler hey...
*Karpuzlara geçen sene maliyeti ucuza gelsin diye kabak geni aşılamışlardı. Tipe bakarsan karpuz ama tadı bildiğin naylon. Oysa eski karpuzlar öyle miydi? Mutfakta ikiye yarılan karpuzun kokusu ta salona gelirdi. Burdan karpuz üreticileri kooperatifine sesleniyorum; eğer bu sene de böyle bişey yaparsanız tarlalarınıza tankla dalarım. Bi karpuz keyfimiz var zaten, bozmayın adamın kafasını.
*Bi yandan bakınca da iyi lan aslında sıcak hava. Soğuk suyla banyo yapıyosun, hemen dışarı çıkıyosun, hasta falan da olmuyosun. Hele bi de akşama bal gibi karpuzla üzüm yersen senden güzeli yok. Ayrıca şeftali vaar, kayısı vaaar, kiraz vaar... İşte bi de diziler tatile girmese nefis olacak. Mecburen akşamları hanımla Sır Kapısı'na falan bakıyoruz adamın huzuru kaçıyo.
*Erkek okuyucularımızın abi dekoltelerden, kısa kollulardan, mini eteklerden de bahset dediğini duyar gibiyim. Hepimizin anası bacısı var ulan, atmıyim kafanıza vantilatörü.
*Erkeklerin askerlik anısı neyse, kadınların da yaz tatili anıları odur. Bildiğimiz gibi 1 hafta yapılan tatil yaklaşık 2 sene boyunca anlatılır. Emekli olunca yerleşilecek yerler belirlenir, yenen balığın tadı unutulamaz, gidilen barda ilgi odağı olunur, deniz kenarında 250 fotoğraf çektirilir falan... Hepiniz her akşam dondurma yalıyosunuz, sadece bi gün de bara gidip bi biraya 20 lira veriyosunuz, sonra da efenim şöyle oldu böyle oldu. Yemeyin artık bizi arkadaşım, sene olmuş 2010, yutmuyoruz.
*Bazen düşünürüm acaba yeryüzünden sinekler ve sivrisinekler silinse insanlık ne kaybeder? Tarihimiz malesef bu iki hayvan yüzünden psikolojisi bozulmuş insanlarla doludur. Sultan 3. Mücbir'in bir sohbet esnasında sivrisineklere sinirlenip 50 sinin birden boynunu vurdurduğu rivayet olunur. Yine aynı şekilde İngiltere Kralı baştan ikinci Vilyım da çocukken sinekleri etipuf ambalajına hapsedip işkence çektirirmiş. Rahmetli dedem de hiç sevmezdi sinekleri ama öyle kaydadeğer bi tepki vermedi malesef.
*Klimayı en düşük 18 dereceye indirebiliyom yav, oğlum bunun -20 ye ayarlananından yokmu? Bak daha bu sıcaklar hiç bişey, çöl sıcakları geliyomuş. O zaman İsmail Türüt gibi terliycez, yazık olcak hepimize.
*Benden bu kadar ben uyarımı yaptım. Siz yine de altınıza atlet giyin, teri çeker. Hadi görüşürüz.
*Bu yaz da çok sıcak geçecek hacı. Öyle kış çok soğuktu, bahar uzun sürdü, acaba yaz bu sene serin geçer mi diye boş yere heveslenmeyin. Malesef bu sene de yine otobüslerde ter ensenizden sırtınıza ordan da çatala inecek, klima ancak kendini soğutacak, rüzgar falan esmeyecek. Bu iş 1960 larda da böleydi. O zamanlar hiç unutmam Adanada'yım, saat olmuş gecenin ikisi... Sıcak uyutmuyor arkadaş, düşün ki balkonda donla yatıyorum. Derken 27 mayıs darbesi patlak verdi, sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Balkonun demirlerinden kafayı uzattım, döndüm askere, ben dedim şu an hem evde gibiyim, hem de sokakta gibiyim, napayım dedim. Gir ulan içeri eşşek herif dedi. Ben tabi aynen içeri kaçtım. Hey gidi günler hey...
*Karpuzlara geçen sene maliyeti ucuza gelsin diye kabak geni aşılamışlardı. Tipe bakarsan karpuz ama tadı bildiğin naylon. Oysa eski karpuzlar öyle miydi? Mutfakta ikiye yarılan karpuzun kokusu ta salona gelirdi. Burdan karpuz üreticileri kooperatifine sesleniyorum; eğer bu sene de böyle bişey yaparsanız tarlalarınıza tankla dalarım. Bi karpuz keyfimiz var zaten, bozmayın adamın kafasını.
*Bi yandan bakınca da iyi lan aslında sıcak hava. Soğuk suyla banyo yapıyosun, hemen dışarı çıkıyosun, hasta falan da olmuyosun. Hele bi de akşama bal gibi karpuzla üzüm yersen senden güzeli yok. Ayrıca şeftali vaar, kayısı vaaar, kiraz vaar... İşte bi de diziler tatile girmese nefis olacak. Mecburen akşamları hanımla Sır Kapısı'na falan bakıyoruz adamın huzuru kaçıyo.
*Erkek okuyucularımızın abi dekoltelerden, kısa kollulardan, mini eteklerden de bahset dediğini duyar gibiyim. Hepimizin anası bacısı var ulan, atmıyim kafanıza vantilatörü.
*Erkeklerin askerlik anısı neyse, kadınların da yaz tatili anıları odur. Bildiğimiz gibi 1 hafta yapılan tatil yaklaşık 2 sene boyunca anlatılır. Emekli olunca yerleşilecek yerler belirlenir, yenen balığın tadı unutulamaz, gidilen barda ilgi odağı olunur, deniz kenarında 250 fotoğraf çektirilir falan... Hepiniz her akşam dondurma yalıyosunuz, sadece bi gün de bara gidip bi biraya 20 lira veriyosunuz, sonra da efenim şöyle oldu böyle oldu. Yemeyin artık bizi arkadaşım, sene olmuş 2010, yutmuyoruz.
*Bazen düşünürüm acaba yeryüzünden sinekler ve sivrisinekler silinse insanlık ne kaybeder? Tarihimiz malesef bu iki hayvan yüzünden psikolojisi bozulmuş insanlarla doludur. Sultan 3. Mücbir'in bir sohbet esnasında sivrisineklere sinirlenip 50 sinin birden boynunu vurdurduğu rivayet olunur. Yine aynı şekilde İngiltere Kralı baştan ikinci Vilyım da çocukken sinekleri etipuf ambalajına hapsedip işkence çektirirmiş. Rahmetli dedem de hiç sevmezdi sinekleri ama öyle kaydadeğer bi tepki vermedi malesef.
*Klimayı en düşük 18 dereceye indirebiliyom yav, oğlum bunun -20 ye ayarlananından yokmu? Bak daha bu sıcaklar hiç bişey, çöl sıcakları geliyomuş. O zaman İsmail Türüt gibi terliycez, yazık olcak hepimize.
*Benden bu kadar ben uyarımı yaptım. Siz yine de altınıza atlet giyin, teri çeker. Hadi görüşürüz.
27 Nisan 2010
Rek-lam-laaaar
-Şimşiroğlu Tekel Bayii'nden öğrencilere dev hizmet. Öğrenci evinde çeşitli şekillerde dizilip paylaşım sitelerine fotoğraf ekleyerek dikkat çekmek için kullanılacak boş bira şişesi ve karton sigara paketi satışlarımız başlamıştır. 100 boş efes şişesi 30 lira, 200 sigara paketi 20 lira olup fiyatlarımız gayet uygundur. Ayrıca evdeki boş şişe ve sigara kutularınız alınır. Şimşiroğlu Tekel Bayi Basmane'de Oteller Sokağı'nın oralarda bi yerde. Şimşiroğluuu, kime sorsanız gösterir!!!
-Dün gece barda bi kadınla gözgöze mi geldiniz? Kendisinden sinyal aldığınızı mı sandınız? Lan yoksa öylesine mi baktı acaba diye düşündünüz? Gidip de konuşacak cesaret mi bulamadınız? Ajansımızın deneyimli personelleri sırf siz ertesi gün "Oğlum dün barda hatunun biriyle acayip kesiştik haa, cepte para olsa gidip konuşcaktım" diye palavra sıkmamanız için gidip o hatunla sizin adınıza konuşuyor ve gerçekleri öğreniyor. Türker Ajans bu işi üstelik tamamen hayrına yapıyor. Telefonla sipariş alınır, telefonlarımız 433 34 64-65-66-67-68-69 (Çok talep var anca yetişiyoz)
-Düş Bahçesi Kültür Sanat Atölyesi, maymun iştahlılar için 2 haftalık ebru, resim, keman, salsa ve alçı heykel kursları açıyor. Gaza gelip de sanki yıllarca uğraşacakmış gibi malzemeye şuna buna o kadar para vermeyin. 2 hafta buralarda takılın hevesinizi alın sonra da naparsanız yapın. Devam edecek olan zaten alır yürür. Fiyatlarımız tüm kurslar için 2 haftalık 50 liradır. Düş Bahçesi Kültür Sanat Atölyesi'yle düşlerinizi avutun.
-Bize sormadan kitap almayın, adamın kafasını bozmayın. Ustura kitapevinde kampanyalar bitmiyor. 2 kilo kitap alana 10 yumurta bedava. Ayrıca tek seferde 50 liralık alışveriş yapanlar arasında yapılacak çekilişte 3 ballı müşterimize çeyrek altın veriyoruz. Bu sizler için yapılan son çağrıdır. Aldınız aldınız, almadınız memleketten akrabaları çağırıyorum, feci dayak var. Dükkanın yerini biliyosunuz, hadi selametle.
-Dün gece barda bi kadınla gözgöze mi geldiniz? Kendisinden sinyal aldığınızı mı sandınız? Lan yoksa öylesine mi baktı acaba diye düşündünüz? Gidip de konuşacak cesaret mi bulamadınız? Ajansımızın deneyimli personelleri sırf siz ertesi gün "Oğlum dün barda hatunun biriyle acayip kesiştik haa, cepte para olsa gidip konuşcaktım" diye palavra sıkmamanız için gidip o hatunla sizin adınıza konuşuyor ve gerçekleri öğreniyor. Türker Ajans bu işi üstelik tamamen hayrına yapıyor. Telefonla sipariş alınır, telefonlarımız 433 34 64-65-66-67-68-69 (Çok talep var anca yetişiyoz)
-Düş Bahçesi Kültür Sanat Atölyesi, maymun iştahlılar için 2 haftalık ebru, resim, keman, salsa ve alçı heykel kursları açıyor. Gaza gelip de sanki yıllarca uğraşacakmış gibi malzemeye şuna buna o kadar para vermeyin. 2 hafta buralarda takılın hevesinizi alın sonra da naparsanız yapın. Devam edecek olan zaten alır yürür. Fiyatlarımız tüm kurslar için 2 haftalık 50 liradır. Düş Bahçesi Kültür Sanat Atölyesi'yle düşlerinizi avutun.
-Bize sormadan kitap almayın, adamın kafasını bozmayın. Ustura kitapevinde kampanyalar bitmiyor. 2 kilo kitap alana 10 yumurta bedava. Ayrıca tek seferde 50 liralık alışveriş yapanlar arasında yapılacak çekilişte 3 ballı müşterimize çeyrek altın veriyoruz. Bu sizler için yapılan son çağrıdır. Aldınız aldınız, almadınız memleketten akrabaları çağırıyorum, feci dayak var. Dükkanın yerini biliyosunuz, hadi selametle.
13 Nisan 2010
Biraz da Yiyelim
İlk programıyla gurmeler arasında infial yaratan ve 16 sıra birden yükselerek listenin bir numarasına oturan kanalımızın kadrolu, sigortalı, 3 ayda bir maaş ikramiyeli gurmesi Satılmış Taşdöğen bu hafta sizlere gece yatmadan yemek yemenin inceliklerini anlatacak. Buyrun sayın Taşdöğen mikrofon sizde.
Sağol yiğenim. Nassınız bakayım sayın seyirciler? Karnınız tok mu yoksa şöyle hafiften bi açlık mı var? Eğer aç gibiyseniz hemen yemeyin, 2 saat daha dayanın, o zaman yenen yemek daha bi iştahlı olur. Neyse efendim ben bu hafta gece yatarken yenen yemeklerden bir seçme sunacam.
Gece yatarken yenen yemek, yemeklerin en tatlısı en iştahlısıdır. Öyle kahvaltı gibi uyku mahmurluğuyle gitmez, öğle yemeği gibi tostla geçiştirilmez, akşam yemeği gibi tören havasında geçmez. Gece acıkması hiç beklenmeyen bir dostun gelmesi gibi gelir. Böyle ellerinde torbalar. Torbanın biri bira dolu, ötekinde atıştırmalık bişeyler. Oğlum der hazırda bişey varsa ısıt yiyelim sonra da hayvanlar gibi içelim dercesine sızar bünyeye. Reddetme imkanı yoktur, çaresiz buzdolabına gidilir. İşte böyle bir duruma evde yakalandıysanız yapılacak ilk şey akşamdan kalan yemeği ısıtmadan hemen bitirmektir. Hele de tencerenin dibinde biraz yaprak sarması kalmışsa onu hemen oracıkta soğuk olarak tüketiniz. Sarmanın içi bünyeye şifa veren çeşit çeşit gıdayla doludur. Kan yapar, vücuda kuvvet verir, fikri parlatır, hislere cila atar. E peki doyduk mu? Tabi ki hayır, çünkü sarmayı ekmeksiz yedik. Bildiğiniz gibi ortalama bir Türk insanı ekmek yemediği sürece iki varil pilav da yese doyması mümkün değildir. O yüzden hemen ekmek kovasından biraz ekmek alıyoruz ve içine peynir, zeytin, domat ne bulursak dolduruyoruz. Bu tür kahvaltılık şeyler gece vakti mideye çok cazip gelir. Mide o sırada sevinçten ne yapacağını bilemez bir halde sağa sola asit salgılamaya başlar, bunu gören yan organlar da coşkuya katılır ve görkemli bir birlik havası doğar. Bünyenin kızamık işgalinden kurtuluşunun 21. yıl dönümü törenlerle kutlanır. Onu da yedik bittiii ama hala bi eksik var di mi? Evet bildiniz tatlı yemedik. Bak orda ekmekten ufak bi parça kalmış, yatır arasına helvayı, indir üç ısırıkta. Şimdi söyleyin bakalım; var mı lan şimdi senden benden güzeli? Tabi ki de yok. Üstüne de bi bardak suyu içtik. Sonra hop yatağa. Gece tabi ki biraz aksiyonlu geçecek. Karabasan falan çökebilir aldırmayın, uyanınca hepsi geçiyor. Yani şimdi kabus görmeyecez diye yatağa aç mı gircez? Aç adamın uykusu gelmez be. Lütfen kendimizi kandırmayalım, bi insan acıkmışsa acıkmıştır. Diyet falan bunların alayı dış mihrakların oyunudur.
Bi programın daha sonuna geldik. Ben iştah açan kardeşiniz Satılmış Taşdöğen hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. Yediğiniz yarasın, löp löp et olsun, afiyet olsun.
Sağol yiğenim. Nassınız bakayım sayın seyirciler? Karnınız tok mu yoksa şöyle hafiften bi açlık mı var? Eğer aç gibiyseniz hemen yemeyin, 2 saat daha dayanın, o zaman yenen yemek daha bi iştahlı olur. Neyse efendim ben bu hafta gece yatarken yenen yemeklerden bir seçme sunacam.
Gece yatarken yenen yemek, yemeklerin en tatlısı en iştahlısıdır. Öyle kahvaltı gibi uyku mahmurluğuyle gitmez, öğle yemeği gibi tostla geçiştirilmez, akşam yemeği gibi tören havasında geçmez. Gece acıkması hiç beklenmeyen bir dostun gelmesi gibi gelir. Böyle ellerinde torbalar. Torbanın biri bira dolu, ötekinde atıştırmalık bişeyler. Oğlum der hazırda bişey varsa ısıt yiyelim sonra da hayvanlar gibi içelim dercesine sızar bünyeye. Reddetme imkanı yoktur, çaresiz buzdolabına gidilir. İşte böyle bir duruma evde yakalandıysanız yapılacak ilk şey akşamdan kalan yemeği ısıtmadan hemen bitirmektir. Hele de tencerenin dibinde biraz yaprak sarması kalmışsa onu hemen oracıkta soğuk olarak tüketiniz. Sarmanın içi bünyeye şifa veren çeşit çeşit gıdayla doludur. Kan yapar, vücuda kuvvet verir, fikri parlatır, hislere cila atar. E peki doyduk mu? Tabi ki hayır, çünkü sarmayı ekmeksiz yedik. Bildiğiniz gibi ortalama bir Türk insanı ekmek yemediği sürece iki varil pilav da yese doyması mümkün değildir. O yüzden hemen ekmek kovasından biraz ekmek alıyoruz ve içine peynir, zeytin, domat ne bulursak dolduruyoruz. Bu tür kahvaltılık şeyler gece vakti mideye çok cazip gelir. Mide o sırada sevinçten ne yapacağını bilemez bir halde sağa sola asit salgılamaya başlar, bunu gören yan organlar da coşkuya katılır ve görkemli bir birlik havası doğar. Bünyenin kızamık işgalinden kurtuluşunun 21. yıl dönümü törenlerle kutlanır. Onu da yedik bittiii ama hala bi eksik var di mi? Evet bildiniz tatlı yemedik. Bak orda ekmekten ufak bi parça kalmış, yatır arasına helvayı, indir üç ısırıkta. Şimdi söyleyin bakalım; var mı lan şimdi senden benden güzeli? Tabi ki de yok. Üstüne de bi bardak suyu içtik. Sonra hop yatağa. Gece tabi ki biraz aksiyonlu geçecek. Karabasan falan çökebilir aldırmayın, uyanınca hepsi geçiyor. Yani şimdi kabus görmeyecez diye yatağa aç mı gircez? Aç adamın uykusu gelmez be. Lütfen kendimizi kandırmayalım, bi insan acıkmışsa acıkmıştır. Diyet falan bunların alayı dış mihrakların oyunudur.
Bi programın daha sonuna geldik. Ben iştah açan kardeşiniz Satılmış Taşdöğen hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. Yediğiniz yarasın, löp löp et olsun, afiyet olsun.
02 Nisan 2010
Cinsel Sağlık Saati
Kanalımızın halk tarafından benimsenmiş, cinsel sağlık alanının önde giden, bayrak taşıyan, marş söyleyip slogan atan önemli şahsiyeti Prof. Dr. Gürbüz Şakir ORGAN sizlerin cinsel problemlerinizi dinleyip, çözüme ulaştırmaya devam ediyor. Kendisinin mücadelesi ülke çapında sevişmemiş tek kişi kalmayıncaya dek sürecek. Sendeyiz profesör.
Nassınız bakalım sevişgenler?
Ulu seksler oldu mi
Banyolar yapıldu mi
Bornozlar giyuldu mi
İmdi çarşaf irtulur
Programıma bir şiirle başlayıp romantik bir hava yaratayım istedim. Eğer bir çiftin bile sevişmesine katkım olursa ne mutlu bana. Şimdi mektuplara geçelim:
İlk mektubumuz Rize'den. Uzun uzun kamışlar rumuzlu okurumuz şöyle diyor: "Hocam merhaba. Ben 32 yaşına gelmiş olmasına rağmen hayatında bir kere bile erotik olaylara girmemiş bekar bir erkeğim. Gül gibi ömrüm bir seks yapamadan, bir yuvarlak hat yarıçapı ölçemeden geçip gidiyor. Bir keresinde geneleve gittim, "vizite kaça bacım?" dedim, "sen bacınla mı cima ediyon lan it" cevabı üzerine oradan da kaçtım ve bi daha gidemedim. Eğer bir süre daha sevişemezsem sanırım kadın cinsinin neye benzediğini tamamen unutacağım. Bu işler nasıl oluyo hocam, bana bi çare.
Sevgili okurum. Sen bu yaşına kadar bir kadına bulaşmadıysan bir sürü birikmiş paran vardır. Şimdi sen yanına biraz para al İstanbul'a gel. Beyoğlunda Filiz Oteli'ni bul, resepsiyona benim adımı verip 300 lira para bırak. Görevlinin sana verdiği odaya çık içerdeki kadınla naparsan yap. Kadını konuşmaya zorlama, pek Türkçe bilmiyor. Ha ama Rusçan varsa istediğin kadar konuş tabi. Çıkarken bi 300 lira da ona bırak. Bana hayır dualarını yolla, memleketine geri dön. Bu kıyağımı da sakın ha unutma.
Bu hafta 2 mektup alıyorum, çünkü son bölümde hepinize ödev vercem. 2. mektubumuz ise Sinop'tan gelmiş. Bakalım
akşam simidi gibi yanıyorum rumuzlu okurumuz ne demiş? Hocam ben normalde gayet efendi bir hanım olmama rağmen, ne zaman üniformalı bi erkek görsem kendimden geçiyorum. Üniforma giymiş erkeklere karşı büyük bir zaafım var. Şu ana kadar 5 subay, 4 astsubay, 2 uzman çavuş, 18 er ve erbaşın yanı sıra, hatırı sayılır miktarda polis, zabıta ve güvenlik görevlisiyle beraber oldum. Bu zaafım etrafta da bilindiği için mesleği ne olursa olsun bir çok erkek bi yerden bi üniforma denkleştirip kapımın önüne dikiliyor. Geçen biri abartıp mareşal ünformasıyla geldi. Herifi kovaladım gitti ama aklım da yine üniformada kaldı. Hocam napcaz böyle? Televizyonda 30 Ağustos kutlamaları çıkıyor ben evde üçlü koltukla boğuşuyorum. Kurtarın beni bu dertten.
Sayın okurum askerliğini asteğmen olarak yapmış biri olarak bu konuyu seninle karşılıklı konuşmak isterim. O günlerin hatrına hala bir takım üniformam dolabımda asılıdır. Seninle seviyeli bir görüşme yaptıktan sonra İstanbul'a 1 mayıs tarihli bir uçak bileti alacağız. (Bileti ben temin ederim 300-400 lira bişey zaten) Sen kutlamalara katılacaksın, gaz bombasını, copu yiyince ne üniforma sevdası kalacak ne de başka bişey. Evin yansa itfaiye çağırmayacaksın o derece. Sonra bana çok teşekkür edeceksin. Şimdiden hayırlı olsun, ben yeşilleri çektim bekliyorum.
Gelelim bu haftanın ödevine. Gelecek programa kadar herkes bir partner bulup sevişecek ve neler hissettiğini anlatan bir kompozisyon yazacak. Ayrıca, seksapel, libido, histerik kelimelerini de cümle içinde kullanacaksınız. Partner bulamayan erkekler Filiz Otel'ine gitsin, partner bulamayan kadınlar bana gelsin. Haftaya ödevleri kontrol edicem ona göre. Erotizmden yoksun bir milletin haline acırım. Hadi öptüm bye.
Nassınız bakalım sevişgenler?
Ulu seksler oldu mi
Banyolar yapıldu mi
Bornozlar giyuldu mi
İmdi çarşaf irtulur
Programıma bir şiirle başlayıp romantik bir hava yaratayım istedim. Eğer bir çiftin bile sevişmesine katkım olursa ne mutlu bana. Şimdi mektuplara geçelim:
İlk mektubumuz Rize'den. Uzun uzun kamışlar rumuzlu okurumuz şöyle diyor: "Hocam merhaba. Ben 32 yaşına gelmiş olmasına rağmen hayatında bir kere bile erotik olaylara girmemiş bekar bir erkeğim. Gül gibi ömrüm bir seks yapamadan, bir yuvarlak hat yarıçapı ölçemeden geçip gidiyor. Bir keresinde geneleve gittim, "vizite kaça bacım?" dedim, "sen bacınla mı cima ediyon lan it" cevabı üzerine oradan da kaçtım ve bi daha gidemedim. Eğer bir süre daha sevişemezsem sanırım kadın cinsinin neye benzediğini tamamen unutacağım. Bu işler nasıl oluyo hocam, bana bi çare.
Sevgili okurum. Sen bu yaşına kadar bir kadına bulaşmadıysan bir sürü birikmiş paran vardır. Şimdi sen yanına biraz para al İstanbul'a gel. Beyoğlunda Filiz Oteli'ni bul, resepsiyona benim adımı verip 300 lira para bırak. Görevlinin sana verdiği odaya çık içerdeki kadınla naparsan yap. Kadını konuşmaya zorlama, pek Türkçe bilmiyor. Ha ama Rusçan varsa istediğin kadar konuş tabi. Çıkarken bi 300 lira da ona bırak. Bana hayır dualarını yolla, memleketine geri dön. Bu kıyağımı da sakın ha unutma.
Bu hafta 2 mektup alıyorum, çünkü son bölümde hepinize ödev vercem. 2. mektubumuz ise Sinop'tan gelmiş. Bakalım
akşam simidi gibi yanıyorum rumuzlu okurumuz ne demiş? Hocam ben normalde gayet efendi bir hanım olmama rağmen, ne zaman üniformalı bi erkek görsem kendimden geçiyorum. Üniforma giymiş erkeklere karşı büyük bir zaafım var. Şu ana kadar 5 subay, 4 astsubay, 2 uzman çavuş, 18 er ve erbaşın yanı sıra, hatırı sayılır miktarda polis, zabıta ve güvenlik görevlisiyle beraber oldum. Bu zaafım etrafta da bilindiği için mesleği ne olursa olsun bir çok erkek bi yerden bi üniforma denkleştirip kapımın önüne dikiliyor. Geçen biri abartıp mareşal ünformasıyla geldi. Herifi kovaladım gitti ama aklım da yine üniformada kaldı. Hocam napcaz böyle? Televizyonda 30 Ağustos kutlamaları çıkıyor ben evde üçlü koltukla boğuşuyorum. Kurtarın beni bu dertten.
Sayın okurum askerliğini asteğmen olarak yapmış biri olarak bu konuyu seninle karşılıklı konuşmak isterim. O günlerin hatrına hala bir takım üniformam dolabımda asılıdır. Seninle seviyeli bir görüşme yaptıktan sonra İstanbul'a 1 mayıs tarihli bir uçak bileti alacağız. (Bileti ben temin ederim 300-400 lira bişey zaten) Sen kutlamalara katılacaksın, gaz bombasını, copu yiyince ne üniforma sevdası kalacak ne de başka bişey. Evin yansa itfaiye çağırmayacaksın o derece. Sonra bana çok teşekkür edeceksin. Şimdiden hayırlı olsun, ben yeşilleri çektim bekliyorum.
Gelelim bu haftanın ödevine. Gelecek programa kadar herkes bir partner bulup sevişecek ve neler hissettiğini anlatan bir kompozisyon yazacak. Ayrıca, seksapel, libido, histerik kelimelerini de cümle içinde kullanacaksınız. Partner bulamayan erkekler Filiz Otel'ine gitsin, partner bulamayan kadınlar bana gelsin. Haftaya ödevleri kontrol edicem ona göre. Erotizmden yoksun bir milletin haline acırım. Hadi öptüm bye.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)